Ruh Sağlığı Alanında Çalışan ve Öğrenim Görenler İçin 100 Temel Okuma Önerisi

Ruh Sağlığı Alanında Çalışan ve Öğrenim Görenler İçin 100 Temel Okuma Önerisi

Ruh Sağlığı Alanında Çalışan ve Öğrenim Görenler İçin 100 Temel Okuma Önerisi

1. Psikanalitik Tanı- Klinik Süreç İçinde Kişilik Yapısını Anlamak- NANCY MCWILLIAMS

Mesleğe yeni başlamış ve psikanalitik psikoterapi çerçevesinde kişilik yapılarını anlamlandırmaya çalışan profesyonellere yönelik, teorik bilgilerin yanı sıra pratiğe dönük etkili bilgiler sunan bir kitap Psikanalitik Tanı. Klinisyenlerin sorgulamadan kabul ettiği kavramsal mirası sorgulamaya davet ediyor. Nancy McWilliams tarafından kaleme alınan, psikanalitik teorinin gizemli dilini bir kenara bırakıp, açık ve yalın bir dille okuyucuya sunan önemli bir çalışma. Karakter örgütlenmesi tipleri kısmında, temel kişilik tiplerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini tanımlayan yazar, psikanaliz pratiği dışındaki okuyucuya da sesleniyor.

 

2. Freud ve Sonrası- STEPHEN A. MITCHELL, MARGARET J. BLACK

Psikanalitik kavramların iyi öğretildiklerinde yaşantıyı tüketmekten çok zenginleştirme, yok etmekten çok güçlendirme, gölgelemekten çok derinleştirme kapasitesine sahip olduğunu düşünen yazarlar, hem profesyonel hem de konunun meraklısı okurlar için uyarıcı, tartışma yaratıcı ve temel olarak kavranabilir zengin, kapsamlı ama bir o kadar da anlaşılabilir bir psikanalitik düşünce tarihi sunuyorlar.

 

3. Psikanaliz ve Sonrası- ENGİN GEÇTAN

İnsanın görünür davranışlarının ardındaki duygusal dünyasının araştırılması, kuşkusuz Freud’la başlamadı. Ancak insanın kendini anlaması yönünde, tarihin çok eski dönemlerinde başlamış olan çabalara, yirminci yüzyılın başında yeni bir nitelik ve hız kazandırarak, bugün bile etkililiğini sürdüren psikanalitik düşüncenin yolunu açan Freud oldu. Yirminci yüzyıl boyunca psikanalizden hareket eden çeşitli ekoller oluştu. Bu ekoller; psikanalitik kuramı tartıştılar, irdelediler, yeni kavrayış tarzları ortaya koydular. Bugün bir psikanaliz sonrasından söz edebiliyorsak, bunu böyle canlı bir tartışmayı hayata geçirebilen insanlara borçluyuz. Diğer bir deyişle, psikanaliz Freud’la başlıyor başlamasına; ama onunla bitmiyor.

 

4. Melanie Klein- JULIA KRISTEVA 

Psikanalist, filozof ve dilbilimci Julia Kristeva için Melanie Klein, psikanaliz alanındaki en özgün yenilikçidir. Klein, çocuk psikanalizini başlatan isimdir, psikoz ve otizm üzerine olan fikirlerimizi de derinden etkilemiştir. Bilinçdışı teorisine yepyeni bir bakış açısı getirmiş ve bunu Freud’un koyduğu ilkeleri altüst etmeden yapmıştır. Kristeva bu eserinde Klein’ın yaşamını ve entelektüel gelişimini psikanaliz tarihini de ıskalamadan gözler önüne serer: Tıp okumak istese de mutsuz bir evliliğin ardından psikanalize merak salan, çocuklarını analize tâbi tutarak kendi çabalarıyla analist olan, anneyi sadece yaratıcılığın değil düşünmenin de kaynağı sayan, ana katlini ruhun gelişiminde merkez noktaya yerleştiren ve bu tarz fikirleriyle psikanaliz çevrelerini kışkırtan bir kadındır Melanie Klein.

 

5. Çocuk Psikanalizi- MELANIE KLEIN

1920’li yıllarda psikanalistlerin çoğu küçük çocukların psikanalitik metot için yeterli ve hazır olmadıklarını savunuyorlardı. Melanie Klein bu görüşü reddetti ve çocuklara uygulanan metodu yeniden düzenledi. 1932 yılında ise bu eseri yayınladı. Çocuk Psikanalizi, çocuk analizindeki devrimci tavrıyla artık alanında bir klasik olarak kabul görür. Klein’ın kendi tasarladığı özel teknikleri metin içinde ayrıntılı bir şekilde sunması esere ayrıca öncülük ve özgünlük katar. Psikanaliz uğraşını çocukluğun erken dönemlerine kadar götüren Klein, sadece çocukların tedavisine katkı yapmakla kalmaz, ayrıca çocukluğun kişiliğin gelişimindeki etkisine ve yetişkinlerde görülen nevroz ve psikozlara dair yeni perspektifler açar.

 

6. Psikanalitik Yönelimli Klinik Görüşmeler- TEVFİKA İKİZ (Derleyen)

Klinik görüşmeler, iki kişi arasındaki konuşma, dinleme ve aynı zamanda sessizliklerin, tutumların, duygulanımların ve bakışların rol oynadığı terapötik bir ilişkidir. Klinisyenin hastanın öznelliğine yöneldiği, “temkinli yansızlık” olarak ruhsal işleyişi hakkında bilgiye ulaştığı en değerli andır. Bu görüşmeler yönlendirilmiş, yarı yönlendirilmiş veya serbest çağrışıma dayalı yapılabilir. Ama en temel olan asimetrik bir ilişki bağlamında dinlemek, ötekinin konuşmasını anlamaktır. Hastanın söylemine, yaşantısına ve ilişkilerine dayalı ruhsal işleyişi arama çabası her alanda farklı şekilde olmaktadır. Bu kitapta okuyucuya çocuk, ergen, yetişkin ve yaşlılıkta yapılan görüşmelerin yanı sıra sadece klinik ortamlarda değil, adli durumlarda veya eğitim kurumlarında da klinik görüşmelerin nasıl yapıldığı gösteriliyor.

 

7. Psikanalizi Yazmak- TALAT PARMAN

“Son yıllarda yazdığım psikanaliz yazılarını bu kitap için bir araya getirdim. Tek imzalı yazılar bunlar. Ancak imza tek olsa da, tek kişinin ürünü değiller. Çokluk ve çoğunluk içinde düşünüldüler, şekillendiler ve kaleme döküldüler. Çünkü insanı tek boyutlu gören bakış açılarının tersine psikanaliz, bireyin çokluğundan ve çoğulluğundan doğmuştur. Çünkü psikanalistler kişisel denklemlerini çokluk ve çoğulluk üzerine kurarlar.”

Talat Parman

 

8. Freud’u Okumak- JEAN-MICHEL QUINODOZ

Freud’u Okumak, Freud’un psikanalitik eserleriyle tanışma imkanı sunar. Formasyondaki psikanalistlerle uzun yıllar sürdürdüğü bir okuma seminerinden ilham alan yazar, Freud’un belli başlı metinlerini kronolojik sırayla tanıttıktan sonra, Freud’un bunları ortaya koyduğu dönemdeki yaşam koşullarıyla ilişkilendirir ve bu keşiflerin Freud sonrası psikanalistlerdeki yankılarını ana hatlarıyla özetler.

 

9. Freud’dan Lacan’a Psikanaliz- SAFFET MURAT TURA

Tura, ilk bölümde bir bilim olarak psikanalizin epistemolojik statüsünü, kendi deyimiyle ‘pozitif yönü’nü tartışmaya açıyor ve ilginç bir sonuca ulaşıyor: Psikanaliz bildiğimiz türden bir bilim değildir. Sonraki bölümlerdeyse psikanalizin kuruluş yılları içinde ve bizzat Freud’da geçirdiği dönüşümleri ayrıntılı olarak anlattıktan sonra, psikanalizin temel kavramı olan ‘bilinçdışı’nın felsefi olarak nasıl mümkün olabildiğini temellendirmeye girişiyor. Bilinçdışının olabilirliğini reddederek bilinci vurgulayan Kartezyen fenomenoloji geleneğinin önde gelen temsilcisi Sartre ile Lacan arasındaki örtük polemiği deşiyor.

 

10. Delilik Nedir?– DARIAN LEADER

Delilik şimdiye kadar hep aşırılık, şiddet patlamaları, nöbetler, halüsinasyonlar olarak anlaşıldı. Ama ya sandığımız gibi değilse? Gözle görülür ve çarpıcı tepkilerden değil sıradan insanlarda da bulunan özelliklerden oluşuyorsa? Başka bir deyişle, deli olmak ile delirmek arasında fark varsa? Psikanalist Darian Leader bu kitapta gayet “normal” görünen, ama günün birinde ağır suçlar işleyebilen insanları inceleyerek deliliğin ne olduğuna dair bakışımızı değiştirmemiz gerektiğini savunuyor.

 

11. Cinsiyet, Cinsel Kimlik ve Cinsellik-  DENİZ ARDUMAN KIRCALI (Derleyen)

“Sanırım her insanın cinsellikle ve şiddetle travmatik karşılaşmaları olmuştur; bu ister kendi deneyimleri olsun ister başkalarınınki. Seks, şiddet ve ölüm kombinasyonu derin bilinçdışı fantezileri uyandırır. Öte yandan, seks ve ölüm hayal gücüne engel de olur. Hayal gücünün “ötesinde” meydana gelirler; hayal edilemezdirler. Travmanın tam ortasında kör bir noktası vardır: Âdeta gerçeğin bilardo topu bizi tam alnımızdan vurmuştur. Fantezi, o anı çevreleyemez.”

Itamar Levy

 

12. Freud: Hayatı ve Eserleri- ERNEST JONES

Psikanaliz’in kurucusu olan Freud, çağdaş psikoloji dünyasındaki-belki de onu var eden-en önemli karakterdir. Freud, insan doğasına ve mahrem sayılan alana dair yaptığı yıkıcı eleştiriden dolayı hep gündemde oldu. Yazılarının pek çok bölümünde kişisel yaşamını yeterince açıklamış olduğundan-kendini bilimsel araştırmasının inceleme öğesi olarak kullanırdı-geri kalanını gizli tutma hakkına sahip olduğunu düşünürdü; fakat yaşam öyküsü pek çok kez popüler mantıkla yazılan, spekülatif eserlere konu oldu. Bilimine çarpık bir anlayışla, kötü niyetle yapılan bu saldırıları önlemek için, dostu ve çalışma arkadaşı Ernest Jones tarafından ilk ağızdan bir yaşam öyküsü kaleme alındı.

 

13. Hadım Edilme Kompleksi- ANDRE GREEN

André Green bu kısa ama kapsamlı kitabında bir anlamda tüm psikanaliz kuramının özetini yapıyor. İnsan psikolojisini anlamakta psikanalizin sağladığı en önemli kazanımlardan olan hadım edilme kompleksini açıklarken Freud’un temel metinlerinin yanı sıra M. Klein ve J. Lacan’ın görüşlerini de değerlendiriyor.

 

14. Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık- OTTO F. KERNBERG

Normal ve sapkın cinsellikte saldırganlığın rolü nedir? Saldırganlıkla öfke, öfkeyle nefret arasındaki ilişki nasıl kurulabilir? Sado-mazoşist, histerik-histriyonik, narsisistik ve toplum karşıtı kişiliklerde saldırganlık nasıl yapılanmıştır? Günümüzün en önemli psikiyatrlarından Otto F. Kernberg, klinik ortama uyacak şekilde yenilediği “Ben Psikolojisi-Nesne İlişkileri” kuramının ışığında, geniş bir kişilik bozukluğu yelpazesinde uygulanabilecek tedaviler için yeni teknik yaklaşımlar öneriyor. Sapıklıklarla kişilik bozukluklarının ortak ve farklı yönlerini irdelerken, eşcinselliğin günümüz psikanalitik düşüncesindeki özel konumunun da altını çiziyor. Kernberg, kuramsal önerilerini, uzman olmayan okurun da izleyebileceği zengin vaka örnekleriyle berraklaştırmaktadır bu yapıtında.

