İçsel Yaşantılarımızdaki Karşıtlıklar

İçsel Yaşantılarımızdaki Karşıtlıklar

İçsel Yaşantılarımızdaki Karşıtlıklar

“Kökenini evrim tarihinin derinliklerinden alan gölge basitçe kötü değildir. Aşağılık, ilkel, sakil, hayvansı, çocuksudur; güçlü, canlı ve kendiliğindendir.” (Geçtan, 2013).

Gölge; kabul edilmedikçe, bilinç düzeyinde ortaya çıkartılmadıkça karanlıklaşan ve bilinçdışında kalan tarafımızdır. Herkes gölgeye sahiptir; gölgesi ile yüzleşen insan kendini daha iyi anlamaya, bütünleşmeye, olgunlaşmaya ve yaratıcılığa doğru çok önemli bir adım atar.

“Gölgesiyle kopukluk yaşayan insanlarda sık görülen bir davranış vardır: Kendilerini doğrudan ilgilendirmediği halde, diğer insanların bazı davranışlarını ya da yaşam biçimlerini yargılama eğilimi. Çünkü bu insanlar, varlığını yadsımış oldukları gölgelerini kışkırtabilecek davranışları başkalarında gördüklerinde, kendi gölgelerini denetim altında tutabilmek için o insanları insafsızca yargılama ve aşağılama gereği duyarlar.” (Geçtan, 2013).

En çok neyi eleştiriyorsunuz? Nasıl insanlara katlanamıyorsunuz? Şımarıklara, bencillere, samimiyetsizlere, çabuk samimi olanlara, alınganlara… Bu sorulara verdiğiniz cevap size gölgenizle tanışma fırsatı verebilir. Kendinizde kabul etmediğiniz tarafınızı -gölgenizi- dışarıya, diğer insanlara yansıtırsınız, böylece “Kötü olan ben değilim, onlar!” diye düşünerek kendinizi rahatlatabilirsiniz. Eleştirdiğiniz davranışlar, bilinçdışına hapsettiğiniz gölgenizin kışkırtılmasına ve özgürleşme isteğine sebep olduğu için bu davranışlara ve böyle davranan kişilere katlanamaz ve onları yargılarsınız.

Kutuplar

“Tembelin egemen olduğu zamanlarda kendini suçlu hissetmeyen insan, kendi zamanının akışı içinde saati geldiğinde, çalışkan ve üretken yanıyla zaten yeniden buluşacaktır. “Yapmam lazım”ın yerine “yapmak istiyorum”u koyabildiğimizde, “yapmam lazım”ın insana yaşattığı, “kendine karşı işlenmiş varoluşsa suç”un gerilimi söner ‘yapmak’ yerini ‘olmaya’ bırakır.” (Geçtan, 2013).

Temelinde Jung’un persona ve gölge arketipleri ile Doğu felsefesinin yin ve yang olarak adlandırılan iki zıt enerjiye dair görüşleri bulunan kutuplar kavramı, içsel yaşantılarımızdaki karşıtlıkları içerir. Persona, toplum tarafından kabul görmek için kullandığımız maskelerimiz ve kimliklerimizdir, kişinin personası ne kadar güçlüyse gölgesi o kadar bastırılmış, yoğun ve karanlıktır. Örneğin; kişi kendisini çok ağırbaşlı birisi olarak dışarıya yansıtır ve şımarık olan tarafını gizler. Gölge bastırıldıkça güçlenir, abartılı ve ilkel bir yolla ortaya çıkmaya potansiyeli çok yüksektir. Böylelikle bastırılan şımarık taraf ortaya çıktığında çok yıkıcı olabilir, kişinin ilişkilerinin zedelenmesine yol açabilir.

Persona ve gölge, güç ve zayıflık, çalışkanlık ve tembellik, kibarlık ve kabalık, bencillik ve fedakarlık, şımarıklık ve ağırbaşlılık kutuplara örnek olarak verilebilir. Güçlü, çalışkan, kibar, fedakar ya da ağırbaşlı olmak iyi bir şey midir? Peki ya zayıf, tembel, kaba, bencil ya da şımarık olmak kötü müdür? Bir kişilik özelliğin iyi veya kötü olarak nitelendirilmesi için kişinin ihtiyaçları ve çevresel koşullar göz önünde bulundurulmalıdır. Bir şeyin kötü olduğuna inandığınız için hep aynı şekilde davranmak (hep çalışkan, hep güçlü vs.) sağlıklı bir davranış olarak nitelendirilemez. Kendinizi fedakar birisi olarak tanımlayıp her zaman ve her koşulda fedakar olmak üzerinizde çok fazla baskı hissetmenize sebep olabilir. İnsanlara hayır demekte zorlanırsınız ve kendi ihtiyaçlarınızı ikinci plana atabilirsiniz. Önceliği kendi ihtiyaçlarınıza verirseniz ise bencil birisi olacağınızı düşünürsünüz ve bu size kabul edilemez gelir. Bencil tarafınızı kabul ederseniz eğer hep bencil kalmaktan korkabilirsiniz. Aksine; istediğiniz zaman bencil istediğiniz zaman fedakar olmayı seçme özgürlüğünüz olacaktır.

Her birey eşsiz ve birikciktir, kutuplar her birey tarafından farklı isimlendirilebilir. Birisi için mesafeli olmanın karşıtı laubali olmak olabilirken, diğer bir kişi için sıcakkanlı olmak olabilir. Başka bir örnekle, güçlü olmak bir kişi için statü sahibi olmak, zayıf olmak muhtaç olmak ile ilişkilendirilebilirken; başka bir kişi için güç kendi kendine yetebilmek, zayıflık ise yalnız kalamamak ile ilişkilendirilebilir.

Kutupların bir ucunu seçip ötekini görmezden gelmek ya da yargılamak yerine; ikisinin de size ait olduğunu kabul etmek, sahip olduğunuz kişilik özelliklerinize sahip çıkmak, iki ucun çatışmadan uzlaşabilmesini sağlamak, iki uca da eşit mesafede kalabilmek ve ne yöne gitmek size iyi gelecekse gidebilmekte özgür ve esnek olabilmek daha önemli değil mi? Sadece şu an neye ihtiyacınız olduğunu, neyin size iyi geleceğini/gelmeyeceğini düşünmeniz yeterli.

Her zaman, her yerde, her konuda güçlü olmanıza gerek yok, kendinize bu denli yüklenmenize de. Bu sefer de yardım talep edin, bu sizi zayıf ya da yetersiz birisi yapmaz.

Bugün biraz bencil olun, başkalarının ne istediğini düşünmeyi bir kenara bırakın ve kendinizle ilgilenin. Hep bencil ya da hep fedakar olmayın.

Her zaman çalışkan olmanıza gerek yok, tembel olma hakkınızı kullanın. Kendinizi yargılamadan şu an hiçbir şey yapmamanın tadını çıkarın.

Yararlanılan Kaynaklar 

Daş, C. (2014). Geştalt Terapi: Bütünleşmek ve Büyümek. Ankara: HYB

Geçtan, E. (2013). Hayat (12. Basım). İstanbul: Metis

Eda YILMAZ
Klinik Psikolog

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir