İlk Nesne Olarak Anne Memesi: “Paranoid-Şizoid” ve “Depresif” Konum

İlk Nesne Olarak Anne Memesi: “Paranoid-Şizoid” ve “Depresif” Konum

İlk Nesne Olarak Anne Memesi: “Paranoid-Şizoid” ve “Depresif” Konum

Anne ve bebek için doğum, içinde “hoş geldin” barındıran bir “vedadır”. Doğuma dek bütünleşik bir halde yaşantılananlar sona ermiş, anne ile bebek bir bakıma ayrışmıştır. Bebek, anne rahmindeki güvenilir, besleyici ve koruyucu dünyasından çıkarılarak, bilinmezlikler ve tehditlerle dolu bambaşka bir ortamda bulmuştur kendini. Doğum ile birlikte, annenin de hamilelik boyunca kurduğu bütünlük düşlemi sona ermiştir (Küley, 2007). Ne var ki bu ayrışma beraberinde yeni bir buluşmayı getirir. Bebeğin bu tanımadık ortama uyum süreci, doyum ve haz sağlayan ilk nesnesi, yani anne memesi ile başlar. Dolayısıyla artık yepyeni bir bedensel ve ruhsal temas söz konusudur.

Doğduğunda oral itkilerin egemenliğinde olan bebek, içgüdü tatminine yönelik olarak nesne ve ilişki arayışındadır. Karşılaştığı ilk nesne olan anne memesi, bebeğe ilk tatmini sağlar ve içsel uyaranların boşaltımına yardım eder. Anne memesi ile elde edilen bu tatmin; beslenme ile olduğu kadar, oral libidonun ortaya çıktığı ağız ve çevresinin uyarılması sonucu alınan haz ile de ilintilidir. Başka bir deyişle bu durumda meme, bebek tarafından besin kaynağı ve daha derin bir anlamda yaşamın kaynağı olarak algılanır (Klein, 1957).  Bebeğin ilgisinin bütünden (anne) ziyade parçaya (meme) yönelik olması tuhaf görünebilir; fakat bu noktada, gelişmemiş fiziksel ve zihinsel algılama yetisi ile Freud’un “haz-acı ilkesi” dediği derhal haz alma ya da o hazzın yokluğuyla ilgilenme durumu göz önünde bulundurulmalıdır (Klein, 1936) .

Melanie Klein’a göre; içsel nesne imajları ile dünyaya gelen bebek için nesneler başta parça parçadır. “Paranoid-şizoid konum” olarak adlandırılan bu evrede bebek, içindeki ölüm içgüdüsü ve yıkıcılıkla baş etmek için dış dünyayı “iyi” ve “kötü” olarak böler. Bu bölünmeye anne de dâhildir. Başka bir deyişle bebek,  anneyi de “iyi” ve “kötü” olarak ikiye ayırır.  Bir savunma mekanizması olarak kullanılan bu bölme; içsel iyi nesneleri ve “erken beni” kötülerden arındırmak, korumak ve sürdürmek için kullanılır (Klein, 1957). Bununla birlikte “erken ben”, başka bir savunma olarak yansıtmalı özdeşleşme yoluyla içindeki saldırganlığı ve yıkıcılığı nesneye (anne/anne memesi) yansıtır. Bu durumda anne, bebekten gelen kötü yansıtmaları içine alıp dönüştürerek bebeğe geri verdiği takdirde bebek, anneden gelen bu yansıtmalarla özdeşleşerek kendi kaygısı ile başa çıkabilmektedir (Epözdemir, 2014). Bebeğin ilk yıllarının daha sonraki bir dönemine karşılık gelen “depresif konumda” ise bebek, parça nesneleri bütünleştirerek saldırgan ve paranoid duygular beslediği anne ile sevilen annenin aynı olduğunu görür. Bu dönemde, sevilen nesneye yansıtılmış olan yıkıcılıktan ötürü nesneyi yok etme ya da ona zarar verme kaygısı bebeğin ruhsallığına hâkim olur. Suçluluk duyguları ile birlikte onarma çabaları ortaya çıkar.

Bebeğin olumlu deneyimleri, kötü ve yıkıcı deneyimlerden fazla ise bebek kaygıları ile daha iyi başa çıkabilir hale gelir ve bebeğin zihnindeki anne, meme ile sınırlı olmaktan çıkarak iyi ve kötü yanları ile bütün bir nesneye dönüşür (Epözdemir, 2014). Her şey yolunda gittiği takdirde, doyurucu meme ile olan bu zihinsel ve fiziksel yakınlık, doğum ile yitirilmiş olan doğum öncesi anne-bebek birliği ve bu birliğe eşlik eden güven duygusunu belirli bir oranda yeniden kurar (Klein, 1957). Unutulmamalıdır ki; erken ilişkilere ve uyaranlara bağlı olarak yaşantılanan duygular zihinde yer eder ve ileriki dönemlerde ortaya tekrar tekrar çıkarlar. Erken dönemde geliştirilen içsel temsiller ve şekillenen ilişkiler, ruhsallığın en önemli yapıtaşlarındandır.

Kaynaklar

Epözdemir, H. (2014). Seri Evlilik Yapan Bireylerin İlk ve İkinci Evlliğini Yapmış Bireyler ile Nesne İlişkileri, Yansıtmacı Özdeşleşim, Savunma Mekanizmalarının Düzeyi, Psikolojik Belirtiler ve İlişki Doyumu Açısından Karşılaştırılması: Nesne İlişkileri Çift Terapisi Modeli Çerçevesinde Bir İnceleme.

Klein, M. (1999). Haset ve Şükran,(Çev.) Orhan Koçak. Yavuz Erten, Metis Yayınları, İstanbul.

Klein, M. (2012). Memeden Kesme. Çev. Zeynep Koçak. Sevgi Suçluluk ve Onarım, 219-230.

Küley, A. Ç. (2007) Emziren Anne, Psikanaliz Yazıları, no: 14, 43-48.

Çisen BELENDİR
Psikolog/Psk. Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.