 

15. Travma Terapisinin İlkeleri- JOHN N. BRIERE, CATHERINE SCOTT

Psikotravmatoloji dalında alanının en tanınmış ve üretken akademisyenlerinden/klinisyenlerinden biri olan John N. Briere ile psikotravmatoloji uzmanı olan psikiyatr Catherine Scott’ın bu eseri, psikotravmatoloji alanının nörobiyolojiden bağlanma teorisine, psikoterapiden psikofarmakolojiye kadar geniş bir yelpazede biriktirdiği bilgi dağarcığına dayanarak çerçevesini kuruyor; travma terapisinde danışan-terapist ilişkisinin merkezi rolünü önemle vurguluyor. Travma Terapisinin İlkeleri, travmanın psikolojik etkileri, değerlendirilmesi ve tedavisi konularında en yeni bilgileri içeren bir rehber görevi üstlenmenin yanı sıra, travma mağdurlarıyla çalışan ruh sağlığı profesyonelleri için vazgeçilmez bir kitap olarak yerini alacaktır.

 

16. Uygarlığın Huzursuzluğu- SIGMUND FREUD

Freud’un psikanalizin bulgularının toplumsal yaşam için ne anlama geldiğini dile getirdiği başlıca eseri olduğu için, Uygarlığın Huzursuzluğu, yirminci yüzyıl boyunca birçok düşünürü etkilemiş, birçoklarına ilham vermiş ve kendisiyle hesaplaşmak zorunda bırakmıştır. Freud’a göre hayvani dürtülerle güdülenen insanın aynı zamanda uygar bir varlık olmaya çalışması trajik bir durumdur. Bununla beraber Freud, insanın uygarlıktan vazgeçemeyeceğini de kabul eder. Sonuç uygarlığın kaçınılmaz huzursuzluğudur.

 

17. Kendiliğin Yeniden Yapılanması- HEINZ KOHUT

Kohut’un klasik psikanalizden kuramsal olarak koptuğunu ilan ettiği eseri. Bununla beraber klasik kuramın da kimi pratik imkânları olduğu kabul edilmiş, terapist ve analistlere birbirini tamamlayan iki farklı kuramsal kavram çerçevesinden bakmaları öğütlenmiştir. Kohut, “kendilik” (self) kavramı çerçevesinde yoğunlaşarak yeni bir kuramsal yaklaşım getirdiği bu kitabında sadece narsisizmin değil, nevroz olgularının da bu yeni çerçevede düşünülebileceğini söyler. Ayrıca psikoterapi ve psikanalizin sonlandırılmasıyla ilgili çok gerçekçi ve klasik kuramın iddiaları göz önüne alınırsa oldukça mütevazı sonuçlarla yetinilmesi gerektiği tezini de geliştirmiştir.

 

18. Oyun ve Gerçeklik- D.W. WINNICOTT

Bebekler ve çocuklarla gerçekleştirdiği yoğun klinik çalışmalardan yola çıkan D. W. Winnicott, insanın ruhsal ve kültürel gelişimine ilişkin değerli katkılarda bulunmuştur. Rüyalar, oyun oynama, yaratıcılık, kültürel deneyim, bireydeki eril ve dişil öğeler arasındaki üstü kapalı rekabet gibi birbiriyle ilgisiz görünen konular arasındaki bağı irdeleyen Winnicott’ın en belirleyici katkılarından biri, kişisel ve içsel sayılan ruhsal gerçeklikle dışsal ya da ortak gerçeklik arasındaki ara deneyim bölgesine dikkat çekmiş olmasıdır. “Geçiş Nesneleri ve Geçiş Olguları” adlı önemli yazısı çevresinde oluşturduğu “Oyun ve Gerçeklik”te Winnicott, bu geçiş aşamasının gerek bireyin yaşamındaki yerini, gerekse sanat, din, düşsel yaşam ve yaratıcı bilimsel çalışma gibi alanlarda yaşanan yoğun deneyimler içindeki payını tartışıyor. Winnicott’ın en çok gönderme yapılan yapıtı olan bu kitap, psikanalistler için olduğu kadar genel okur için de pek çok ipucu taşıyor.

 

19. Tereddütlü Düşünceler- W.R.BION

Bion, psikotik hastaları psikanaliz tekniğinde değişiklik yapmadan tedavi eden ilk analistlerden biriydi. Kitap, ağırlıklı olarak 1950’li yıllara ait ilk makaleleri psikotik düşünceyi enine boyuna araştırarak vardığı kuramsal ve teknik sonuçları sergiler. Aynı zamanda şizofreninin analitik ortamda nasıl ele alınacağına ilişkin bir rehber niteliğindedir.

 

20. Ben İdeali- J. CHASSEQUET-SMIRGEL

Psikanaliz alanında ve kadın araştırmaları konusunda uluslararası üne sahip Fransız psikanalist Janine Chasseguet-Smirgel bu kitapta anne, babanın işlevini dışlayan bir tutum aldığında çocuğun nasıl anneyle ikili ilişkisine takılıp kaldığını anlatıyor. Yazarın kuramına göre, babanın işleviyle kırılması ve böylece babayı bir ideal olarak koyması gereken bir gelişim aşamasında çocuğun beni ideal olarak kendini yerleştirdiğinde, gelişimi çokbiçimli-sapkın bir hal alıyor ve büyüklenmeci çocuksu cinsellik aşamasında takılıyor. Jacques Lacan “Les formations de l’inconscient” (Bilinçdışının Oluşumları) adlı yazısında şöyle der: Baba, söz’den ibaret olan yasası sayesinde mevcuttur ve sözü de sadece anne tarafından tanındığı ölçüde Yasa değerini kazanır. Eğer babanın durumu kesinlik kazanmazsa çocuk anneye tabi kalır.

 

21. Ben Psikolojisi ve Uyum Sorunu- HEINZ HARTMANN

Psikanalitik kuram esas olarak ruh içi çatışma modelini temel alır ve nevrotik durumu insan psikolojisini anlamanın anahtarı olarak koyar. Oysa Heinz Hartmann, Anna Freud, Ernest Kris, D. Rapaport ve Erik Erikson tarafından geliştirilen “ben psikolojisi” insan ruhunda nevrotik durum örneğinden kalkarak anlaşılamayacak yönleri, ruh içi çatışmadan arınmış “ben işlevleri” ve “uyum” üzerinden açıklamaya çalışır. Uyum kavramını kültürel olanla sınırlamayan Hartmann, bu yapıtında psikanalitik bilgiyi biyoloji, psikoloji, sosyoloji ve felsefe bilgisiyle birleştiriyor ve gerek “normal” gerekse “anormal” diye adlandırılan insan davranışlarını açıklamaya yarayacak kuramsal bir çerçeve geliştirmeyi amaçlıyor.

 

22. Ben ve Savunma Mekanizmaları- ANNA FREUD

Psikanalizin dört okulu –dürtü kuramı, ben psikolojisi, nesne ilişkileri kuramı ve kendilik psikolojisi– içinde Anna Freud’un kitabı ben psikolojisi okulunun kurucu metinlerinden biri olarak kabul edilir. Çocuk analizinin kurucusu sayılan Anna Freud temel eğitiminin öğretmenlik olması nedeniyle ruhsal yapının sağlıklı oluşa nasıl ulaştığıyla yakından ilgilenmiş, bu eserinde de ruhsal sorunlara nasıl yardımcı olunacağıyla birlikte sağlıklı ruh gelişimi için sosyal boyutta hangi önkoşulların gerekli olduğunu tartışmıştır.

 

23. Çocuklukta Normallik ve Patoloji- ANNA FREUD

Anna Freud, psikanalitik ilkelerin çocuk terapisine uygulanmasına öncülük etmiştir. Kendisi gibi çocuk psikanalizini temel alan, ancak nesne ilişkileri kuramını yerleştirmeye çalışan Melanie Klein ile giriştiği kuramsal tartışma İngiliz psikanaliz çerçevelerinde ciddi bölünmelere neden olmuştur. Yazarın son kitabı olan ve görüşlerini özetler nitelikteki Çocuklukta Normallik ve Patoloji, çocukluk ve gençlikle ilgili pek çok gündelik soruna eğilişiyle uzmanların yanı sıra çocuk yetiştiren herkesin de ilgisini çekecek temel bir kitaptır.

 

24. Deri Ben- DIDIER ANZIEU

Didier Anzieu deri-beni ilk yazılarında şöyle tanımlar: “Çocuğun beninin, gelişmesinin erken evreleri sırasında, beden yüzeyi deneyiminden hareketle kendini kendisine ben olarak temsil etmek için kullandığı bir şekillendirme.” Dokunsal duyusallığa yaslanan birincil ve metaforik bir ben temsili olarak ortaya çıkan deri-ben için sekiz işlev saptar Anzieu: tutma, içerme, istikrar, anlamlandırma, karşılıklılık, bireyleşme, cinselleşme, enerji yüklenme. “Deri ben” düşüncesi ortaya atıldığında hem bene hem de bedene yeniden saygınlık kazandırmasıyla dikkat çekti. Lacan tarafından geçersiz ilan edilen, ben psikolojisi tarafından daraltılan bene ve psikanaliz tarafından ihmal edildiği söylenen bedene… Derin yorum çalışmasının benin kuruluşunu da içine alacak şekilde yeniden değerlendirilebileceğini gösteren ilk yapıt olan Deri Ben, bugün de psikanaliz tartışmalarındaki önemini korumaktadır.

 

25. Doğum Travması- OTTO RANK

Bu kitapla ruhsal yapının ortaya çıkmasını, her türlü nevrotik rahatsızlığı insanın doğum sürecinde yaşadığı travmaya bağlayan Rank, Freud’un görüşlerine sıkı sıkıya bağlı olduğunu öne sürmekle birlikte, dönemin nevroz kuramında babanın taşıdığı merkezi önemi, yani öidipal dramda babanın tuttuğu yeri sarsıyor, annenin önemini öne çıkartıyordu. Çalışmalarına ABD’de devam eden ve yeni bir psikoterapi yöntemi geliştiren Rank’ın görüşleri, Carl Rogers, Eric Fromm, Karen Horney ve Rollo May gibi isimlerin yapıtlarını etkilemiştir.

 

26. Freud’un Otoanalizi ve Psikanalizin Keşfi- DIDIER ANZIEU

Freud’un otoanalizi, onun psikanalizi nasıl adım adım kendi rüyalarından, dil sürçmelerinden, unutma ve benzeri bilinçdışı ürünlerinden hareketle yarattığını ortaya koyar. Böylece Freud’un üzerinde çalıştığı ruhsal çatışma tiplerinin onun kendi imgesine ve döneminin Avrupa uygarlığına olan bağımlılığını sergiler. Şöyle demektedir Anzieu: “Sorun Freud’un viktoryen dönem bunalımı karşısında bulduğu çözümü tekrar etmek değildir. Sorun, insanoğlunun günümüz medeniyetindeki rahatsızlığına bir cevap bulmaktadır. Psikanalitik nitelikte bir çalışma, bilinçdışının kendini gösterdiği her yerde yapılmalıdır; ayakta, oturur durumda ya da uzanmış halde; bireysel olarak, grup halinde ya da ailede, öznenin kaygılarını ve fantezilerini, onları işitebileceği ve açıklayabileceği varsayılan birine anlatabileceği her yerde.”

