BİR ERGEN NEYE GEREKSİNİM DUYAR

BİR ERGEN NEYE GEREKSİNİM DUYAR

BİR ERGEN NEYE GEREKSİNİM DUYAR

Çocuk olamayacak kadar yetişkin; yetişkin olamayacak kadar çocuk olmak… Yaşam boyunca en derinden hissedilen arafta kalma hali olsa gerek ergenlik. İnşa etmelerin olduğu kadar, yıkımların da çokça yaşandığı, aslında belirli bir yaş aralığını kapsayan bir dönem olmaktan çok, yaşamsal bir pozisyondur da. Ergenler ise Winnicott’un benzetmesiyle belirsiz bir gelecek uğruna bir şeylerden vazgeçmek zorunda olan, siste bekleyen gemiler gibidir.

Ergenlik hakkında yazılıp çizilirken, yılanların deri değiştirmesi ile olan benzerliği üzerinde sıklıkla durulur. Yılanların kendilerini saran dış derileri, vücutlarında meydana gelen değişiklikler karşısında esnemeyecek kadar sert olduğundan, zamanla mevcut derilerinden sıyrılırlar. Ergen de genitalleşen beden ve soyutlamaya izin veren zihnin çatışmalarını kapsayabilecek yeni bir deriye gereksinim duyar. O da tıpkı yılanlar gibi, mevcut derilerinden sıyrılır ve kendilerini kapsayacak yeni derilerinin oluşmasını bekler. Bu değişim süreci, tahmin edileceği üzere, epey sancılı olur ve ergeni hassas ve incinebilir bir pozisyonda bırakır. Başta ebeveynleri olmak üzere, dış dünyaya meydan okuyan o tümgüçlüğünün ardında oldukça kırılgan bir işleyiş hüküm sürer; çünkü ergenlik de hızlı büyüyen hemen her şey gibi fazlasıyla kırılgandır.

Ergenlik dönemi, ruh sağlığı alanında “kriz” tanımıyla birlikte anılır ve Fransızca kökenli kriz sözcüğü, yer aldığı hemen her tamlamaya olumsuz bir anlam katar gibidir. Diğer yandan krizler, dönüşüm ve yeni oluşumlar için birer fırsattır da. Ergenliğin krizi de bir ayağı çocuklukta, bir ayağı ise yetişkinliğin kıyılarında dolaşan ergen için verilmesi gereken bir sınav, yeni bir kimlik ve kendilik inşası için olanaktır aslında. Talat Parman, ergenlik dönemi için krizin önemli olduğunu vurgular. Ona göre ağır psikopatolojilerde kriz yaşanmamış, diğer bir deyişle yaşamsal sınav verilememiştir. Öyleyse yeterince iyi bir ruhsal işleyiş için gerekli olan şey üstesinden gelinebilmiş bir kriz, verilebilmiş yaşamsal bir sınavdır. Hatta çelişik bir deyişle ergenlik için asıl kriz, hiçbir krizin yaşanmamasıdır.

Edvard Munch (1895) Puberty

Peki, bu zorlu süreci deneyimleyen ergen, neye gereksinim duyar. Anlaşılmaya mı? Hiç sanmıyorum. Ebeveynler, bu dönemde ne yaparlarsa yapsınlar çocuklarının anlaşılmadıklarına dair şikâyetlerinin muhatabı olmaktan kurtulamazlar; çünkü bana kalırsa ergenin gereksinimi anlaşılmaktan çok tanınmaktır. Kendisine nüfuz etmeyecek kadar yakın, kendisini terk etmeyecek kadar uzak kalabilen yetişkinlerdir gereksinim duydukları. Olumsuz duygularını ifade ettiklerinde ya da eyleme koyduklarında yerle bir olmayacak kadar güçlü, misli ile karşılık vermeyecek kadar kapsayıcı ebeveynlerdir.  

