Bebek Gözlemi Üzerine

Bebek Gözlemi Üzerine

Bebek Gözlemi Üzerine

Psikoloji ve psikanaliz tarihinde birçok kuramcı, alışılageldik üzere kendi ya da başkalarının çocuklarını gözlemlemişlerdir. Çocukluk çağının farklı gelişim evrelerinde gerçekleştirilen bu gözlemler, bebeğin ya da çocuğun ruhsal örgütlenme sürecine ilişkin uygulamadan edinilen kuramsal dayanaklar oluşturmuştur. 

Psikanaliz ve Uygulama eserinde Freud, Hans adında bir çocukta görülen fobik belirtilerden ve bunların fallik döneme ilişkin öidipal çatışmalardan ileri geldiğinden söz etmiştir. Freud’un Hans’ın ruhsallığını analiz ettiği bu süreç, Hans’ın babasının detaylı gözlemlerinin yer aldığı mektuplar aracılığıyla gerçekleşmiştir. Freud, bir makalesinde kızı Sophie’nin çocuğuna ilişkin bir gözlemine de değinmiş; torununun makara ile geliştirdiği oyun esnasında çıkardığı sesleri, annesinin varlığı ve yokluğunu nasıl yaşantıladığı ile ilişkilendirmiştir.

Psikanaliz tarihinde farklı görünümlerle karşımıza çıkan bebek gözlemi, bağlanma teorileriyle bilinen John Bowbly’nin çocuk ve ergen psikoterapisti olmak üzere eğitim gören psikologların eğitim programlarına bebek gözlemine ilişkin bir ders konması fikriyle temellenmiştir. Tavistock Kliniği’ndeki deneyimli psikanalistlerden Esther Bick’in çalışmaları Bowbly’nin bu fikrininin hayata geçmesini mümkün kılmış, 1940’lı yılların sonu itibari ile bebek gözlemi, çocuk ve ergen psikoterapistlerinin eğitimlerinin zorunlu bir parçası haline gelmiştir. 

Melanie Klein’ın analizanı olan Bick, Klein’ın aksine bebeklerin dil öncesi dönemde dahi duygu ve düşüncelerini kendi argümanlarıyla ifade ettiklerini öne sürmüştür. Ona göre “yeteri kadar iyi bir dinleyici” bebeğin erken döneme ilişkin kaygılarını, gereksinimlerini, arzularını ve çatışmalarını anlayabilir. 

Bebek gözlemi, ruh sağlığı alanında çalışan klinisyen ve adayların, bir bebeğin gelişimini belirli aralıklarla gözlemesi ve bir seminer çalışma gurubunda tartışması şeklinde sürdürülür. Doğum öncesinde anne adayı ile yapılan görüşmelerde “çerçeve”ye ilişkin belirlemeler yapılır, gözlemin hangi gün ve saatte gerçekleştirildiği kararlaştırır ve haftada bir sıklıkta olmak üzere gözlemci, bebeği kendi ortamında gözlemlemeye başlar. Psikoterapi seanslarından farklı olarak gözlemci; aileye herhangi bir müdahale, yorum ya da tavsiyede bulunmaz. Gözlem esnasındaki tanıklıklarını ise gözlem saati sona erdikten sonra detaylıca not eder ve tartışmak üzere seminer grubuna taşır.

Gözlem esnasında gözlemci, Bion’un ifade ettiği üzere arzusuz ve belleksizdir. Sahip olduğu kuramsal bilgilerin, gözlem esnasındaki spontan dikkatini işlevsiz kılmasına izin vermez. Bebeğe ilişkin hemen her şeyi, Didier Houzel’in söylediği üzere, bilinçdışı bir dikkatle izlemeli, gözlem saatinin sona ermesiyle birlikte zihninde “tuttuklarını” kağıda dökmelidir; çünkü gözlemin ardından tutulan notlarda terapistin serbest çağrışımı, bilinçdışı ve karşıtaktarımı devrededir. Bu uygulama, gözlemcinin neleri hatırlayıp neleri unuttuğu ile kendi bilinçdışı arasında bir ilişki kurmasını da mümkün kılar.

Bebek gözlemi uygulaması özellikle psikanalist ve psikanalitik yönelimli psikoterapistlerin insan ruhsallığını anlama ve dönüştürme işlevleri açısından oldukça zenginleştirici bir süreç olarak görülmektedir. Dil öncesine ait (infantil) yaşantıları gözlemlemek, yalnız çocuk ve ergen psikoterapistleri için değil yetişkinlerle çalışan klinisyenler için de kıymetli bir deneyimdir. Böylelikle yetişkin danışanların amnezik oldukları erken döneme ilişkin “hatırlayamadıkları” fakat aktarımsal görünümlerle terapötik ortama taşıdıkları ruhsal malzemeyi daha iyi anlamlandırıp dönüştürebilirler. 

Nergis Güleç’in de ifade ettiği gibi bebek gözlemi, yeni bir dili kitaplardan okuyarak değil o dilin konuşulduğu ülkeye giderek öğrenmek gibidir. 

Yararlanılan Kaynaklar

Freud, S. (2006) Psikanaliz ve Uygulama, Say Yayıncılık, İstanbul.

Jones, E. (2004) Freud Hayatı ve Eserleri, Kabalcı Yayınevi, İstanbul.

Magagna, J., Güleç N. (2016) Bebeği Anlamak, Bağlam Yayıncılık, İstanbul.

Pınar, Y. (2015) Tavistock modeli temelinde rezonans karşı aktarım tepkilerinin incelenmesi: olgu sunumu, Nesne Psikoloji Derg., 3(6): 95-109

Rustin, M., Güvenir, T., Özbek, A. (2008) Bir olgu örneği üzerinden bebek gözlemi seminerlerinin psikanaliz ve psikoterapi eğitimindeki yeri ve önemi, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derg., 15(2): 99-108.

Aykut BORA, MA, PhDc
Uzm. Psk. Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.