 

27. Haset ve Şükran- MELANIE KLEIN

“Yıllardır, hiç yabancısı olmadığımız iki tavrın, haset ve şükranın, en erken kaynaklarıyla ilgilenmekteyim. Bu çalışma içinde, hasetin, sevgi ve şükran duygularını daha başlangıç evresinde baltalayan çok güçlü bir etken olduğunu, çünkü ilk ilişkiyi, kişinin annesiyle ilişkisini etkilediğini gördüm. Bu ilişkinin bireyin bütün duygusal yaşamında oynadığı belirleyici rol birçok psikanalitik çalışmada ortaya konulmuştu. Yaşamın bu ilk döneminde çok sarsıcı olabilen bir etkeni daha da yakından inceleyerek, çocuk gelişimi ve kişilik oluşumu alanındaki bulgularıma önemli bir boyut ekleyebildiğimi sanıyorum.”

Melanie Klein

 

28. Haz İlkesinin Ötesinde-Ben ve İd- SIGMUND FREUD

Gerek Haz İlkesinin Ötesinde gerekse Ben ve İd; Freud’un düşünsel gelişiminde dönüm noktalarına işaret eden, birbirleriyle yakından bağlantılı ve tarihsel önemi olan metinlerdir. Her iki metinde de psikanaliz kuramının nihai şeklini bulmasına yönelik girişimlerin ilk izlerini buluruz.

 

29. İnsan Yavrusunun Psikolojik Doğumu- ANNI BERGMAN, FRED PINE, MARGARET MAHLER

“İnsan Yavrusunun Psikolojik Doğumu, psikanaliz tarihinin en önemli eserlerinden biridir. Bu eser, psikanalitik kuramın gelişimle ilgili bölümünü önemli ölçüde etkilemiş, bebek ve çocuğun gelişimi ile ilgili öne sürdüklerine ana şeklini vermiştir. Aslında Mahler, gelişimle ilgili tamamen yeni bir kuram geliştirmemiştir. Kendisine kadar dağınık şekilde varolan psikanalitik gözlem, bulgu, yeniden inşa (reconstruction) gibi pek çok parçayı belli bir düzene sokup, birleştirmiştir. Bu özelliği ile psikanalizin içinde gelişimle ilgili, ona kadar varolanları yeniden tanımlamış ve çerçevelendirmiştir. Bu yeniden tanımlama ve çerçevelendirmenin çok ustaca hatta dahiyane bir şekilde yapıldığını yanlı-yansız herkes kabul etmektedir.”

Yavuz Erten

 

30. Kendiliğin Çözümlenmesi- HEINZ KOHUT

Amerikalı psikiyatr ve psikanalist Heinz Kohut’un narsisizm konusunda yeni bir dönem başlatan ilk önemli eseri. Kohut bu kitabında narsisistik aktarımlardan yola çıkarak ana hatlarıyla klasik psikanaliz çerçevesinde kalmaya çalışan yeni bir kuram geliştirmiştir. Narsisizme değer yargılarından arınmış bir eşduyumla yaklaşmaya çalışan Kohut bu eseri nedeniyle büyük takdir kazandığı gibi ağır eleştirilere de uğradı. Karşıtları onu “aktarımı analiz etmek yerine tatmin etmekle” suçladılar. Sonuçta psikanaliz tarihinde yeni bir kuramsal bölünme ortaya çıktı; Kohut ile Kernberg arasındaki bu tartışmanın günümüzde de etkileri sürmektedir.

 

31. Kendilik ve Nesne Dünyası- EDITH JACOBSON

Psikopatoloji açısından oldukça gerilemeli vakalarla çalışan Jacobson, Freud’un birincil narsisizm ve mazoşizm kavramlarını tartışarak, yaşamın başında libido ve saldırganlık olarak ayrışmamış tek bir ruhsal enerji olduğunu, yaşanan deneyimlere bağlı olarak bu iki temel dürtünün ayrımlaştığını öne sürmüştür. Jacobson’a göre özellikle gerilemeli vakaların dinamiği, erken duygusal deneyimlere bağlı olarak tutarlı bir kendilik ve nesne dünyasının oluşmamasında aranmalıdır.

 

32. Travma ve İyileşme- JUDITH HERMANN

Savaş gazileri, ev içi şiddet ve tecavüz mağdurları, çocukluk istismarı ve ensest kurbanları… “Dile getirilemeyen”in, vahşetin tanıkları… Ve taraf tutmak zorunda olan seyirciler… Failin tarafını tutmak caziptir çünkü her fail, seyircinin hiçbir şey yapmamasını ister. Kötü olanı görmemenin, duymamanın, konuşmamanın evrensel arzusuna başvurur. Ve kuvvetli bir insan hakları hareketinin yokluğunda, aktif tanıklık süreci kaçınılmaz olarak unutmanın aktif sürecine teslim olur. Bastırma, çözülme ve inkâr, bireysel bilinç fenomeni olduğu kadar sosyal bir fenomendir de.

 

33. Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine- ADAM PHILLIPS

Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine bizi, psikanaliz teorisinde ihmal edilmiş olan küçük ama son derece önemli konular hakkında ilginç sohbetlere davet eden denemelerden oluşan bir kitap. Endişe, risk, sükûnet, gıdıklanma, öpüşme, yalnızlık, yaratıcılık ve suçluluk duygusu arasındaki ilişki; sıkılma, fobi-teori benzerliği; bir metin değil de deneyim olarak rüya; inanç ve engeller gibi, herkesi ilgilendiren konularda çarpıcı saptamalarda bulunuyor Phillips. Mesela, “İnsanlar yaşamlarının, olasılıklardan en çok korktukları dönemlerinde âşık olurlar” diyor. “Bir şeyin ya da kimsenin ne olduğunu, onunla aramıza girenin ne olduğunu öğrenerek anlayabiliriz. Bilinç engellere dairdir” diye bir saptama yapıyor. Phillips şu soruyu soruyor bize: Kendimizle haddinden fazla alakadar olmakla kendimizi nelerden mahrum bırakıyoruz? Ona göre, her şeyi bilme saplantısı hem psikanaliz hem de hayat için olumsuz sonuçlar doğuruyor. Bizi, neleri içerdiğini kendimiz dahil kimsenin bilemeyebileceği bir yalnızlığa, Rilke’nin “meyvenin içindeki çekirdek” dediği verimli yalnızlığa davet eden bir kitap bu.

 

34. Projektif Yöntemler- CATHERINE CHABERT, DIDIER ANZIEU

“Bir kişiye Rorschach testi vermek ona istemediği bir şeyi söyletmek değil, açık şekilde söyleyemediklerini ifade etmesine izin vermektir, yani acılarını, hassas noktalarını olduğu kadar aynı zamanda esnekliklerini ve toparlanma kapasitesini, dertlerinden kurtulma fırsatını da ifade etmesine olanak tanımaktır”. Bu kitabın içerisinde çeşitli projektif testlere ait bilgiler; psikoloji öğrencileri ve alandaki meslektaşlar için bir kılavuz niteliğinde olup, insan ruhsallığının biricikliğinin garantisi olarak kalmaya devam ettiklerinin de birer göstergesidir.

 

35. Bağlanma- JOHN BOWBLY

Alanındaki temel eserlerden biri olan Bağlanma ve Kaybetme üçlemesinin ilk cildi olan bağlanma, bağlanma ilişkilerinin nasıl kurulduğunu anlatır ve çocuğun anneye olan bağlarının doğasını inceler. Bowlby, çocuklar üzerine yapılan deneysel çalışmaların ve bunlardan gelen verileri onaylayan biyolojik buluşların nasıl bazı davranış kalıplarını ortaya çıkardığını göstermeye çalışır. Ona göre bağlanma davranışı, hayatta kalma mücadelesinde yırtıcılara karşı korunmak için ortaya çıkan, beslenme ve üreme kadar önemli olan içgüdüsel bir tepkidir. Kitaba içgüdüsel davranış, nedenleri, işlevleri ve ontogeni tartışmalarıyla başlayan Bowlby, bağlanma davranışının nasıl geliştiği, nasıl idare edildiği, ne işlevi olduğuna dair kuramsal bir formülasyon vermeye çalışır.

 

36. Ayrılma- JOHN BOWBLY

Bağlanma ve Kaybetme üçlemesinin ikinci cildi olan Ayrılma, ayrılık yaşantısı ve ona eşlik eden kaygı duygusunu, ebeveynlerin çocuğu terk etmekle tehdit etmesinin yarattığı korkuyu ve ebeveyn-çocuk ilişkisini tersine çeviren durumları ele alması bakımından alanındaki temel eserlerden biridir. Bowlby bu ciltte korkuya yol açan durumları tekrar inceler ve bunları hayvanların gözlemlenmesinden elde edilen bulgularla karşılaştırır. Korkunun, ani hareket, karanlık ve ayrılık gibi belli başlı durumlarda ortaya çıktığı sonucuna varır ve aslında zararsız sayılabilecek bu durumların tehlike riskinin arttığına işaret ettiğini söyler. Bowlby’nin eseri psikanalitik teoriye katkısı ve bu alanda bir eksik olarak nitelendirilebilecek biyolojik perspektifi kullanması bakımından literatürde önemli bir yer tutar.

 

37. Kaybetme- JOHN BOWBLY

“Bağlanma ve Kaybetme” üçlemesinin son cildi olan Kaybetme çocukların bir anne figürünün geçici veya kalıcı kaybına verdikleri tepkileri ve bağlanmanın yapısını irdeler. Bowlby, anne figüründen ayrılmak zorunda kalan çocuklara ve bu kayba eşlik eden kaygı, hüzün ve yas duygularına bakar. Ayrılık tecrübesini yaşayan bütün çocuklarda ortak bir biçimde ortaya çıkan üç aşamalı bir davranış dizisi tanımlar. Bu davranışlar protesto, umutsuzluk ve kopmadır. Bağlanma figürünün geri dönüşündeki davranışlar ise daha karmaşıktır ve öfke, reddetme veya yapışmayı içerebilir. Burada sunulan teoriler birçok bakımdan Freud’un ve takipçilerinin hazırlayıp geliştirdiği teorilerden ayrılır, öyle ki kişiliğin gelişimi ve psikopatolojiyi anlamak için yeni bir paradigma ortaya koyar.

 

38. Çocuk Psikolojisi- JEAN PIAGET, BARBEL INHELDER

İsviçreli psikolog Jean Piaget, psikoloji alanına önemli katkılar getirmiştir. Bilişsel gelişim üzerine yürüttüğü araştırmaları ve ürettiği teorileri çocuk psikolojisine farklı bakışlar kazandırmıştır. Çalışmaları diğer psikologlar için ilham kaynağı olmuş, düşünceleri üzerine birçok kitap ve makale yazılmıştır. Eserlerinin etkisi kültürün diğer alanlarını da sarmıştır. Piaget’in yaklaşık 40 yılını verdiği gelişim psikolojisin araştırmaları bu kitapta kendisi ve sadık asistanı Barbel Inhelder tarafından açık bir şekilde sunulur. Bu sentez çalışma, çocuğun bilişsel gelişiminin her evresine ışık tutar.

 

39. Terapist Olmak Üzerine- JEFFREY A. KOTLER

Bu kitapta nadiren kabul edilen ve açıkça konuşulabilen yasaklı konular hakkında bolca bilgi var. Jeffrey Kottler tarafından dürüstlük, açıklık ve cesaretle kaleme alınan “meslek bilinci” konulu bu kitap, terapistin umut ve korkularını, başarısızlıkları, isteksiz danışanları, danışanların terapistleri nasıl değiştirdiğini ve çok daha fazlasını içeriyor. Aynı zamanda çeşitlilik, sosyal adalet, insan hakları ve dünyada yaşanan sistem değişiklikleri gibi konularda terapistin rolüne ve sorumluluklarına da ışık tutuyor. “Terapist Olmak Üzerine, bir mesleğin kalbine inen ve yalnızca gündelik uygulamalara değil, alanda çalışan profesyonellerin elde ettiği kişisel tatmine, karşı karşıya oldukları sorunlara, şüphelere ve yaşattığı sevinçlere de değinen o nadir ve heyecan verici kitaplardan biri.”

 

40. Narsisizm Üzerine ve Schreber Vakası- SIGMUND FREUD

Freud gerek narsisizm (1914) gerek Schreber (1911) incelemelerini yaptığı sırada henüz “yapısal kuramı”nı geliştirmemişti. Bu kuram gene bu dizide yer alması planlanan “Ben ve İd” adlı çalışma ile 1923’te ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bu incelemelerdeki kuramsal temeller ekonomik, dinamik ve (psişizmayı bilinç, önbilinç, bilinçdışı şeklinde ele alan) topografik görüşlerdir.

 

41. Psikanalitik Edebiyat Kuramı- OĞUZ CEBECİ

“Elinizdeki yapıt, rüya-edebi eser benzerliği olgusundan yola çıkarak, rüya yorum yöntemlerinin edebiyat yapıtlarının analizinde kullanılmasını örneklendirmeye yöneliktir.” Gerek ayrıntılı kuramsal yaklaşımı, gerek eser çözümlemeleriyle, kendi alanının önemli kaynaklarından biri haline gelen Psikanalitik Edebiyat Kuramı, yaratıcı kişilik, sanat yapıtının oluşumu ve işlevi gibi konular etrafında, bilgilendirici, doyurucu ve keyifli bir okuma vaat ediyor.

 

42. Nedenselliğin Kültürel Tarihi- STEPHEN KERN

“Neden?” – Bir şeyleri anlama, bir şeyleri birbirine bağlama ihtiyacıyla adeta istemsizce sorduğumuz, sormaktan kendimizi alamadığımız bu soruyu insan deneyiminin en temel sorusu addediyor Kern. Çalışmasında başta cinayet romanları olmak üzere pek çok klasik ve modern edebiyat eseri aracılığıyla Viktorya dönemindeki ve modern dönemdeki nedensellik anlayışının izini sürüyor. Bilgi içeriği, akıcı anlatımı ve geniş edebiyat yelpazesiyle, cinayet romanlarının sürükleyiciliğine sahip doyurucu bir çalışma.

 

43. Modernliğin Sonuçları- ANTHONY GIDDENS

“Günümüz toplumsal teorisinin önde gelen figürlerinden biri olarak Giddens’ın postmodernizm tartışmalarına verdiği yanıtın Türkçeye kazandırılması, hem konu açısından hem de sosyolojinin hâlâ büyük ölçüde modernleş(tir)meci bakış açısının süzgecinden geçmiş ders kitaplarından okutulduğu üniversitelerin yararlanabileceği, literatüre zenginleştirici ve daha önemlisi düzeltici bir katkı olması açısından önemli ve kutlanması gerek.”

Mehmet Küçük

 

44. Hasta ve Analist- ALEX HOLDER, JOSEPH SANDLER

“Bu kitap, temel klinik psikanalitik kavramlar ve bu kavramların anlamları hakkındadır. Psikanalizin içinde gelişmiş birçok kavram ve özellikle de bu kitapta üzerinde durulmuş olanlar, taşıdıkları anlamlar bakımından ilk ortaya çıktıkları hallerinden çok daha kapsamlı hale gelmişlerdir. Bu kitabın amaçlarından biri, anlam ve kullanımlarında zamanla oluşmuş değişiklikler ışığında bazı temel kavramları gözden geçirmektir. Buna karşın bu kitap bir çeşit sözlük veya dizin olmak niyetinde değildir. Bununla birlikte temel klinik psikanalitik kavramlar üzerindeki bu çalışmamızın, bu kavramların günümüz psikanalizinde oynadıkları rolün daha iyi anlaşılmasını sağlayacağına inanıyoruz.”

Joseph Sandler, Christopher Dare, Alex Holder

 

45. Freud Okumaları- RAŞİT TÜKEL

“Kronolojik bir okumayla, Freud’un kuramını sürekli geliştirdiğine tanık oluruz. Zaman zaman çelişkiler de içerebilen bu tür bir kuramsal gelişim, Freud’un yaşamı boyunca sürmüştür. Kuramsal sürecin tamamlanmamışlığı, birçok kuramcı için el alabileceği bir zenginlik olmuş ve değişime kapalı olmayan bu ortam, psikanalizin Freud sonrası gelişimine önemli katkılar sunmuştur. Bu nedenle, kitapta, Freud’un düşlerin yorumu, dürtüler, narsisizm, nesne ilişkileri, anksiyete, savunma mekanizmaları, aktarım gibi konular üzerine olan yazıları tarihsel süreklilik gözetilerek ele alınırken, Hartmann, Melanie Klein, Winnicott gibi kuramcıların Freud sonrasına ait katkılarına da yer verilmiştir.”

Raşit Tükel

 

46. Psikanaliz ve Savaş Nevrozları- FREUD, FERENCZI, ABRAHAM, SIMMEL, JONES

Freud’un en yakınındaki öğrencilerinin her biri, I. Dünya Savaşı sırasında doktorluk yapmaya ve hastaları psikanaliz yoluyla iyileştirmeye devam etti. Savaş sona ererken de Budapeşte’de bir araya geldiler ve Psikanaliz Kongresinde tecrübelerini paylaştılar. Bu çalışma, diğer nevrozlarla birlikte savaş nevrozları için de en uygun tedavi yolunun psikanaliz olduğunu gösterir.

 

47.  Akıl Hastalığı ve Psikoloji- MICHEL FOUCAULT

Kitabın ilk bölümü Foucault’nun, Freud’a ve psikanalitik geleneğe başlarda duyduğu ilgiyi yansıtırken, 1962’de genişletilip tekrar yazılan ikinci bölüm, Foucault’nun düşüncesinde dramatik bir değişimi ortaya koyar. Deliliğin tarihini, toplumsal ve kültürel bir çerçevede inceleyen Foucault, kendisini psikanalitik geleneğin dışında konumlandırır ve daha sonraki çalışmalarında hâkim olan Freud eleştirisine yönelir.

 

48. Witgenstein ve Psikanaliz- JOHN M. HEATON

“Postmodern Hesaplaşmalar, milenyumdan psikanalize, kuantum kuramından kaçıklık kuramına kadar bir dizi temayı işleyen bir seridir. Bu kitapların her biri çağdaş düşüncenin keskin ucunda duran anahtar bir fikri ele almakta ve yirmi birinci yüzyıl düşüncesinin temellerini atmış paradigmatik düşünür ve beyinlerin yaklaşımlarını anlaşılır bir dille ortaya koymaktadır. ”Hakikat, ancak hakikatin içinde bulunan kişi tarafından dile getirilebilir; henüz hakikat dışında yaşayan, hakikate bu hakikat-dışılığın içinden uzanmaktan başka bir şey yapmayan kişi tarafından değil.”

 

49. Yaşamım ve Psikanaliz – SIGMUND FREUD

“Freud, bir yapıtla onu yaratanın ruhsal yapısı arasında sıkı bir ilişkinin varlığını savunmakla kalmamış, bu ilişkiyi somut örnekler üzerinden araştırmıştır. Yaşamöyküsü, erken bir dönemden itibaren Freud ve çalışma arkadaşlarının temel araştırma konularından biri olmuştur. Freud’a göre, bir yaşamöyküsü gerçekten insanın ruhsal yaşamını anlama amacı güdüyorsa, tarihsel malzemenin gün ışığına çıkarılması dışında, o kişinin cinsel özelliklerini ve yaşamsal dışavurumlarını suskunlukla geçiştirmemelidir.

Bu kitapta bir araya toplanan yazılar, Freud’un yaşamına ilişkin ipuçlarının yanı sıra bilimsel çalışmalarına ilişkin açıklamaları, psikanalizin doğuşunu ve psikanalize giriş niteliğinde bilgileri kapsamaktadır.”

 

50. Kitle Psikolojisi – SIGMUND FREUD

“…Bireysel psikolojiyle toplum ya da kitle psikolojisi arasında ilk bakışta bize pek önemli görünebilecek karşıtlık, konuyu biraz derinliğine ele aldığımız zaman enikonu yitirir sivriliğini. Gerçi bireysel psikoloji tek insan üzerine eğilir ve onun içgüdüsel gereksinimlerine hangi yollardan doyum sağlamaya çalıştığını araştırır. Ama bunu yaparken, bireyin öbür bireylerle ilişkilerini ancak seyrek olarak, ancak istisna sayılacak belli koşullarda gözden uzak tutar. Bireyin ruh yaşamında başkalarının örnek, obje, yardımcı dost ya da rakip kişiler olarak her vakit rol oynadığı görülür. Dolayısıyla, bireysel psikoloji haklılığı su götürmeyen bu genişletilmiş anlamda daha başından beri toplum psikolojisi kimliğini taşır.”

 

51. Bir Yanılsamanın Geleceği – SIGMUND FREUD

“…Bilim, bize öğrettiklerinin çok az olması ve karanlıkta bıraktığı alanın karşılaştırma kabul etmez büyüklüğü ileri sürülerek kınanmaktadır. Ama insanlar bunu yaparken bilimin ne kadar genç olduğunu ve insan aklının bilimin önüne koyduğu görevleri başarabilecek güce erişmesinden bu yana geçen zamanın ne kadar kısacık olduğunu unutmaktadırlar. Hayır, bizim bilimimiz yanılsama değildir. Ama bilimin bize veremediğini başka bir yerden alabileceğimizi sanırsak, yanılsamanın ta kendisi olacaktır.”

 

52. Günlük Yaşamın Psikopatolojisi – SIGMUND FREUD

“Yayımlanışının üzerinden yüz yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, Günlük Yaşamın Psikopatolojisi hâlâ Freud’un en çok okunan metinlerinden biri. ‘Özel Adların Unutulması’, ‘Dil Sürçmeleri’, ‘Yanlış Okumalar ve Kalem Sürçmeleri’, ‘İzlenimlerin ve Tasarıların Unutulması’ gibi konu başlıkları bu ilginin nedenini açıklıyor. Çarpıcı anekdotlar ve olgularla dolu olan Günlük Yaşamın Psikopatolojisi, aynı zamanda Freud’u okumaya başlamak için en elverişli metinlerden biri.”

 

53. Rüyaların Yorumu – SIGMUND FREUD

“Freud, kitabında rüyanın bir arzunun gerçekleşmesi olduğunu belirtir. Rüyaların uyanık yaşamla ilişkisini, nelerin rüya malzemeleri haline dönüştüğünü ve bunların kaynaklarının neler olduğunu, neden rüyalarımızı unuttuğumuzu, rüyaların psikolojimiz üzerindeki etkilerini, rüyalarla akıl hastalıkları arasındaki ilişkileri ele alır. Rüyalarımızı kendimizin bile tanıyamayacağı hale getirmek için ne tür sembolleştirmeler, yer değiştirmeler ve çarpıtmalarda bulunduğumuzu anlatırken, kendi psikanalitik çalışmalarından örnekler verir. Freud bu önemli eserinde, en karmaşık rüyaların bile rahatlıkla yorumlanabileceğini göstermektedir. Bunu yaparken de Schiller’in deyimiyle “mantığın, kapıların önünde tuttuğu nöbetten vazgeçmesi” gerektiğini, yani insanın hiçbir eleştiride bulunmadan kendini gözlemlemesinin zor bir şey olmadığını iddia eder.”

