Çocuklar Neden Okuldan Korkar 2

Çocuklar Neden Okuldan Korkar 2

Çocuklar Neden Okuldan Korkar 2

Yazının önceki bölümünde çocukların okula ilişkin geliştirdikleri korku ve endişenin ardındaki dinamikler üzerinde durmaya özen gösterdim. İkinci bölümde ise çocukla temas kuran yetişkinler için kolaylaştırıcı olacağını umduğum kimi detaylara yer vereceğim.

Çocukların okula ya da benzer nitelikte bir kuruma başlama süreçlerinde hissettikleri endişenin düzeyi oldukça geniş bir aralıktadır. Katlanılabilir düzeyde bir heyecandan bedensel yakınmaların eşlik ettiği yoğun bir endişeye uzanabilir. O nedenle kimi çocuklar, ebeveyn ve öğretmenlerinin kolaylaştırıcılığı ile bu yeni duruma uyum sağlayabilirken; kimi çocuklar iyi hissetmek için daha fazlasına gereksinim duyarlar.

Ebeveyn ve öğretmenler; tüm çabalarına rağmen endişenin yatışmadığı, aksine artarak çocuğu bedensel ve ruhsal olarak örselediğini fark ettiğinde bir arayış içerisinde girerler. Okul psikolojik danışma ve rehberlik servisinden yardım talep etmek bu arayışın ilk basamağıdır ve başvuruda geç kalınmamalıdır.

Birçok ebeveyn ya da öğretmen, bu süreçte rehberlik servisinden bir mucize umarlar. Özellikle meslekte ilk yılları olan danışmanlar, ebeveyn ve öğretmenlerin bu mucize beklentisini karşılamaya ilişkin bir performans endişesi geliştirebilirler. Bu endişe, onları çocuğu anlamaktan uzaklaştırır ve yalnız davranışı değiştirmeye ilişkin çabalamaya iter. Çocuğun ve ebeveynin endişesini çözümlemeksizin, davranışı değiştirmeye odaklanan girişimlerin “başarısızlıkla” sonuçlanması muhtemeldir.

Gerek rehberlik servisince sağlanan birinci basamak müdahalede gerek de diğer klinik ortamlarda çocuk, ilişkilendiği yetişkinlerin deneyimlediği endişesini fark ettiği ve anlamaya çalıştığına inanmalıdır. Onu bir şey olmayacağına ikna etmeye çalışan, annen ya da baban az sonra gelecek diyerek sınıfta, koridorda, danışmanın odasında yalnız kalmaya zorlayan, bir şeyle oyalarken ebeveynin kaçarak uzaklaşmasını salık veren tutumlar, işlevsel olmadığı gibi çocuk açısından da örseleyicidir. Çocuk, okuldan değil ayrılıktan korkar. Ebeveynini göremediğinde onu zihninde “tutmakta” da zorlanır. O nedenle gözünün önünden ayrılsın istemez. “Aramak eğlencelidir; fakat bulamamak felakettir” der Winnicott. Arkasını döndüğünde annesini yerinde bulamayan çocuğun ıstırabı katlanarak artar. O andan sonra, ebeveyne de öğretmene de danışmana da güvenmekte güçlük çeker.

Bu süreçte öğretmen ve ebeveynler, çocuklara karşı dürüst olmaya özen göstermelidir. Ders saatinin ne zaman biteceği, çocuğu okuldan kimin alacağı ya da çocuğun eve nasıl ulaşacağı gibi bilgiler çocuğa açıklanmalıdır. Diğer bir ifadeyle çocuk, çerçeveyi bilmelidir. Okulun yeni bir yer, öğretmenin ise yeni bir insan olduğunu, bu yeniliklere alışmasının biraz zaman alacağını, kendisini güvende hissedene kadar ebeveyninin ona eşlik edeceğini, bir değişiklik olduğunda ona bilgi verileceğini bilmek her çocuğun hakkıdır. Böylesi bir yaklaşım endişenin çözümlenmesini de mümkün kılar.

Bu süreçte ebeveynlere de psikolojik danışmanlık desteği sunmak önemlidir; çünkü ayrılma endişesi paylaşılmış bir endişedir. Çoğu zaman belirti yalnız çocuk üzerinden ifade bulsa da ebeveynin endişesi hakkında düşünmek, konuşmak da bir o kadar elzemdir.

Son olarak Dolto’nun bir sözünü hatırlayarak yazıyı sonlandırabilirim:

“Her ayrılık için doğru bir zamana ihtiyaç vardır.”

Aykut BORA, PhDc
Uzm. Psk. Danışman

*Yazının ilk bölümünü okumak için tıklayınız.

Yararlanılan ve Önerilen Kaynaklar

Anna Freud, Çocuklukta Normallik ve Patoloji

Biddy Youell, Öğrenme İlişkileri

Donald W. Winnicott, Ebeveynlerle Sohbet

Donald W. Winnicott, Oyun ve Gerçeklik

Margaret S. Mahler ve ark., İnsan Yavrusunun Psikolojik Doğumu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir