Saplantı Nevrozu Üzerine: Rat Man (Sıçan Adam) Olgu Öyküsü

Saplantı Nevrozu Üzerine: Rat Man (Sıçan Adam) Olgu Öyküsü

Saplantı Nevrozu Üzerine: Rat Man (Sıçan Adam) Olgu Öyküsü

1909’da yayımlanan “Sıçan Adam” olgu öyküsü, Sigmund Freud’un en değerli incelemelerinden biridir. Bu olgu öyküsünde, saplantı nevrozlu bir hastanın 1907’de başlayan sağaltımı incelenmiştir. Yaklaşık bir yıl süren sağaltım sonucunda hasta iyileşmiş ve hastanın ket vurmaları ortadan kalkmıştır cinsel terapist .

Öncelikle hastanın öyküsünü Sigmund Freud’un “Olgu Öyküleri II” kitabından da alıntılar yaparak özetlemek istiyorum. Olgu öyküsünde anlatıldığı üzere; üniversite mezunu, Freud’da zeki ve iyi düşünen biri izlenimini yaratan genç bir adam, çocukluğundan beri süregelen saplantıları nedeniyle Sigmund Freud’a başvurur. Son dört yıldır yoğunluğunda bir artış meydana gelen saplantıları, hayran olduğu kadın ve babasının başına bir şey geleceği korkusuyla birlikte zorlantılı itkiler olarak kendini göstermektedir. Freud, hasta ile -sağaltımın tek koşulu olarak gördüğü- aklına gelen her şeyi ne olursa olsun söylemesi konusunda anlaştıktan sonra sağaltım sürecini başlatmıştır evlilik terapisti.

Erken Çocukluk Dönemi

İlk seansları incelediğimizde, hastanın öncelikle erken çocukluk dönemi cinselliğinden bahsettiğini görürüz. Dört-beş yaşlarından anımsadığı bir sahneyi anlatır. Anımsadığı bu sahnede, Fräulein Peter adlı mürebbiye kanepede uzanmış, yarı giyinik bir şekilde bir şeyler okumaktadır. Hasta, eteğinin altına girmek için ondan izin ister ve mürebbiye de bundan kimseye bahsetmeyeceğine dair söz aldıktan sonra ona izin verir. Mürebbiyenin eteğinin altına giren, cinsel organlarını ve bedeninin alt kısmını elleyen hasta; bu olaydan sonra kendi deyimiyle ‘dişi bedenini görmek için yakıcı ve işkence çektiren bir merakla’ baş başa kalmıştır. Bununla beraber hastanın kadınları çıplak görme isteği, onda saplantılı düşüncelere yol açmaktadır: psikolojik terapi 

“Onları çıplak görmek için çok güçlü bir isteğim vardı. Ancak bunu isterken, içimde böylesi şeyleri düşünürsem bazı şeylerin olacağı ve bunların olmasını engellemek için her şeyi yapmam gerektiği şeklinde acayip bir duygu vardı.”  çift terapisi

Görüldüğü gibi, çocuk bakma isteği içindeyken, bu isteğe her hangi bir kaynaktan karşı çıkım vardır. Görme isteğinin duyulması halinde beraberinde gelen kaygı verici duygular da bunun göstergesidir. Buna ek olarak, hasta, bahsettiği ‘bazı şeylerin olacağı’ duygusuna örnek olarak babasının ölümünü vermiştir. Yani, yineleyen saplantılı bir istekle (çıplak görme) saplantılı korku (babasının ölmesi) yan yanadır.  çocuk terapisi

Bulduklarımız

“Bulduklarımız şunlardır; Bir erotik içgüdü ve buna karşı bir isyan, henüz zorlantılı hale gelmemiş bir istek ve buna karşı savaşan ve şimdiden zorlantılı bir korku, rahatsızlık verici bir duygu ve savunucu eylemlerin gerçekleştirilmesine yönelik bir itki.”  anadolu yakası psikolog

Sonraki seansta hasta, Freud’a gelişine yakın yaşadığı bir olayı anlatarak başlar. Hasta, gözlüklerini kaybedip ve Viyana’dan yenileri için sipariş verdiği bir molada iki tane subayın arasına oturur. Subaylardan bir tanesi hastanın ‘zulüm düşkünü’ olarak tanımladığı, korktuğu ve çekindiği bir adamdır. Bu subay, konuşma sırasında Doğu’da kullanılan bir işkence yönteminden bahsetmeye başlar. Bu işkence yönteminde suçlu bağlandıktan sonra kalçaları üzerine bir kavanoz ters bir şekilde yerleştiriliyor, içine sıçanlar konuluyor ve sıçanlar suçlunun anüsünden içeri giriyordur.