 

54. Kendi Çağından Bizim Çağımıza Freud – ELISABETH ROUDINESCO

“Elisabeth Roudinesco’dan yaşadığı çağ tarafından biçimlendirilirken aynı zamanda kendi çağını biçimlendiren Sigmund Freud hakkında kapsamlı ve derinlikli bir çalışma. Freud’un ve yapıtının öyküsü; irili ufaklı olayların, özel yaşamın ve kamusal yaşamın, deliliğin, aşkın ve arkadaşlıkların, uzun vadeli diyalogların, bitkinlik ve melankolinin, ölüm ve savaş trajedilerinin birbirine karıştığı, daima belirsiz, daima yeniden icat edilmesi gereken bir geleceğin krallığına sürgünle sonlanan uzun süreli bir anlatının zamanı içine yerleştirilmiş olarak Freud ve yapıtı.”

 

55. Freud Olmak: Bir Psikanalistin Gelişimi – ADAM PHILLIPS

“Psikanalizin yanı sıra edebiyat ve yayıncılık alanındaki çalışmalarıyla tanınan Adam Phillips sıra dışı bir Freud biyografisi sunuyor okura. Kişinin hayat hikâyesini temel alan bir tedavi yöntemi olan psikanalizin kurucusu olan Freud’un, doğumundan 50 yaşına kadarki hayat hikâyesi, Freud’un nasıl Freud olduğunun hikâyesi aynı zamanda.”

 

56. Freud ve Öğretisi – STEFAN ZWEIG

“19. yüzyıl ‘ahlakını’ tartışarak, bu ahlakın nasıl bir ‘zihni durum’ yarattığını belirterek Freud’u bize verir. Böylece Freud’un bugün bile neden vazgeçilmez olduğunu sezmeye başlarız. Ama Zweig’in bütün sorunu bu değildir tabii… Aynı zamanda yanılgıların insanı olarak da Fred’u bize verir. İşte bu noktaya geldiğimiz de Freud bir ‘imaj’ olmaktan çıkar zihnimizde, somutlaşır, gerçeklik kazanır…”

 

57. Freud Bana Masal Anlatsa – AYDIN PARMAKSIZ

“Freud Bana Masal Anlatsa; peri masallarının psikanalitik dinamikleri üzerinden yola çıkarak, masallarda karşılaşılan şiddet içerikli unsurlar çocuğa okunmalı mıdır, çocuğun sürekli olarak aynı masalı dinlemek istemesinin özel bir anlamı var mıdır, hangi yaş grubundaki çocuğa hangi masallar okunmalıdır gibi soruları incelemektedir. Diğer taraftan, edebiyat kuramında Rus biçimcileri olarak adlandırılan grup ile bağlantılı öncü yazar Vladimir Propp’un peri masallarının formel özellikleri konusunda geliştirdiği görüşleri de dikkate alınarak, peri masallarının ödipal ve preödipal konulara yönelimleri ve bu anlamda sınıflandırılabilir olup olmadıkları da değerlendirilmektedir.”

 

58. Freud ve Psikanaliz –  CARL GUSTAV JUNG

“Jung ve Freud 1912’ye kadar çok yakın bir işbirliği içinde oldu, devamlı mektuplaşıyorlardı ve Jung Freud’un fikirlerini çeşitli şekillerde 1904’ten beri zaten uyguluyordu. Jung, Uluslararası Psikanaliz Derneğinin başkanlığını 1914’e kadar sürdürdü ancak ikili birbirinden uzaklaşmaya başlamıştı.

Bu cildin 1. Kısmı Jung’un Freud’la yakın ve “coşkulu” işbirliği içinde olduğu dönemi kapsar; 2. ve 3. Kısımlardaki makaleler resmen ayrılığa götüren eleştirilerin ana hatlarını içerir. 4. Kısım ise Freud ve Jung arasındaki doğrudan karşılaştırmalardan oluşur.”

 

59. Freud Düşüncesinin Büyüklüğü ve Sınırları – ERICH FROMM

“Ölümünden önce yazdığı son kitabında ‘ustası’ Freud’u üstün ve eksik yanlarıyla değerlendiren Fromm, Freud’un önemli buluşları olan; Bilinçdışı, Oedipus kompleksi, yansıtma, narsisizm, karakter bilimi, çocukluk döneminin önemi, rüya yorumu tekniği ve içgüdü teorisini tek tek ele alarak inceliyor.”

 

60. Özgürlükten Kaçış – ERICH FROMM

“İnsanoğlunda, doymak bilmez bir iktidar hırsı yaratan şey nedir? Yaşamsal enerjilerinin gücü mü, yoksa temelde yaşamın kendiliğindenliği içinde, sevgiyle yaşama yetersizliği ve zayıflığı mı? Bu karşı durulması zor isteklerin gücünü oluşturan ruhbilimsel koşullar nelerdir? Bu ruhbilimsel koşulların dayandığı toplumsal koşullar nelerdir?

Özgürlüğün ve yetkecilik güçlerinin insansal yönlerinin çözümlenmesi, genel bir sorunu, yani ruhbilimsel etmenlerin toplumsal süreç içerisinde etkin güçler olarak oynadığı rolü ele almamızı gerektirir; bu da sonunda bizi, toplumsal süreçteki ruhbilimsel, ekonomik ve ideolojik etmenler arasındaki karşılıklı etkileşim sorununa götürür.”

 

61. Sevginin ve Şiddetin Kaynağı – ERICH FROMM

“Yaşam yaratmak, güçsüz insanda bulunmayan birtakım nitelikleri gerektirir. Yaşamı yok etmekse yalnızca bir tek niteliği -şiddete başvurmayı- gerektirir. Güçsüz insan, tabancası, bıçağı ya da kuvvetli bir bileği olduğu sürece başkalarının ya da kendisinin içindeki yaşamı yok ederek onu aşabilir. Böylece, kendisini yadsıyan yaşamdan öç almış olur. Ödünleyici şiddet, güçsüzlükten doğan ve güçsüzlüğü ödünleyen bir şiddet türüdür. Yaratamayan bir insan, yok etmek ister, yaratırken, yok ederken salt bir yaratık olma rolünün ötesine geçer. Caligula’ya şunları söyletirken Camus, bu fikri özlü olarak dile getirmiştir: ‘Yaşıyorum, öldürüyorum, yok etmenin insanı kendinden geçiren gücünü yaşıyorum; bununla karşılaştırıldığında yaratmanın gücü çocuk oyuncağından başka bir şey değildir.’ Bu, sakatların, yaşamın kendilerinden insanca güçlerini olumlu bir biçimde ortaya dökme yetisini esirgediği kimselerin kullandığı şiddettir.”

 

62. İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri – ERICH FROMM

“Saldırganlık, genlerimizde biyolojik olarak var olduğu sürece kendiliğinden bir tepki değil; insanın dirimsel çıkarlarına, bir başka deyişle gelişmesine, kendinin ve türünün varlığına yönelik tehditlere karşı bir savunmadır. Bu savunucu saldırganlık, belli ilkel koşullar altında insanların birbirini pek tehdit etmediği zamanlarda göreceli olarak azdı. İnsan, o zamandan bu yana olağanüstü bir gelişme göstermiştir. İnsanın bu süreci tamamlayacağını ve hiç kimsenin tehdit edilmediği anne-babaların çocukları, üstlerin anne-babaları, bir toplumsal sınıfın başka bir toplumsal sınıfı, bir ulusun başka bir ulusu tehdit etmediği bir toplum kuracağını düşünmek akla yatkın bir varsayımdır. Bu amacı gerçekleştirmek ekonomik, siyasal, kültürel ve ruhsal nedenlerden dolayı çok güçtür. Dünya uluslarının putlara üstelik ayrı ayrı putlara tapmaları ve bu nedenle, birbirlerinin dillerini anlasalar bile birbirlerine anlayış göstermemeleri de ek bir güçlük yaratmaktadır. Bu güçlükleri göz ardı etmek ahmaklık olur ama tüm verileri kapsayan görgül incelemenin ortaya koyduğuna göre siyasal ve ruhsal engeller ortadan kaldırılırsa yakın sayılabilecek bir gelecekte böyle bir dünyanın kurulması gerçekten olanaklıdır.”

 

63. Rüyalar Masallar Mitler – ERICH FROMM

“Rüyalarımızın çoğu ortak bir özelliğe sahiptir; uyanık halimizin en büyük özelliği olan mantık kurallarına uymazlar. Orada uzay ve zaman kategorileri de artık geçersizdir. Ölmüş dostlarımız yaşıyormuş gibi karşımıza çıkabilir ya da eskiden başımızdan geçen ve unutmuş olduğumuz olaylar birdenbire gözümüzün önünde canlanabilir. Gerçekte hiç mümkün olmayacak biçimde, iki ayrı olayı aynı anda oluyormuş gibi görebiliriz. Uykumuzda zamana olduğu kadar, uzayın kurallarına da uymayız. Uzak bir yere bir anda gitmek, iki farklı yerde aynı anda bulunmak, iki değişik insanı bir tek insan olarak görmek veya bir insanı ansızın başka bir insan dönüştürmek bizim için hiç de zor değildir. Kısaca, bedenimizin faaliyetine sınırlar koyan zaman ve uzayın kaybolduğu bir dünyayı rüyalarımızda yaratmak pek kolaydır.”

 

64. Psikanaliz Açısından Cinsel Yaşamın Kökenleri – SANDOR FERENCZI

“Freud’a göre bu kitap, ‘Ferenczi’nin en parlak, en derin yapıtıdır. Psikanalizi cinsel süreç biyolojisine, ama ondan da öte tüm organik yaşama uygulamadır. Psikanalitik uygulama girişimlerinin belki de en gözü pek olanı bu kitapta bulunuyor.’”

 

65. Yetişkindeki Çocuk – SANDOR FERENCZI

“Ferenczi’nin çeşitli örneklemelerle psikanalizle pedagojinin ilişkisini, ailenin çocuğa uyumu konusunda yapılması gerekenleri, çocuğun memeden kesilmesi, tuvalet ve temizlik eğitimi gibi başlıklar altında çocuğa nasıl davranılması gerektiğini anlattığı yapıtında özellikle ergenlik çağına girmekte olan çocuklarla ilgili anne baba davranışları üzerinde duruluyor. Yetişkinlerin kendi psikolojilerini çocuklara yansıtmasının bir gerçeklik olduğunun vurgulandığı yapıtta, Ferenczi’nin makaleleri ve konuşmalarıyla konu anne babaların ufkunu açan bir biçimde ele alınıyor.”

 

66. Bireyin Gelişimi ve Aile – DONALD W. WINNICOTT

“Bu kitap Winnicott’un sosyal hizmet uzmanlarına, ebelere, öğretmenlere ve çocuklarla çalışan diğer kişilere yıllar içinde verdiği konferansların derlemesidir. Pratiğinin ayırıcı özellikleri olan gerçekçiliğin ve esnekliğin örneklerini verirken, bazı önemli fikirlerini anlaşılabilir bir şekilde tanımlar. Ne zaman kısa süreliğine kuramsal olsa, içi içine sığmayan bir canlılıkla ve insanın çeşitliliğinden açıkça zevk duyarak, tanımladığı gerçek vakalara dönme ihtiyacı duyar. Annelere derin saygısını da derlemenin başından sonuna kadar görüyoruz, çocuklarını anlayan anneleri bürokrasiye karşı sık sık destekler.”

