Medea’nın Cinayetinden Annenin Bilinçdışına

Medea’nın Cinayetinden Annenin Bilinçdışına

Medea’nın Cinayetinden Annenin Bilinçdışına

Annenin bilinçdışı

Eski Yunan’dan günümüze değin uzanan tragedyalar, yazıldığı dönemin ruhsal ve toplumsal işleyişlerinin yanı sıra insanlığın ortak bilinçdışına ilişkin izler taşıyan eserlerdir. O nedenle; psikoloji ve psikanalizi, tragedyalar ve onlara esin kaynağı olan mitolojik hikayelerden ayrı düşünmek pek mümkün değildir. Konu, insan ruhsallığının anlaşılması olduğunda ruh çözümleme ve söylence bilimi çoğunlukla kol koladır.

Freud, mitolojiyi ruhsal aygıtın anlaşılması yolunda iyi bir kaynak olarak görür; ortak bilinçdışına ait ruhsal malzemenin mitolojik hikayelerde ifade edildiğine inanır. Bir toplantıda kendisinin “bilinçdışının kaşifi” olarak takdim edilmesinin ardından bir düzeltme yapma ihtiyacı hissetmiştir. Kendisinin bilinçdışının kaşifi olmadığını, bilinçdışının ozanlar tarafından çok önceleri keşfedildiğini ifade etmiş; kendisinin yalnız bilinçdışına giden yolu keşfettiğini eklemiştir. Öidipus, Elektra, Iakosta, Narkissos, Eros, Thanatos, Hypnos, Hermaphroditos, Catharsius gibi tragedya ve diğer mitolojik hikayelerin öne çıkan kahramanları, psikoloji ve psikanaliz literatüründe önemli kavramların da referans noktası olmuştur. Medea ise bunlardan yalnızca biridir.

Medea miti, eşinin, birlikte göç ettikleri ülkenin kralının kızına aşık olup onunla evlenmek istemesinin arından eşinden intikam almak üzere iki çocuğunu öldüren bir annenin hikayesidir. Hikayedeki eş, kralın kızı ile evlenmek üzere Medeayı terk eder. Bunun ardından Medea, eşini cezalandırmak üzere iki çocuğunu da öldürür. Bu mitolojik hikayeden esinlenerek yazılan tragedyalar hakkında eleştiriler kaleme alınmış; bilhassa Euripides’in tragedyası, Medea’yı bir canavara çevirdiği gerekçesiyle suçlanmıştır. Kimi kaynaklarda da Euripides, hikayenin özüne sadık kaldığı için savunulmuştur.

Bütün bu eleştiri ve savunmaların dışında, mitolojik hikayelerin insanlığın ortak bilinçdışına ilişkin söylenceler olduğu bakışı ile Medea’nın cinayetinden annenin bilinçdışını anlamak mümkün müdür?

Hemen her toplumda, bilhassa doğurganlığı nedeniyle kutsanan anneliğe, çoğu zaman beşeriyetin sınırlarının ötesinde özellikler atfedilir. Türkçe’deki “toprak ana” yakıştırması buna iyi bir örnektir. Yeryüzünü örten, kapsayan, bir arada tutan ve besleyen toprak, dilin bilinçdışında anne ile özdeşleşmiştir. Aşık Veysel’in “Kara Toprak” adlı eserindeki toprağa ithafen söylenenleri de anneye ilişkin duymak mümkündür.

Karnın yardım kazmayınan belinen

Yüzün yırttım tırnağınan elinen

Yine beni karşıladı gülünen

Benim sadık yârim kara topraktır

 

İşkence yaptıkça bana gülerdi

Bunda yalan yoktur herkes de gördü

Bir çekirdek verdim dört bostan verdi

Benim sadık yârim kara topraktır

Şair, sanki toprağı kendisine yönelik her türlü yıkıcılık karşısında kapsamaya devam eden bir anne gibi metaforize etmiştir. Britanyalı psikanalist Donald Winnicott’a göre; bebek, annesinin saçını çektiğinde annenin yapması gereken tek şey hayatta kalmaktır. İşkence yapıldıkça gülebilen toprak parçası gibi…

Bebekten anneye yönelik yıkıcılık birçok kuramcı tarafından kaleme alınmıştır. Melanie Klein, doyuran memeye yönelik bebeğin haset ve yıkıcılığını tartışır. Bir doyum nesnesi olan memenin yarattığı yoksunluk, Klein’ın tarif ettiği bu hasedi daha da körükler. Yıkıcılık karşısında hayatta kalabilen, Bion’un söylediği üzere bu yıkıcılığı dönüştürebilen anne, bebeğin ruhsallığında iyi bir nesne olarak sabitlenir. 