Bu sırada hastanın zihninde bu durumun hayranlık duyduğu kadının başına geleceği düşüncesi belirir. Yine o gün, sipariş ettiği gözlükler gelir ve aynı yüzbaşı paketi vererek şöyle der: “Teğmen A. ücreti sizin adınıza ödedi. Ona borcunuzu ödemelisiniz.” O anda hastanın aklında saplantılı bir yaptırım belirir ve eğer parayı ödemezse sıçanlarla ilgili işkencenin babası ve hayranlık duyduğu kadının başına geleceğini düşünür. Ödemeyi yapmak için iki gün boyunca uğraş verir ancak Teğmen A.’ya ulaştığında adam parayı kabul etmez ve bunun Teğmen B.’nin işi olduğunu söyler. Manevraların ardından hasta Viyana’ya doğru yola çıkar fakat geri dönüp parayı ödemesi gerektiği düşüncesi hala zihnini kurcalamaktadır. Yine de geri dönmez. Arkadaşının yanına gider, arkadaşı onu sakinleştirir ve ertesi gün postaneye gidip parayı oraya öderler.

Bu noktada hastanın gizlemiş olduğu iki şeyi aydınlatmam gerekiyor: Birincisi, parayı postanedeki kadına ödemiştir ve aslında borcunun postanedeki görevliye olduğunu bilmektedir. İkincisi ise gözlükleri teslim almadan önce başka bir teğmenin durumu ona anlatmış olmasıdır. Bu duruma rağmen kuşkuları parayı ödedikten sonra tekrar ortaya çıkıca bir hekime danışmaya karar vermiştir.  cinsel terapi

Dördüncü Seans

Hasta, dördüncü seansa bir akciğer hastalığı(amfizem) sonucu hayatını kaybeden babasının ölüm hikayesini getirmiştir. Hemşirelerin babası için tehlikenin öbür gün akşamüstü geçeceğini söylediği akşam, bir saatliğine dinlenmek için uzanan hasta, iki saat uyumuş ve uyandığında babasının öldüğünü öğrenmiştir. Babasının ölümünde yanında olamadığı için kendisini sürekli kınamıştır. hiperaktivite

“Bunu duyunca ruh çözümsel sağaltımın temelinde yatan ilkelere dikkatini çekme şansını yakaladım. Söze şöyle başladım: Bir duygu ile onun düşünsel içeriği arasında uygunsuz bir birliktelik olduğunda meslek dışından bir kişi duygunun bu durum için çok fazla olduğunu -yani abartıldığını- ve sonuç olarak kendini kınamayı izleyen çıkarsamanın yanlış olduğunu söyleyecektir. Bir hekim ise aksine şöyle der: “Hayır. Duygu doğrudur. Suçluluk duygusu kendi içinde tartışmaya açık değildir.

Ancak bilinmeyen (bilinçdışı) ve araştırılmayı gerektiren başka bir içeriğe aittir. Bilinen düşünsel içerik bugünkü durumuna yanlış bir bağlantı sonucu gelmiştir. Herhangi bir düşünsel içerik olmaksızın güçlü duygular yaşamaya alışık değiliz, bu yüzden eğer içerik ortada görünmüyorsa şöyle ya da böyle uygun olan başka bir içeriğe yerine-geçen olarak yapışırız. Ayrıca bir yanlış bağlantı olması gerçeği mantıksal süreçlerin işkence eden düşünce ile savaşmakta güçsüz kalışının nedenini açıklamanın tek yoludur.” istanbul psikolog

Sonraki Seans

Sonraki bir seansta ise hasta, çocukluğundan bir olayı anlatır. On iki yaşındayken bir kıza aşık olmuş fakat kız ona ilgi göstermemiştir. Bunun üzerine hasta, başına olumsuz bir olay gelirse kızın onu seveceğine inanır. Zihninde olumsuz olaya örnek olarak ise babasının ölümü vardır. Bu düşünce ile paralellik gösteren başka bir düşünceye, babasının ölümünden altı ay önce ikinci kez kapılmıştır. O dönem, maddi engellerden dolayı aşık olduğu kadınla evlenememektedir ve “babasının ölümünün kendisini evlenebilecek kadar zengin yapacağı” düşüncesi aklına gelir. kadıköy psikolog

“Babasını dünyadaki herkesten daha çok sevdiği göz önüne alındığında böylesi bir isteğe nasıl sahip olmuş olabileceğini merak ediyordu, hiç kuşkusuz bunu yapmasının babasının yaşamını kurtaracağını bilse tüm mutluluk umutlarından vazgeçerdi. Bastırılmış nefretin zorunlu önkoşulunun kendisinde de gözlenen böylesi yoğun sevginin ta kendisi olduğu yanıtını verdim.”  oyun terapisi

Son olarak, yine Sigmund Freud’un düşünceleri ışığında kısaca vakanın analizini tartışacağım. Cinsellik konusunda babanın, özellikle erken çocukluk döneminde, karşı çıkan bir figür olduğu görülmektedir. Hasta, altı yaşında mastürbasyondan dolayı azarlanmış ve cezalandırılmıştır. Ergenliğe kadar mastürbasyon yapmamış ve 21 yaşında (babasının ölümünden kısa bir süre sonra) mastürbasyona yönelik bir arzu açığa çıkmıştır. Bu durumda kendisinden utanmış ve ‘nadir durumlar’ dışında mastürbasyon yapmamıştır (Örn: Bir arabanın, korna çalmanın yasak olduğu bir yerde, kendisini polis engelleyinceye dek korna çalması). Bahsettiğim nadir durumlara bakacak olursak; iki şey dikkat çekmektedir: Bir yasak ve bir emrin direnci. Buna ek olarak baba, hastanın aşık olduğu kadına da karşı çıkmış, ondan uzak durmasını istemiştir. Bu durumlar; babanın, hastanın hazzına karşıt bir simge olmasına neden olmuş, hastanın bilinçdışında babasına karşı bir kin inşa etmiştir. panik atak

“Hastalığının kökenindeki çatışma temelde babasının isteklerinin süregiden etkisi ile kendi şehevi seçimleri arasındaki savaşım idi.”  pedagog

Gözlük parası ve sıçan öyküsü

Gözlük parası ve sıçan öyküsüne gelecek olursak; verilen bilgilere göre hastanın babası kadrosuz asker olarak yıllarca orduda çalışmış ve bir miktar parayı yönetmiştir. Bu noktada bilinçdışı özdeşim görülmektedir.  psikolog

“…ve bir keresinde onu kumarda yitirmişti. Böylece bir “Spielratte” (oyun sıçanı) olmuştu. Eğer yoldaşlarından biri parayı kendisine borç vermese çok zor durumda kalacaktı. Ordudan ayrıldıktan ve zengin olduktan sonra parayı geri ödeme gereksinimi ile bu arkadaşını bulmaya çalışmış ama izini bulamamıştı.” psikoloji eğitimleri

Sıçan öyküsü ise çocukluğunda solucanlara bağlı olarak kaşıntıyla etkinliğini yıllarca sürdüren anal erotizmini etkinleştirmiştir. sınav kaygısı

“Bu yolla sıçanlar “para” anlamını almaktaydı. Hasta bu bağlantıyı “Ratten” (sıçanlar) sözcüğüne “Raten” (taksitler) çağrışımıyla karşılık vererek gösterdi.”  zeka testi

Sıçanlar, hastanın öyküsünde başka bir anlamda daha karşımıza çıkmaktadır. Sıçanlar frengi gibi hastalıkların taşıyıcısı olarak bilinirler. Özellikle orduda olduğu göz önünde bulundurulunca, sıçanlar frengi korkusunun simgeleriydi. Bununla birlikte frengi hastalığının taşıyıcılarından biri de penistir. Yani sıçanın, hasta için bir penis simgesi olması da olasıdır. Öyküde bahsedilen anüse giren sıçanlar, hastanın çocukluğunda anüsünde bulunan solucanları, yani bir kez daha anal erotizmi işaret etmektedir. çocuk psikoloğu

“Sıçan cezası öyküsü onun erkenden baskılanmış bencil ve cinsel suçluluk itkilerinin ateşini körüklemişti. Ama sıçanlar keskin dişli, açgözlü ve pis olup da cezasız kalamazlar: insanlar tarafından acımasızca kovalanır ve hastanın sıklıkla dehşet içinde gözlemlediği gibi bağışlanmaksızın öldürülürler. Sıçanda “kendisinin canlı bir benzerini” bulduğu söylenebilirdi.” özgüven sorunu

Saplantılı davranış, düşünce, düşlem ve dürtüleri bir ‘simgeler döngüsü’ olarak betimlemeyi uygun buluyorum. Simgeler, anlamını bilmediğimiz takdirde bizim için bir şey ifade etmezler. Tıpkı Freud’un hastasının saplantılı düşünceleri gibi anlamsız görünürler. Fakat tıpkı Freud gibi, saklı olanı ararsak, simgeler anlamlı hale gelecektir. kadıköyde psikolog

Yararlanılan Kaynak

Freud, S. (1909) Bir saplantı nevrozu olgusu üzerine notlar (“Sıçan Adam”). Olgu Öyküleri 2, (Çev. A Eğrilmez), İstanbul, 1996, Payel Yayınları, s.29-111.

Çisen BELENDİR
Psikolog/Psk. Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.