 

67. Çocuk, Aile ve Dış Dünya – DONALD W. WINNICOTT

“Winnicott bu eserinde, anne ve bebek arasındaki sevgi bağıyla başlayan çocukluk döneminin temel ilişkilerini araştırır. Yazar için bu ilişkiler kişiliğin gelişimi adına son derece önemlidir. Ağdalı ve resmi bir anlatıma girmeden, sohbet rahatlığında; beslenme, ağlama, oyun, bağımsızlık ve utanma gibi günlük meseleleri açıklar. Bunun yanında çalma ve yalan söyleme gibi ciddi sorunlara da eğilir. Winnicott, ebeveynlerin doğuştan gelen yeteneklerine vurgu yapar, ayrıca bu yetenekleri öğrenilmesi gereken kabiliyetlerden özellikle ayırır. Karakteristik zekâ ve içgörü üzerinden, saldırganlığın, bağımlılık korkusu ile bunların yetişkinlikte neden olacağı talihsiz sonuçların ve çocuğun içindeki ahlakiliğin köklerini ortaya çıkarır.”

 

68. Bebekler ve Anneleri – DONALD WINNICOTT

“Bu eserde Winnicott, bebekler ve anneler arasındaki ilişki ve bebeğin doğum esnasında ve hemen sonrasında vuku bulan psikolojik süreç hakkında geliştirdiği düşüncelerini ilk kez bir araya toplar. Doğrudan yaklaşım tarzıyla her bebeğin asgari ihtiyacı olan emzirilmeyi, ilk diyalog ve ‘rüya için malzeme’ olarak ele alır. Öte yandan psikanaliz ve ebelik, kişiliğin ilk işaretleri ve sözsüz iletişimin doğası üzerine tartışır. Kısacası bu eser, bütün ebeveynler, ebeveyn adayları ve bebeklerle ilgili inceleme ve gözlem yapan herkesi ilgilendiren bir çalışma.”

 

69. Başlangıç Noktamız Ev – DONALD W. WINNICOTT

“Winnicott, bu eserinde çocukların zihinlerine ve zihin yapılarına dair edindiğimiz bilgileri kökünden değiştirecek söylemler geliştiriyor. Daha önce yayınlanmamış konuşmalarından ve zor ulaşılan gazete ve dergi makalelerinden derlenmiş bu eser, ‘Sağlıklı Birey Kavramı’, ‘Depresyonun Değeri’, ‘Umut Belirtisi Olarak Çocuk Suçluluğu’ gibi başlıkları işliyor. Winnicott ayrıca ‘savaş‘, ‘özgürlük”, ‘demokrasi‘ ve ‘feminizm‘ hakkındaki düşünceleriyle gelişen kişiliğin hem aileyle hem de toplumla etkileşimlerine değiniyor. “

 

70. İnsan Doğası – DONALD W. WINNICOTT

“Winnicott, doktorları ve uzmanları bilgilendirmek için birçok kitap ve makale yazdı, sayısız seminer ve konferans verdi, bunun yanında ebeveynler için de bulduğu her fırsatta radyo programları yaptı. İnsan Doğası, Winnicott’un vefatından önce yazdığı son kitabıdır. Bu çalışmada psikanaliz kuramının temel konularını yani psişe-soma ilişkilerini, Oedipus kompleksini, çocuk cinselliğini, bilinçdışını, depresif konumu, manik savunmayı, geçiş nesnelerini vb. işliyor. Dolayısıyla bu eser, hem kuramsal hem de uygulamalı elli yıllık bir çalışmanın, insan doğası anlayışını gözler önüne seriyor.”

 

71. Sevgi, Suçluluk ve Onarım- MELANIE KLEIN

“Sevgi, Suçluluk ve Onarım, Melanie Klein’ın toplu eserlerinin, 1921-45 yıllarında kaleme aldığı makaleleri içeren ilk cildini oluşturur. Ünlü psikanalistin çocuğun libidinal gelişiminden çocukların psikanalizine, ruhsal yaşamın erken dönemlerindeki kaygılardan sevgi, nefret ve onarım üçgeninde gelişen sevme yetisine, yas çalışmasından yaratıcılığa, şizo-paranoid konumdaki dolayımsızlıktan sembollerin oluşumuna, psikanalitik bakış açısıyla çocuğa verilecek cinsel eğitimden çocuktaki merak ve bilgi aşkını ketleyen faktörlerin incelenmesine ve gerçek anlamda bir çocuk psikanalizinin oluşturulmasının koşullarına kadar varan temel görüşlerini ileri sürdüğü bu makaleler, aynı zamanda ruhsal yaşam üzerine ilk kavramlarının ortaya çıktığı metinlerdir.”

 

72. Psikanalizin Gelişimi – SANDOR FERENCZI, OTTO RANK

“Bu kısa metin 1922 yılında tasarlanıp 1924 yılında yayımlandı. Psikanaliz, kışkırtıcı fikir ve eylemleriyle entelektüel çevreleri sarsmaya devam ediyordu. Doğalı 50 yıl bile olmamıştı ancak disiplin üzerine tartışmalar dinmek bilmiyordu. İşte bu yüzden Ferenczi ve Rank, henüz başlangıç aşamasında olmasına rağmen psikanalizin tarihine, kuram ve uygulama arasındaki etkiye, terapist hasta ilişkisine ve geleceğe yönelik beklentilere ışık tutma ihtiyacı hissetmişti.”

 

73. Psikanalizi Okumak: FREUD, RANK, FERENCZI, GRODDECK – PETER L. RUDNYTSKY

“Yazın eleştirisi ve entelektüel tarihin şaşırtıcı bir ustalıkla bir arada işlendiği bu çalışma, temelde edebiyat ve psikanaliz arasındaki diyalektik ilişkiyi çözümlüyor. Freud‘un yaşamını ve yapıtındaki çıkış noktalarını kendisine merkez alan Rudnytsky, Freud‘un en parlak üç izleyicisi sayılan Rank, Ferenczi ve Groddeck‘in de izini bu koşutluk içinde sürüyor. Disiplinler arası bir okumayla psikanalizin tabi tutulduğu bu karşılaştırmalı çözümleme, Freud‘la nesne ilişkileri kuramı ekseninde yapıt veren bir dizi düşünür arasındaki kayıp halkayı gözler önüne seren bir sorgulama aynı zamanda. Psikanaliz alanındaki bilinen yapıtların yanı sıra, ikincil önemde sayılan, hatta kimisi gözden kaçmış bazı metinleri de derinlikli bir üslupla çözümleyen Rudnytsky, psikanaliz çalışmalarının temel eksenini oluşturan ‘ilişkisel gelenek’ten yorum bilime uzanan bir yelpazede düşünmeye çağırıyor okurunu.”

 

74. Yasak Olmayan Hazlar – ADAM PHILLIPS

“Psikologlar ve psikanalistler genelde yasak hazlardan bahseder, onlar aracılığıyla insanın iç dünyasını keşfetmeye çalışırlar. Yasaklar çoğunlukla arzuyu kamçıladığından, yasak hazlar hep öne çıkar, hep daha çok arzulanır. Peki ya yasak olmayan hazlar? Onların kıymetini biliyor muyuz, yoksa yasak olmadıkları için gözümüzdeki değerleri azalıyor mu?

‘Bu kitap, yasak olmayan hazların yasak olanlara nazaran haz konusunda bize anlatacak daha fazla şeyleri olup olmadığını konu alıyor,’ diyor Adam Phillips. ‘Bu doğru olsaydı, fazlasıyla ciddiye aldığımız onca şey ciddiyetini yitirirdi. Yasak olanın despotluğu bir şeyleri yasaklamasından değil, bize ne yapmak istediğimizi söylemesinden gelir yasak olanı yapmak isteriz. Oysa yasak olmayan hiç emir vermez.’ “

 

75. Bebeği Anlamak: Ailesi İçinde Bebeği Gözlemlemek – JEANNE MAGAGNA, NERGİS GÜLEÇ

“Sadece ruh sağlığı alanında çalışan değil, çocuk hekimleri, bebek hemşireleri, yuva öğretmenleri gibi farklı disiplinlerden gelen ve çocuklarla, bebeklerle teması olan okuyuculara; bebek gözleminin kuramı, felsefesi ve tekniği ile çeşitli alanlardaki uygulamalarına dair kapsamlı bir bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Haftalık yapılan bebek gözlemleri aracılığıyla, ailesi içinde gelişen bir bebeğin hayatını ve deneyimini gözlemlemek, bu gelişime tanık olmak ve bu yöntemle öğrenmek kişiye çok önemli bir deneyim sağlamaktadır. Ayrıca, gözlem sonrasında gözlemlenenleri hatırlamanın, gözlem notlarını yazmanın ve seminerde bunları tartışmanın, uyanan duyguları işlemeye ve düşünmeye dair gözlemci için ne denli değerli bir öğrenme deneyimi olduğu bu eğitim süreci içerisinde ortaya çıkmaktadır. Bebeği Anlamak: Ailesi İçinde Bebeği Gözlemlemek, açık bir zihin ve yürekle dinlenen ve gözlemlenenler ile güncel düşüncenin buluştuğu bir başvuru kitabıdır.”

 

76. Psikanaliz’in Yedi Büyüğü – J. D. NASIO

“Bu kitapta yedi büyük ustanın, her biri kendi özel çabaları ve buluşlarıyla ruh, çözümlemesini geliştiren Freud, Ferenczi, Groddeck, Klein, Winnicott, Dolto ve Lacan’ın psikanalizle ilgili temel görüşleri ve katkıları ele alınıyor; insanı anlamada reçeteler değilse bile çok önemli ipuçları veriyor.”

 

77. Histeri: Psikanalizin Güzel Çocuğu – J. D. NASIO

“Bir kişinin veya bir davranışın histerik olduğunu söylediğimizde ne düşünüyoruz? Nasıl histerik oluyoruz veya bu hastalıktan nasıl kurtuluyoruz? Histerik kişinin cinsel hayatında çektiği acı nedir? Erkek ve kız çocuğunda histeri kendini nasıl belli ediyor? Erkek ve kadın arasındaki ilişki histerik bir hal almaya, yani gücün sevgi, nefret ve arzuyu yönlendirdiği yöneten-yönetilen arasındaki bir güç ilişkisine dönmeye neden bu kadar elverişlidir? J. D. Nasio, histeri üzerine olan psikanalitik yaklaşımı okuyucuya iletmek arzusuyla modern histeri hakkında sorulan tüm bu sorulara bir psikanalist, bir psikiyatr olarak cevap veriyor.”

 

78. Oedipus – J. D. NASIO

” ‘Sizlere bahsedeceğim Oedipus, kadın ve erkek (cinsel) kimliklerimizin ve buna bağlı olarak da nevrotik sıkıntılarımızın temelini açıklayan bir efsanedir. Bu efsane, yaşadığı aile klasik, tek ebeveynli, yeniden oluşmuş ve hatta eşcinsel ebeveynli bir aile olabilir; terk edilmiş, yetim veya evlat edinilmiş bir çocuk olabilir, tüm çocukları kapsar. Hiçbir çocuk Oedipus’tan kaçamaz! Neden? Çünkü erkek veya kız fark etmez, dört yaşındaki hiçbir çocuk kendi içinde yükselen erotik itkilerin fırtınasından kaçamaz ve yakın çevresindeki hiçbir yetişkin onun itkilerinin merkezinde olmaktan ve bunlara set çekmek durumunda kalmaktan kurtulamaz.’ -J.D. Nasio- “

 

79. Psikanalizin Yedi Temel Kavramı – J. D. NASIO

“Psikanalizin Yedi Temel Kavramı, bugüne kadar kitapları on üç dilde yayımlanan psikanalist J.-D. Nasio’nun en çarpıcı eserlerinden biridir. Freud ve Lacan’ın çalışmalarından yola çıkarak okuru psikanalizin kastrasyon, hesaptan düşme, narsisizm, fallus, üstben, özdeşim, yüceltme kavramları ile tanıştıran Nasio, bu eserinde uzmanlara olduğu kadar psikanalize meraklı okura da hitap etmektedir. Öğrencilerin, psikologların, yargıçların, eğitimcilerin, bakıcıların, yaşamının bir noktasında insan ruhunun derinliklerini kavramaya yönelen herkesin, sadece başkalarına değil aynı zamanda ‘kendisine dair de bir şeyler bulabileceği’ bir kitap…”

 

80. Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm – OTTO F. KERNBERG

“Günümüz psikiyatri ve psikanalizinin en önemli iki sorunu sınır durumlar ve patolojik narsisizmdir. Kernberg terapisi oldukça güç olan bu durumlara yaklaşımda yeni, özgün kurumsal ve pratik ilkeler geliştirmiştir. Özellikle nesne ilişkileri ve ben psikolojisine dayanan kurumsal yaklaşımında Kernberg bu durumlardaki saldırganlığa yoğunlaşmıştır. Kernberg’in oldukça sade ve doktorca bir üslubu vardır. Bununla beraber eseri Amerika’da psikiyatri dışındaki disiplinlerde de yankı bulmuş, sanat eserlerini ve günlük yaşamı çözümlemede geniş ölçüde kullanılmıştır.”