Bütün bunlar dramatik bir biçimde eksik olduğunda ise ergenler fazlasıyla incinirler. Yaşamsal sınavlarını vermede ve içinde bulundukları krizin gelişimsel bir fırsata doğru evrimleşmesinde zorlanırlar. Geçtiğimiz günlerde Malezya’lı bir ergen, sosyal medyada bir anket yaptı. Ankette, takipçilerinin kendisine ölmesi ya da yaşaması konusunda bir tercih yapmak üzere yardım etmelerini istedi. Anket sonucunda ölmesi yönünde bir çoğunluk olunca ise intihar etti. Düşünülmesi gereken başka değişkenler de olmakla birlikte, bir ergenin ne denli kırılgan olduğunu anlatan dramatik bir örnekti bu.

Geçtiğimiz yıl Türkiye’de 14 yaşında bir çocuğu defalarca bıçaklayan ergen, mahkemede “Babam bana ‘senden bir şey olmaz’ diyordu. Ben de kendimi ispatlamak için böyle bir şey yaptım” şeklinde bir ifade vermişti.

Uyuşturucu madde kullanımı olan bir ergenle yaptığım görüşmede, ona uyuşturucu maddeyi ilk kez ne zaman kullanmaya başladığını sormuştum. Anlattığına göre, futbol oynamayı çok seviyormuş ve hayali iyi bir futbolcu olmakmış. Babası, hali hazırda oynadığı futbol kulübünden ayrılması ve eğer okumayacaksa gidip bir iş bulması yönünde baskı yapıyormuş. Birgün yine bu konuda aralarında bir tartışma çıkmış ve babası kendisine hakaret ederek bir tokat atmıştı. Kendi deyimiyle, o tokat çok ağır gelmişti ve özgüvenini kırmıştı. Ona kendisini çok değersiz hissettirmişti. Hızlıca evden çıkmış, mahalleden tanıdığı gençlerin yanına gitmişti. Onları daha önce birkaç kez madde kullanırken görmüş; fakat denemek için aklına gelmemişti. Evde yaşadıklarını anlatınca içlerinden birisi, “Hadi al sen de. İçtikçe özgüvenin yerine geliyor” diyerek uyuşturucu maddeyi uzatmıştı. Ona en çok ihtiyaç duyduğu şeyi vadederek… Öylece başlamıştı işte.

Ergenlerin anlaşılmaktan çok tanınmaya ihtiyaç duyduğunu ifade etmiştim yukarıdaki satırlarda. Bu yazıyı yazarken de defalarca yeniden düşündüm. Ergenler, buna gerçekten ihtiyaç duyarlar. Çeşitli nedenlerden ötürü, uzun aralıklarla bir müddet izlemek durumunda kaldığım bir ergen, bu süre içerisinde hem beni hem de etrafındakileri şaşırtacak ölçüde “toparlanmıştı.” Kendini yaralama ve intihar girişimleri, evden kaçmalar, öfke nöbetleri dinmiş; ara verdiği spora yeniden başlamış, kendisine bir akrabasının yanında oyalanabileceği bir iş bulmuştu. Yarıda bıraktığı eğitimine de açıktan devam etmeye karar vermişti. Uzun aralıklarla görmem ve derinlemesine bir ruhsal çalışma yürütmemiş olmamdan dolayı bu değişimleri ne ile anlamlandırmam gerektiğini bilmiyor, gerek görüşmelerde gerek de görüşmeler arasında ona neyin iyi gelmiş olabileceği hakkında düşünüyordum. Bir görüşmemizde, birlikte deneyimlediğimiz sürece ilişkin düşüncelerini anlatıyordu. Toparlayarak ifade edecek olursam bana şunları söylemişti: “Hiçbir görüşmemizde ben konuşurken sözümü kesmediniz. Birkaç kez sözümü kesecek gibi oldunuz ama hemen susup, özür dilediniz ve konuşmaya devam etmemi istediniz. İlk defa benden büyük birisi, benden özür diledi. Demek ki özür dileyince yetişkinlerin incileri dökülmüyormuş. Size anlattığım hiçbir şey karşısında beni yargılamadınız ve hep meraklı gözlerle dinlediniz. O yüzden bana hep saygı duyduğunuzu hissettim.”

Bu, benim bir ergenden aldığım dersti. Bir ergenin en temel gereksinimlerinden birinin “tanınmak” olduğunu anlatan eşsiz bir ders…

Dr. Aykut BORA
Psk. Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.