İyileşmeye Direnmek: Psikanalitik Tedavi ve Direnç

İyileşmeye Direnmek: Psikanalitik Tedavi ve Direnç

İyileşmeye Direnmek: Psikanalitik Tedavi ve Direnç

Psikanalitik tedavi süreçlerinde kendisini çeşitli boyut ve şekillerde gösteren “direnç”, ilk defa Sigmund Freud tarafından değinilen bir kavramdır. Freud, önceleri direnci psikanalitik çalışmayı engelleyen ve bastırmaya hizmet eden bir eylem olarak tanımlamış, ilerleyen yıllarda bu kavramı genişleterek direnç ile aktarımın etkileşimine de makalelerinde yer vermiştir. Freud’a göre, negatif bir aktarım ya da bastırılmış cinsel dürtülerden kaynağını alan pozitif aktarım olması halinde terapiye karşı bir direnç geliştirilmesi mümkündür. Freud, bunlara ek olarak tedavide aktarım aracılığıyla direncin hastaya yaşatılarak iç görü kazandırılması gerektiğinden bahsetmiştir. Sonrasında farklı kuramcıların da direnç üzerine görüşleri literatürde yerini almıştır.

Kuliste Direnç

Psikanalitik bir tedavi sürecinde kişi, terapistin karşısında tedaviye hazır bir şekilde bulunmaktadır. Rahatsızlığının ona acı çektiren belirtilerinin farkında olmakla beraber iyileşmek için belirli fedakârlıklarda bulunmayı da göze almıştır. Para, zaman, özveri, çaba… Fakat öyle bir an gelir ki kendisi, artık tedaviye/terapiste karşı savaş veren kuvvetli bir güce dönüşür. Peki, neden? Bu sorunun cevabını ararken görüneni değil görünmeyeni, yani bilinçdışını dikkate almamız gerekmektedir. Bir başka deyişle sahneyi değil, kulisi. Çünkü aslında kişinin karşısında savaş verdiği şey tedavi veya terapist değil, kendisidir.

Danışan, kendi ruhsallığının değişimine, bir kuvvet sunarak karşı gelmektedir. Freud’un belirttiği gibi; aslında sunulan bu kuvvet, danışanın bulunduğu ruhsal rahatsızlık durumunun ve belirtilerin kaynağını oluşturan kuvvetlerle aynıdır. Bununla birlikte, psikanalitik tedavi esnasında belirtiler anlamlandırılıp yeniden inşa edilirken, danışanın ruhsallığında belirli süreçler tekrar işler hale gelmiştir. Bu noktada Sigmund Freud’un, danışanın kendisiyle vermiş olduğu savaşın anlaşılmasında faydalı olacağını düşündüğüm, ‘bekleme odası’ betimlemesine başvuracağım:

“… Bilinçdışı sistemi ruhsal eğilimlerin ayrı varlık olarak birbirini sıkıştırdığı büyük bir bekleme odasına benzetiyoruz. Bu bekleme odasına açılan başka, bilincin bulunduğu daha küçük, oturma salonu gibi bir oda var. Ama bekleme odasından salona geçişte ruhsal eğilimlerin her birini bir bekçi denetliyor, sansür uyguluyor ve eğer hoşuna gitmezse salona girişine engel oluyor.”

Tekrar işler hale gelen söz konusu ruhsal süreç ve eğilimleri denetleyen bekçiler, bilince geçişe izin vermemekte ve belirtiler görünür semboller olarak ortaya çıkmaktadır. Psikanalitik tedavide de tıpkı bunun gibi bilinçdışı olanı bilince nüfuz ettirme çabası karşısında bir bekçi olarak “direnç” varlığını ortaya koymaktadır.

Sahnede Direnç

Psikanalitik tedavi sırasında direncin işaretleri çeşitli şekillerde ortaya çıkmaktadır. Danışan duraksayabilir, hiçbir şey düşünemediğini ya da aklına çok şey geldiğini fakat bir şey yakalayamadığını söyleyebilir. Söylediği bir sözü düzeltmek için çabalayabilir, konu ile ilgisiz ve yardımcı olmayacak sorular sorabilir. Tüm bunlar direncin sinyallerini vermektedir.

Direncin zaman ve şiddeti ise tedavi süresince değişkenlik göstermektedir.  Yeni bir konu gündeme geldiğinde direncin şiddeti artış göstermekle birlikte, bu konu incelenip detaylandırıldığında en üst seviyeye ulaşmakta ve konudan uzaklaşıldığında düşüşe geçmektedir. Direncin fazlasıyla eleştirel olduğu durumlar ise rahatsız edici bir bilinçdışı malzemenin bilince getirilmeye yakın olduğu noktalarda ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak; danışan, savaşını tedavi ya da terapistle değil, kendi ruhsallığıyla vermektedir. Bu bağlamda direnç, üzerinde aktarımın da yardımıyla çalışıldığında, iç görüye doğru uzanan bir yoldur. Bu yol, sahnedeyken kulisin kapılarını aralayabilmekten geçer.

Yararlanılan kaynak:

Freud, S. (1920). Resistance and supression.

Çisen BELENDİR
Psikolog/Psk. Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.