 

81. Aşk İlişkileri – OTTO F. KERNBERG

“Bu kitapta, şimdiye kadar sanatçıların ve yazarların bitmez tükenmez konu hazinesi olan “aşk”, psikiyatrinin yaşayan büyük ustalarından biri sayılan O. F. Kernberg’in divanına uzanıyor. Ve ortaya hepimizin başına gelen, karşısında aciz kaldığımız aşk hallerinin tüm yönleriyle incelendigi zengin bir bilimsel metin çıkıyor. Kernberg, uzun meslek hayatında karşılaştığı vakaları titiz bir analizden geçirmiş ve vardığı sonuçları bu kitapta toplamıştır.”

 

82. Eş Benlik – OTTO RANK

“Psikoloji tarihinde, deyim yerindeyse edebiyatın arka bahçesiyle psikanalitik bağlamda ilk kez ilgilenen isimlerden biri olan Otto Rank, Freudcu narsisizm kuramı üzerinden temellendirdiği görüşleriyle edebiyat tarihinde sıklıkla karşımıza çıkan eş benlik motifine sezgisel, psikanalitik ve kuramsal bir yorum getirmiştir. Rank’ın, eş benlik motifinin psikolojik, etnolojik, söylencesel ve edebi anlamda ortaya çıkışını açıklamaya odaklandığı bu eseri, eş benliği şiir, tiyatro ve düzyazı edebiyatındaki görünümüyle psikanalitik açıdan değerlendiren yegâne girişimlerden biridir.”

 

83. Hayat Yolları – ALICE MILLER

“Psikanalist ve sosyolog Alice Miller, bu kitabında yer alan yedi öyküde birbirinden farklı hayat deneyimlerini kahramanları aracılığıyla karşılaştırıyor ve buluşturuyor. Miller’ın kahramanlarının büyük kısmı ise kadınlar. Toplama kampları, diktatörler, ensest, taciz, doğum travması, histeri, mesleğini kötüye kullanan terapistler, öz-saygı, iletişimsizlik, nefret… Yazar, her biri uzun hatta ağır birer makalenin konusu olabilecek deneyim ve olguları, örnek hikâyelerde rahatlıkla anlaşılır bir tarzda okuyucuya sunuyor.”

 

84. Aşk Hikâyeleri – JULIA KRISTEVA

Psikanalist olmak bütün hikâyelerin aşktan söz etmek anlamına geldiğini bilmektir. Bana sırlarını dile dökerek emanet edenlerin bütün dertleri; geçmiş ya da şimdiki, gerçek ya da imgesel aşk yoksunluklarıdır. Ben bu durumu ancak kendimi bir sınırsızlık, acı ya da hayranlık noktasına yerleştirirsem anlayabilirim. Öteki, macerasını ancak benim zaafımla anlamlandırabilir.

Felsefe, din, şiir, roman? Aşk hikâyeleri. Platon’dan Aziz Tommaso’ya, Romeo ve Juliette’ten Don Juan’a, saz şairlerinden Stendhal’e, Meryem’den Baudelaire ya da Bataille’a kadar. Büyük simgesel irdelemeler her gün karanlıkta dinlenen şeylerin dışında bir şey söylemiyorlar. Ruhsal olarak hayatta olmak aşık olmak demektir; analizde ya da edebiyata maruz kalarak. Tüm insanlık tarihi muazzam ve sürekli bir aktarım sanki.’ -Julia Kristeva-”

 

85. Duyguların Gücü: Psikanalizde, Cinsiyette ve Kültürde Kişisel Anlam – NANCY J. CHODOROW

“Cinsiyet analizi, psikanaliz ve antropolojiyi bir araya getirerek hem topluma hem de kendimize nasıl baktığımıza ilişkin son derece özgün bir kuram geliştiren bu kitabın temel tezini şöyle özetleyebiliriz: ‘Duyguların gücü’, yani bireysel öznel anlamlar, en az evrensel, kültürel anlamlar kadar önemlidir. Sosyoloji doktorasından sonra psikanaliz eğitimi alan Chodorow, en önemli feminist psikanaliz kuramcılarından biridir. Nancy Chodorow evrenselleştirici bir kuram olarak psikanaliz ile terapi pratiği olarak psikanaliz arasındaki farkı özellikle vurgulayarak, kişiyi, bireyi toplumsal anlam ve pratiklerin basit bir taşıyıcısından ibaret gören bazı postmodernist eğilimlere karşı çıkıyor, felsefi bir dille söylersek, ‘tikele hakkını vermeye’ çalışıyor.”

 

86. Psikanalizin İçinden – BELLA HABİP 

“Psikanalizin İçinden, psikanalist ve klinik psikolog Bella Habip’in 1996-2006 yılları arasında psikanalizi tanıtmak amacıyla ruh sağlığı profesyonellerine yönelik gerçekleştirdiği seminer ve konferans notlarından, çeşitli dergilerde yayımlanan makalelerinden ve psikanalize ilgi duyanlara yönelik halk söyleşilerinden oluşan bir çalışma. Habip’in hem kişisel psikanaliz deneyiminden hem de bir psikanalist olarak psikanalizle kurduğu bağdan yola çıkarak sunduğu bu metinler, psikanaliz geleneğine, psikanalizde ‘birey’ ve ‘kadın’ olmaya, psikanalizin ebeveyn ve çocuk ilişkisindeki önemine, psikanalizin tarihle ve sosyolojiyle alışverişine dair psikanalizin içinden yorumlar niteliğinde.”

 

87. Halk İçin Psikoterapi: İlerici Bir Psikanalize Doğru – LEWIS ARON, KAREN STARR 

“Psikanalizin ilerici ve hümanist kökenlerinden esinlenen Lewis Aron ve Karen Starr, Freud’un psikanalizin “halk için psikoterapi” olması gerektiğine yönelik çağrısının peşinden gidiyorlar. Psikanalizin kendisini her zaman nasıl bir ‘öteki’ne göre tanımladığına odaklanarak bir kültürel tarih sunuyorlar. Başlangıçta o öteki hipnoz ve telkindi; sonra psikoterapi oldu. Yazarlar, psikanaliz tarihinde yer etmiş, her biri hiyerarşik olarak tanımlanmış bir dizi ikili karşıtlığın izini sürüyorlar. Irkçılık, anti-semitizm, kadın düşmanlığı ve homofobinin yansımalarını takip ederek, psikanalizin, fallik erillik, içine girme, heteroseksüellik, özerklik ve kültürle bağlantı halinde, bağımlılık, dişil edilgenlik ve ilişkiselliği güçlendirdiği düşünülen telkin ve psikoterapiye karşıtlık üzerinden tanımlandığını gösteriyorlar. Aron ve Starr, Freud’un psikanalizi geniş ve esnek bir şekilde tanımlayan ilerici ufkuna dönüş yolunda öncülük ederek bu ikilikleri yapı-bozumuna uğratıp yeni bir çağ için onu yeniden canlandırıyorlar.”

 

88. Çocuk ve Ergenler İçin Çağdaş Psikodinamik Psikoterapi – SERGIO V. DELGADO, JEFFREY R. STRAWN, ERNEST V. PEDAPATI

“Çağdaş psikodinamik teori, çocuk ve ergenlerde gelişimsel psikopatoloji anlayışımızı derinden değiştirmektedir. Ancak bu teorinin yetişkin psikoterapisi üzerindeki etkilerine dair çok şey yazılmış olmasına karşın, çocuk ve ergen psikoterapisine etkileri üzerinde pek durulmamıştır. Bu kitap, çağdaş psikodinamik teoriden köken alan yeni kavramların çocuk ve ergen psikoterapisine dair anlayış ve yaklaşımımızı gözden geçirmemizi nasıl zorunlu kıldığını açıklamaktadır. İki-kişilik ilişkisel psikodinamik teorinin yakın zamandaki katkılarını gözden geçirerek, ayrıntılı vaka örnekleri üzerinden teorinin çocuk ve ergen psikoterapisinde nasıl uygulandığını göstermektedir. Çocuk ve ergenlerle çalışan psikoterapistler ve psikoterapi öğrencileri için bu kitap hem teorik hem de pratik açıdan çok değerli bir kaynaktır.”

 

89. Nevrotik Tarzlar – DAVID SHAPIRO

“İlk olarak 1965 yılında yayınlanmış ve kısa sürede modern bir klasik haline gelmiş olan Nevrotik Tarzlar kitabında Shapiro, dört ayrı nevroz tarzına (obsesif-kompulsif, paranoid, histerik ve itkisel) ait düşünüş, hissediş ve davranış özelliklerinin oldukça kapsamlı ve çarpıcı bir değerlendirmesini yapmaktadır. Nevrotik Tarzlar, egemen / resmi psikanalitik paradigmanın dışından söz kurmasına rağmen, nevrotik öznelliği çok zengin bir şekilde tarifleme kapasitesi nedeniyle çoğu psikanalistin ve psikanalize kulak kabartan psikoterapistlerin ilgisiz kalamadığı bir kitap olagelmiştir.”

 

90. Kayıptan Sonra Yaşam – VAMIK D. VOLKAN

“‘Bu kitabı yazmak, beni yaşamımın bazı yönlerinin yasını yeniden tutmaya zorladı. Beni, kayıp karşısındaki incinebilir yanlarımın ve savunmalarımın hesabını bir kez daha yapmaya yöneltti ve insanın doğasına ilişkin anlayışımı derinleştirdi. Tüm bunlar, kaybın büyüme için bir araç olabileceği konusundaki düşüncemi pekiştirdi. Öyle umuyorum ki bu kitabı okuyunca yas ve kederin dinamikleriyle ilgili anlayışınız artacak ve insan ruhunun kayıp karşısındaki esnekliğine siz de benim gibi şaşacaksınız.’ -Vamık D. Volkan- ”

 

91. Var’olan Annenin Yokluğu – JASMIN LEE CORI

Çocukluktaki temel duygusal ihtiyaçlar nelerdir? Sevgi, şefkat, saygı görme, korunma, anlaşılma, olduğu gibi kabul edilme, ihtiyaçları ve duyguları ifade etme özgürlüğü… Peki, bu ihtiyaçlar karşılanmadığı zaman ne olur? Kasıtsız olarak çocukluktaki örüntü yetişkin yaşamda da devam ettirilir. Kişi; ihtiyaç duyduğu sevgiyi vermeyen, eleştirici ya da talepkar kişileri hayatına alarak, kendi sevilmezliğini, değersizliğini ve yetersizliğini doğrular. Çözüm? Hikayeyi değiştirmek. Kendine şefkat göstermek. Kendi içindeki sağlıklı ebeveyni oluşturmak, güçlendirmek ve “kırılgan çocuğuna” ebeveyn olmak. Mutlu, özgür ve kendi ile barış içinde bir yetişkin olmak… Bilmediğiniz bu karanlık yolda tek başınıza yürümek zorunda değilsiniz. “Anne oradayken bile her şeyi eksik olan, bir şekilde ayakta kalmış o annesiz çocuğa… Bu kitap senin için.” Ayrıca, gelecekteki anne-babalar ve psikoterapistler için…

 

92. Cinselliğe Dair Vazgeçmemiz Gereken 100 Efsane – BÜLENT SOMAY

Toplumun birçok kesimi tarafından doğru kabul edilen, belki de üzerine çok fazla kafa yorulmayan cinselliğe dair mitlerin teker teker tartışıldığı kitap, gerek keyifli diliyle gerek psikolojik ve kültürel analizleriyle kesinlikle okunmaya değer! Cinselliğe dair vazgeçmemiz gereken 100 efsane; üreme, sevişme, doğum kontrolü, annelik, babalık, kadınlık, erkeklik, heteroseksüellik, homoseksüellik, biseksüellik, toplumsal cinsiyet, kadına karşı şiddet ve tecavüz ekseninde tartışılıyor.

  • “Kızını dövmeyen dizini döver”

“ ‘Yeterince dövülmeyen’ kızın ne yapmasından korkuyoruz peki? Arkadaşlar edinmesinden, kendine sevgili bulmasından, cinsel ilişki kurmasından, hovardalık etmesinden, emirlere uymaktansa başına buyruk davranmasından, yani kısacası, hayattan keyif almasından.”

 

93. Bir Şeyler Eksik – BÜLENT SOMAY

“Aşk, Cinsellik ve Hayat Hakkında Bilmek İstemediğimiz Şeyler” alt başlığı ile oluşturulan kitap, “Her ilişkide “bir şeyler eksik”tir mutlaka.” önermesiyle başlıyor. İçeriğine bakarsak deneme, şekline bakarsak aforizmalar kitabı diyebileceğimiz kitap Bülent Somay’ın ilişkiler, beyaz atlı şövalyeler, kıskançlık, arzu, sevgi ve cinsellik üzerine düşüncelerini adım adım ilerlettiği, kendi içinde bütünlüklü ve anlamlı olan bölümlerden oluşuyor.

“Bu kitap psikanaliz hakkında bir kitap değil; psikanalitik teoriden alıntı ve tartışmalarla ilerlemiyor. Tersine, psikanalizin gündelik hayatta nasıl işe yarayabileceğine dair ipuçları sunmaya çalışıyor. Bu yüzden de en çok kullandığı noktalama işaretlerinden biri soru işareti. Çünkü, özellikle pop-psikoloji ve pop-psikiyatri alanlarında sanıldığı gibi, psikanalizin bir cevap verme/çözüm sunma tekniği değil, bir soru sorma yöntemi olduğunu söylemeye çalışıyor.”

 

94. Anne Baba ve Çocuk Arasında – Dr. HAIM G. GINOTT

“İyi anne baba olmak, öğrenilebilir bir beceridir.”

Ebeveyn ve çocuk arasındaki iletişim üzerine yazılmış ve bir başucu kitabı haline gelmiş “Anne Baba ve Çocuk Arasında” tehdit, ceza ya da alaya başvurmadan çocuğu eğitebilmenin, çocukların duygularını, algılarını ve fikirlerini anlamanın yollarını gösteriyor. Ebeveynler ve çocuklar arasındaki diyaloglar ise her anne-babaya öncülük edebilecek nitelikte. Örneğin; öfkenin insanın kendine ve diğer insanlara duyduğu sevgiyi değiştirmeyeceği yolunda çocuğa teminat verme ve çocuğa öfkesinin felakete yol açmayacağını, kimseye zarar vermeden rahatlayabileceğini öğretebilme üzerine olan diyaloglar ebeveynlere rehber olabilir.

 

95. Tekeşlilik – ADAM PHILLIPS

“İki kişiden ancak arkadaş olur; çift üç kişiden oluşur.”

“Sadakat ve İhanet Üzerine Aforizmalar” alt başlığı ile oluşturulan kitapta Adam Phillips ciddi, psikanalitik bir yaklaşımla alaycı, denemeci bir yaklaşımı birleştiriyor tekeşliliğe bakarken. “Dışlama” üzerine kurulmuş gibi görünen bu yapının aslında daima kendisinden başka şeyler içereceğini, sadakatin ihanete, bağlılığın sadakatsizliğe durmadan dönüşeceğini ve tanımı gereği “iki kişilik” bir kurum olan tekeşliliğin ebedi bir “üçüncü” olmadan yapamayacağını söylüyor. Sadakat, ihanet, sevgi, saygı, kıskançlık, bağlılık, arzu, yalan, güvenlik, gizlilik, huzur, ev, özgürlük, ahlak, merak, görev, suç, özgürlük… Bu kitap ile; tekeşlilik ile ilişkili tüm bu kavramlar üzerine düşünebilir, farklı bakış açıları kazanabilir, kendinizi felsefi bir sorgulamanın içinde bulabilirsiniz.

 

96. İnsanın Anlam Arayışı – VIKTOR E. FRANKL

Dr. Frankl’ın logoterapiyi keşfetmesine yol açan toplama kampı deneyimlerinin ve logoterapinin ilkelerinin anlatıldığı kitap, “İnsanı insan yapan nedir?” sorusunun cevabını varoluşsal bir perspektiften vermeye çalışıyor. Varoluşçu bakış açısına göre “Yaşamak acı çekmektir; yaşamı sürdürmek, çekilen bu acıda bir anlam bulmaktır.” ve herkes yaşam amacını kendi bulmalı ve bu amacın sorumluluğunu üstlenmelidir. “Nietzsche’nin şu sözleri, tutuklularla ilgili her türden psikoterapi ve koruyucu ruh sağlığı çabalarının yol gösterici parolası olabilir: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl’a katlanabilir.”

 

97. Çocuklar İçin Gerçek Yaşam Becerileri – AYGÜN TUÇE ATAŞ & İLKNUR EFEÇINAR

Sosyal becerilerin kazanılması erken yaşlarda, bebeğin anneyle kurduğu göz teması ile başlar. Sosyal becerilen kazanılamaması, kullanılamaması ya da yetersiz olması beraberinde birçok güçlük getirebilir. Çocukluk döneminde sosyal beceriler yeterince kazanılmadığında, yetişkinlik döneminde yakın ilişkilerde, iş hayatında, sosyal ve özel yaşamda başarısızlık ve mutsuzluk hissedilebilir. SOBECE -Sosyal Beceri Çocuk Eğitim Programı- adı verilen çok yönlü eğitsel terapi modelinin ışığında hazırlanan kitap, 6 ana başlık altında yaklaşık 400 egzersiz ve oyun ile ebeveynler, öğretmenler ve çocuklarla çalışan tüm uzmanlar için teori ve pratiği anlaşılır bir dille bir araya getiren eşsiz bir kaynak. Kitapta konu edilen sosyal beceriler; ilişki başlatma ve sürdürme, atılganlık, saldırgan davranışlarla başa çıkma, sorun çözme, plan yapma ve duygulara yönelik becerilerden oluşuyor. Bu beceriler ise alt başlıklar halinde tanımlanıyor, eksikliğinin nelere yol açtığı, becerinin iyi olması halinde kazanımların neler olduğu, oyunlar ve ebeveyn-çocuk paylaşımları ve öneriler sırasıyla belirtiliyor.

 

98. Hayat – ENGİN GEÇTAN

Engin Geçtan’ın, günlük yaşamı ve meslek hayatı sayesinde edindiği deneyimlerini, ona önerilen ya da hediye edilen kitaplardan seçtiği pasajlar ile zenginleştirdiği “Hayat” adlı kitabı narsisizmden yabancılaşmaya, anlaşılabilme umudundan tembelliğe, kontrolden öfkeye çeşitli konularda yazdığı denemelerden oluşuyor. “Yaşantılarımıza dikkatle bakıldığında, pek çok şeyi, saati ayarlamış olduğumuz zamanda değil de “eşref saati” geldiğinde gerçekleştirebileceğimizi görebiliriz. Trafik ışığı kırmızıya dönüşmeden önce yetişebilmek için seferberlik durumuna geçtiğinizde ya da asansörün gelmesini bekleyemeden merdivene yöneldiğinizde kazandığınız saniyelerin neden sizden daha değerli olduğu sorusunu hiç kendinize sordunuz mu?

 

99. Rüyalardan Gerçekliğe Psikanaliz ve Sanat – ÖZDEN TERBAŞ

Rüyalardan Gerçekliğe Psikanaliz ve Sanat’ta Özden Terbaş psikanalizin hem klinik yönüne hem de sanatla olan etkileşimine odaklanıyor. Kitabın ilk kısmında Freud’un rüya kuramına, bilinçdışı fantezilerin işlevlerine, aktarım ve karşı aktarım kavramlarına, yas ve melankoliye ve Kleincı kuramın temel yapı taşlarına yer veriliyor. İkinci kısımda ise sanat eserlerinin psikanalitik açıdan yorumlanmasına örnek olarak Kafka’nın Dava ve Kosinski’nin Boyalı Kuş romanları, Cronenberg’in Ölü İkizler, Haneke’nin Piyanist, Bergman’ın Güz Sonatı ve Kim Ki-duk’un İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış… ve İlkbahar filmleri veriliyor.

“Yeni bir hümanizmin yol açıcısı” ve “devrimci bir güç” olan psikanalizin engin kuramsal evreni düşünüldüğünde, giriş niteliğinde sayılabilecek bu kitabın okuyucuya bir ışık tutabilmesi ve gerek psikanalize gerekse sanatın psikanalitik açıdan anlaşılmasına ilgi duyan herkes için rehber olabilmesi umuduyla.”

 

100. Bağışlanan Terapi – IRVIN YALOM

Mesleğe yeni başlamış ya da başlayacak olan terapistlere yazılmış açık mektuplardan oluşan “Bağışlanan Terapi” Yalom’un kendi çalışmalarında yararlı bulduğu fikir ve tekniklerden oluşmaktadır. “En sevdiğim ifadeler ve müdahaleler bu kitabın her yerine serpiştirilmiş durumda. Aynı zamanda kendiliğindenliği ve yaratıcılığı da teşvik ediyorum. Bu nedenle benim kendime özgü müdahalelerimi özel işlemsel tarifler olarak görmeyin; onlar benim kendi bakış açımın yanı sıra kendi tarzımı ve sesimi bulmak için içerilere uzanma girişimimi temsil ediyor.” Kitapta; terapötik ilişki, “şimdi ve burada”nın gücü, terapistin kendi terapi sürecinden geçmesi, terapistin veri olarak duygularını kullanması, terapistin şeffaflığı, ölüm, özgürlük ve hayatın anlamı gibi varoluşsal meselelerin konuşulması, rüyaların kullanılması, mesleki tehlikeler ve ayrıcalıklar gibi konulara değinilmiştir.

“Okurların benim öğrendiklerimi kendi özel çalışma durumlarına uyarlamak ve uygulamak için kendi özel yaratıcı yollarını bulacaklarını umut ediyorum.”

 

*Eserler, ağırlıklı olarak psikanalitik metinler arasından seçilmiştir.

**Önerilerde yer alan açıklamalarda eserlerin basılı olduğu kitapların önsöz, arka kapak vb. içeriklerinden alıntılar yapılmıştır.

***Listenin oluşturulmasında Eda YILMAZ, Çisen BELENDİR ve Selen KIRAÇ katkı sağlamıştır.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir