Aşağılık Duygusu ve Üstünlük Çabası

Aşağılık Duygusu ve Üstünlük Çabası

Aşağılık Duygusu ve Üstünlük Çabası

Hayattaki amacımız ve buna yönelik çabalarımız geleceğimizle ilişkili iken, aşağılık duygularımız geçmiş ile alakalıdır (Adler, 2013). Adler (2015) aşağılık duygusunun organ yetersizliğinden kaynaklandığını ifade etmiştir fakat daha sonra fiziksel, zihinsel ya da sosyal bir engelin de aşağılık duygusuna yol açtığını belirterek bu ifadesini genişletmiştir.  Adler’e göre (aktaran Geçtan, 2012), kişinin organ yetersizliği ya da yoksulluğu ve cezalandırıcı tutuma sahip anne babalar değerlendirilirken, asıl önemli olan nokta kişinin bunu nasıl yorumladığı ve bunları aşmak için nasıl bir tepki geliştirdiğidir.

Adler (2008) her ruhsal yaşamın başında aşağılık duygusunun bulunduğunu, kişinin geleceği için bir amaç belirlediğinde bu aşağılık duygusunun yardımıyla amacına ulaşmak için bir yol izlediğini belirtir. Eğer kişi bir durumda eksiklik ve aşağılık duygusu hissetmezse başarı ve üstünlük sağlamak için de çaba sarf etmez (Adler, 2013). Aşağılık duygusunun farkında olan çocuk genellikle dürtüsel bir şekilde üstünlük sağlamak için de çabalamaktadır. Üstünlük çabası “eksi bir durum”dan “artı bir durum”a geçme çabası olarak tanımlanabilir (Geçtan, 2012). Üstünlük çabası aşağılık duygusunun sonucunda ortaya çıkar. Bu süreç hem insanın hem toplumsal ilişkilerin gelişmesini sağlar. Aşağılık duygularının üstesinden gelmekte başarısız olan kişi aşağılık kompleksi geliştirebilir (Adler, 2015).

Üstünlük kompleksi ve üstünlük duygusu arasındaki farka değinecek olursak, Adler (2013) üstünlük duygusunun başarılı olmak konusunda herkesin gösterdiği hırs ve olumlu bir durum olduğundan bahsederken, üstünlük kompleksini, kişinin gerçek durumun dışında kendi kafasında kurması ve yaşadığı aşağılık duygusunun acısını bu şekilde çıkarması olarak tanımlar.

Toplumla uyum içinde yaşayamayan şımarık bir şekilde yetişmiş bir çocuk yaşamı boyunca karşısına çıkan toplumsal sorunları nasıl çözeceğini bilemez. Çünkü kendini başkalarından aşağı görür ve bu yüzden övünüp durur (Adler, 2013). Toplumsallık duygusunun aile içinde geliştirilmesi çocuğun güçlülük eğiliminin aşırı bir hale gelmesini önler. Sürekli büyüyen ve önlenemeyen bir güçlülük eğilimi çocuğun kurnazlıkla dolu üstünlük arzusuna dönüşebilir (Adler, 2008). Eğer bir çocuk kendi çıkarlarını diğer insanların önünde tutarsa, toplumsal duygulardan yoksun bir şekilde davranır. Yani yaşamı boyunca karşısına çıkan sorunlara karşı çözüm bulmak yerine başkalarından yardım bekler. İnsanın doğasında kendini güçsüz ve yetersiz hissedince toplumsal ilgiyi bir kenara bırakıp üstünlük duygusu kazanma çabası vardır (Adler, 2013). Bu yüzden çocuğa toplumsal ilgi aşılanmalı, içinde bulunduğu güvensizlik duygusundan kurtarılmalıdır (Adler, 2008).  

Aile Yapısı ve Dünyaya Geliş Sırası

Adler, aile içindeki ilişkilerin, anne babanın çocuğa karşı tutumunun, kardeş sırasının önemi üzerinde durmuştur (Geçtan, 2012). Özellikle şımartılmış çocuk ve sevilmeyen çocuk kavramları üzerinde duran Adler’e göre sağlıklı koşullarda yetişen çocuk, anne babası tarafından sevgi gören, güven duygusu oluşmuş, girişim yeteneği desteklenmiş çocuktur (Geçtan, 2012). Ailedeki diğer çocukların çocuğun üzerindeki etkisi ve dünyaya geliş sırası çocuk gelişiminde önemli bir yer tutar (Geçtan, 2012).

İlk Anılar

Yaşam tarzının belirlenmesinde dört ya da beş yaşındaki anıların incelenmesi önemli bir rol oynar. Kişinin geçmişe yönelik anılarıyla daha sonraki davranışları ve yaşam tarzı ilişkilidir. Bilinçli anılar unutulmuş ya da bilinçdışına itilmiş anılar kadar değerlidir (Adler, 2013).

Yaşam Tarzının Belirlenmesi

Yaşam tarzı kişinin çocukluk dönemindeki etkileşimlerinden yola çıkarak kendine özgü davranış kalıpları oluşturmasıdır (Geçtan, 2012). İnsanın yaşamındaki en önemli amacı üstünlük duygusuna ulaşmaktır ve herkesin üstünlük elde etme şekli birbirinden farklıdır ve bu durum yaşam tarzlarını oluşturur (Adler, 2015). Yaşam tarzı kişinin yaşadığı çevre koşullarına bağlıdır ve koşullar değiştikçe insan ruhunda da değişimler gözlemlenir. Elverişli yaşam koşullarında kişinin yaşam tarzı tam anlamıyla ortaya çıkmaz fakat elverişsiz yani güçlüklerle dolu yaşam koşullarında belirgin olarak gözlemlenir (Adler, 2013). Kişinin yaşam tarzının belirlenebilmesi için ailesine, kardeş sırasına ve ilk anılarına bakmak gerekir. Her insanın kendine özgü bir yaşam tarzı vardır, aynı güçlük karşında farklı insanlar farklı tepkiler gösterir çünkü yaşam tarzları farklıdır (Adler, 2013).

Psk. Eda YILMAZ
Klinik Psikolog Adayı

Kaynakça

Adler, A. (2008). İnsanı Tanıma Sanatı (10. Baskı), (K. Şipal, Çev.), İstanbul: Say Yayınları.

Adler, A. (2013). Yaşama Sanatı (12. Baskı), (K. Şipal, Çev.), İstanbul: Say Yayınları.

Adler, A. (2015). Modern Psikoloji: “Alfred Adler Psikolojisine Giris ve Tum Calismalari”. eKitap Projesi. Erişim Tarihi: 01.11.2015, https://books.google.com.tr/books/reader?id=aetBCQAAQBAJ&printsec=frontcover&output=reader&source=gbs_atb&pg=GBS.PP1 

Geçtan, E. (2012). Psikanaliz ve Sonrası (15. Baskı), İstanbul: Metis.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.