Terapistin Kendi Söküğü

Terapistin Kendi Söküğü

Terapistin Kendi Söküğü

Terzi, kendi söküğünü dikemez. Bunun için yeterli zamanı mı yoktur yoksa sökülen, ulaşamayacağı bir yerde midir? Peki, kendi söküğünü dikemeyen terzi, dikişte ne kadar mahirdir? 

Terzinin kendi söküğüne çare olamadığı, dilde sıklıkla vurgulanır. Tıpkı dibine ışık veremeyen mum gibi. Peki, insan ruhsallığını sağaltan bir çalışmacı olarak terapist, kendi söküklerini dikme sorumluluğundan azade midir? Ya da kendi sökükleri kendince dikilmeyen bir terapist, ötekinin söküklerini dikmekte ne denli ustalaşabilir?

Psikoterapi süreci ruhsal bir yolculuksa, terapist bu yolculuğu kolaylaştıran bir rehberdir. Kendi ruhsallığını anlamak ve çözümlemek üzere yola çıkan kimseye eşlik eder. Rehberler, rehberlik ettiği yerler hakkında yalnız bilgi sahibi değillerdir. Kendi rehberliklerine gereksinim duyulan her ne ise ona aşinadırlar. Bu bakışla ruhsal bir yolculuğun rehberi olan terapistin, uğranılan yerler hakkında bilgi sahibi olmakla birlikte yaşantısala da gereksinimi vardır. Diğer bir deyişle, oralara daha önce uğramış olmalıdır. Aksi halde kaybetme ve kaybolma olasılığı hayli yüksektir. 

Freud, psikanaliz uygulayacak kimselerin önce kişisel psikanalizden geçmelerini önermiştir. Psikanalizin henüz temellendiği yıllarda kişisel psikanaliz, önerilen bir seçenek iken ilerleyen yıllarda psikanalist olmanın ilk koşulu olarak belirlenir. Bu koşul, günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Psikanaliz dışında geştalt terapi gibi kimi yaklaşımlarda da terapistin kendi terapi sürecinden geçmesi koşuldur.

Öyleyse ruhsal yolculuğun rehberi olan terapist, daha önce kendi yolculuğuna çıkmış olmalıdır; çünkü ötekini anlamanın yolu, terapistin kendini anlamasından geçer. Kendi ruhsallığının çıkmazlarını, açmazlarını, karmaşalarını çözümledikçe ötekini daha çok kapsayabilir. Aksi halde psikoterapideki terapiste ve danışana ait alanların birbirine bulaşması olasıdır. Tıpkı bir danışanın söylediği gibi: “Daha önce gittiğim doktor, seansın bir yerinde beni dinlemeyi bırakıp kendi sorunlarını anlatmaya başladı.”

Terapistin ruhsallığında çözümlenmeyenler, danışanın anlattıkları ile harekete geçer. Böylesi  durumlarda terapist, karşıt aktarımını fark etmekte ve çözümlemekte zorlanır. Oysa, bilhassa psikanalitik yönelimli bir terapide “iyileştiren” terapistin yansızlığı ve aktarımı kolaylaştıran ruhsal mesafesidir. Çözümlenmemiş bir terapist ruhsallığının yansızlığı ve aktarımı mümkün kılan ruhsal mesafesi düşündürücüdür.

Psikoterapi, yalnız yazılanlardan ya da uygulama seyirlerinden öğrenilebilecek teknikler bütünü değildir. Yaşantılayarak ya da Bion’un söylediği üzere yaşayarak öğrenmek psikoterapide elzemdir. O nedenle klinik ve danışmanlık psikolojisi alanında çalışan kimselerin, kendi koşulları ölçütünde belirli bir süre kendi terapilerinden geçmeleri önerilen bir seçenek olmaktan çok neredeyse bir zorunluluktur.

Son tahlilde, terzi kendi söküğünü dikebilmelidir. Söküğü dikebilmek için bir başka terzinin aynasına gereksinim duyması, söküğün kendince dikildiği gerçeğini değiştirmez.

Anlamanın, anlatmanın daha mümkün olduğu yolculuklara…

Aykut BORA, MA, PhDc
Uzm. Psk. Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.