Diğer yandan, kendine yönelik yıkıcılığı dahi böylesine tutup kapsayabilen annenin yıkıcılığını konuşmak mümkün müdür?

Kültür, buna pek izin vermez. Annenin bebeğine yönelik öfkesi, kültürce kabul görmeyen bir duygu olması nedeniyle tıpkı kabulü güç diğer ruhsal malzemeler gibi bastırılır ve bilinçdışına gönderilir. Freud’un birinci yerleştirme kuramı, bilinçdışına gönderilen hiçbir şeyin sonsuza dek yok olmayacağını söyler. Bastırılan malzeme, bilinçdışında tutulduğu süreçte yeniden bilince çıkmak üzere uğraşır. Bastırılan malzeme, çoğu zaman kılık değiştirerek bilince çıkmayı başarır. Bilinçdışına gönderilen öfke, tanınmayacak ölçüde kılık değiştirmiş bir edim hatası, rüya ya da semptomdur artık. Örneğin çocuğunu kaybetmekten korkan bir annenin endişesine dönüşmüştür. Bundan böyle çocuğun başına bir şey geleceğinden nevrotik düzeyde endişe duyar. Ona ulaşamadığında türlü felaket senaryoları oluşturur. Kimi zaman obsesyonel bir görünüme bürünen bu endişeyle başa çıkmak için kompulsif paternler dahi gelişebilir. Psikanalist Gökhan Oral’ın deyimi ile “evhamlı anne, bir yandan çocuğuna kötü bir şey olmasından endişe duyarken bir yandan da bilinçdışında onu defalarca öldürür”. 

Psikanalitik yönelimli ruhsal çalışmalarda annenin öfkesini fark etmek ve işlemek mümkün olabilmektedir. Annenin seansa getirdiği bir rüya, kimi zaman bir dil sürçmesi, çocuğuna koyduğu ismin öyküsü ve daha birçok şey, annenin bilinçdışının kapılarını aralar. Bu aralıktan bilince çıkan öfkeyi fark ve kabul etmek anne için de çok kolay değildir. Oysa bilince çıkan bu öfke ve yıkıcılığın anlamlandırılması anneyi daha bir gerçek kılar; çünkü öfke gerçektir. Öfkeli anne de öyle…

Mitolojik hikayeler ve onlardan esinlenerek kaleme alınan tragedyalar, uyanık yaşamın rüyaları gibidir. Gayeleri, düşlemsel olanı dış gerçeklikte eyleme dökmeksizin toplumca kabul görmesi mümkün bir alanda ifade edebilmektir. Öidipus’un annesi Iakosta’dan çocuk sahibi olması, Smyrna’nın babasından gebe kalması, Medea’nın çocuklarını öldürebilmesi tam da böyle bir alanda ifade edilmekte ve insanlığın öznel ve ortak bilinçdışına ilişkin düşünme olanağı yaratmaktadır. 

Aykut BORA, MA, PhDc
Uzm. Psk. Danışman

Yararlanılan Kaynaklar

Akyıldız Ercan, C. (2013) Mitolojide çocuk katili kadınlar: Lilith, Lamia, Medea, Journal of World of Turks, 5(1): 89-103

Eke, S. M. (2014)Tarihsel gelişimi açısından çocuklarını öldüren anneler: bir derleme çalışması, Ufuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Derg., 6: 50-74.

Freud, S. (2014) Rüyaların Yorumu, Say Yayıncılık: İstanbul.

Gürel, E., Muter, C. (2007) Psikomitolojik terimler: psikolojide mitolojinin kullanılması, Sosyal Bilimler Derg., 537-569.

Klein, M. (2016) Haset ve Şükran, Metis Yayıncılık: İstanbul.

Özer, E., Tokdemir, M. B., Yıldırım, A., Koçak, U., Bütün, C., Enginyurt , Ö. (2014) Mitolojide çocuk istismarı olguları, Cumhuriyet Tıp Derg. 36: 111-115.

Winnicott, D. W. (2014) Bebekler ve Anneleri, Pinhan Yayıncılık: İstanbul.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.