Boşanma Süreci ve Çocuk Psikolojisine Etkileri

Boşanma Süreci ve Çocuk Psikolojisine Etkileri

Boşanma Süreci ve Çocuk Psikolojisine Etkileri

Önemli stres kaynaklarından biri olarak görülen boşanma, tüm aile üyelerini etkileyen hukuki, psikolojik ve sosyal yönleri olan bir süreçtir. Bu süreçte yaşanan krizin yoğunluğu; bireyin boşanmaya yüklediği anlama ve krizle baş etme kaynaklarına göre değişecektir. Nihayet bu süreç, boşanma sonrası eşlerin bağımsız yeni bir yaşam ve uyumlu bir kimlik edinmesiyle son bulacaktır [ Evlilik Terapisti ].

Anne ve baba ayrılığının ardından çocuklarda ortaya çıkan ruhsal belirtiler ise çok çeşitlidir. Bunlar arasında huysuzluk, hırçınlık, tedirginlik, saldırganlık ve bağımlılık en sık görülen davranışlardır. Çocuktaki uyumsuzluk belirtileri; çocuğun yaşına, anne-babayla olan ilişkisine ve cinsiyetine göre değişiklik göstermektedir. Ancak her boşanmanın ardından çocuk olumsuz yönde etkilenmeyebilir. Araştırma sonuçları, sadece çocukların iyiliği için bir arada kalmanın çok nadir işe yaradığını göstermektedir. Bazen bir arada kalmak, çocuklara, anlaşamayan eşlerin boşanmasından daha çok zarar verebilir. Kasıtlı sessiz kalmalardan, sürekli bağrış çağırışlardan, fiziksel şiddet göstermeye kadar çeşitli anlaşmazlık durumlarına şahit olmuş çocuklar, boşanmış aile çocuklarından daha uyumsuzdurlar. Boşanmakta olan çiftlerin birbirlerini sözle veya şiddet kullanarak taciz etmesi oldukça yaygındır. Çocuklar, ayrılığı ya da boşanmayı kavga dövüşten bir kurtuluş yolu ya da evlerinin güvenli sıcak bir yuvaya dönüşmesi için bir şans olarak görebilirler [ psikoloji ]

Boşanmanın Çocuğun Yaşına ve Cinsiyetine Göre Etkileri

Boşanmanın gerçekleştiği dönemde çocuğun içinde bulunduğu gelişim basamağı ve yaşı, çocuğun bu olayı algılayışı ve olaylara vereceği tepkileri etkileyen faktörlerin başında yer almaktadır. Okul öncesi dönemde; 0-2 yaş dönemindeki çocukların boşanmadan önceki çatışmaları anlamaması, taraf tutmak zorunda kalmaması ve genellikle anneye bırakılması nedeniyle boşanma olayından fazla zarar görmediği savunulmaktadır. Ancak bu çağda ve okul öncesi döneme kadar olan süre boyunca, anne boşanmanın etkisinde kalarak bunu çocuğuna yansıtırsa, çocukta korku, inatçılık, uyku ve beslenme bozuklukları, yatak ıslatma gibi olumsuz davranışlar görülebilmektedir.  2-3 yaşlarına rastlayan boşanmalarda, çocukta terk edilme korkusu görülmektedir.

Bu korku anne-baba arasındaki anlaşmazlıkların boşanmadan sonra da sürdüğü durumlarda artmaktadır. Boşanma, çocuk 3-4.5 yaşlarındayken ortaya çıktıysa, çocukta saldırganlık ve çekingenlik davranışı, çocuğun kendini suçlu hissetmesi sonucu özgüveninin zedelenmesi ve hayal gücünde azalmanın görülmesinin yanı sıra, çocuğun diğer kişilerle ve çevreyle de iletişim yolları kapanabilir. 5-6 yaşları arasında bu tepkilere ek olarak endişe, rahatsızlık ve abartılmış korkular görülebilir. Sosyal gelişimlerinde gecikmeler oluşabilir. Kekemelik, altını ıslatma ve dışkı kaçırma gibi sorunlarda görülebilmektedir. Okul öncesi döneme rastlayan boşanmalarda, çocuk olayı tam olarak kavrayamamakta ve kendinin annesinin mi yoksa babasının ailesine mi ait olduğu konusunu çözümleyememektedir.

Çocuk, anne ve babanın eş olmadıkları halde, nasıl anne-baba olduklarını anlayamamaktadır. Bu dönemde çocukların düşünüşü benmerkezcidir. Bu yüzden, diğerlerinin bakış açısını anlayabilme becerileri gelişmemiştir. Ebeveynlerinin boşanmasından kendilerini suçlamaları muhtemeledir İlkokul döneminde ise; çocuklar, boşanma olayına karşısında şiddetli üzüntü, korku ve kaygı gibi tepkiler verebilmekte, bu korku ve kaygılara karşı benliklerini korumak amacıyla reddetme ve karşıt tepki verme mekanizmaları kullanmaktadırlar [ Depresyon].

Boşanmanın ilk etkileri kızlara oranla erkekler üzerinde daha fazla etki bırakmaktadır.  Erkekler izlerini üzerinden atabilmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar ve davranış problemlerine sahip olabilirler. Okulda diğer çocuklarla kavgaya tutuşabilirler, ısırma gibi saldırgan davranışlar sergileyebilirler.  Yaşadıkları bu strese karşılık dürtülerini denetlemekte zorluk çektikleri ve bastıramadıkları dürtülerine karşılık hiperaktif bir çocuk görünümü sergileyebilirler. Buna karşılık kızlara bakıldığında; sanki boşanmanın etkileriyle kolay başedebilecek bir görünüm sergilerler. Belki de ebeveynlerinin dikkatlerini çekmeye ve onların ilgisini toplamaya çalışırlar [ Kadıköy Psikolog ] 

Boşanma Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

  • Alınan boşanma kararı çocuğa, anne ve babanın her ikisi tarafından anlatılmalı, çocuk boşanmadan sonra yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda bilgilendirilmelidir [ Hiperaktivite ].
  • Boşanmanın hemen ardından şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik gibi yaşam değişiklikleri ertelenmelidir. Özellikle yeni bir evlilikle ilgili girişim, aradan bir yıl geçmeden, boşanma kesinlik kazanmadan başlatılmamalıdır. Bunun yanı sıra yaşanması zorunlu değişiklikler de kademeli olarak yapılmalıdır. Çocuğun boşanmadan önceki mekanında yaşamaya devam etmesi ve aynı okula gitmesi daha uygundur [ Panik Atak ].
  • Çocuktan ayrı kalacak eş, evden kademeli olarak ayrılmalıdır.  Bu süre, haftada bir günden, 5-6 güne kadar yavaş yavaş çıkarıldığında, çocuk ayrılığa daha çabuk uyum sağlar [ Psikoterapi ].
  • Eşler, boşanmanın çocuk üzerinde yarattığı olumsuz etkilerinin yanında, kendi yaşadıkları olumsuz duyguları göz ardı etmemeli, gerekirse profesyonel yardım almalıdır. Çünkü onların toparlanma hızı, çocuklarının da bu süreci daha hızlı ve olumlu atlatmalarını sağlayacaktır [ Sınav Kaygısı ]

Anne-babaların bu önemli hususlara dikkat etmesinin yanı sıra, boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerini azaltmak için aşağıdaki maddelere de dikkat etmesi gerekmektedir:  [ Zeka testi ]

  • Boşanma olayından sonra anne ya da babadan biri, diğerinden öç almak için çocuğu araç olarak kullanmamalıdır.  Çocuğu yanına alan anne ya da babanın onu diğer ebeveyne göstermeyip, karşı tarafı cezalandırması, çocukta ciddi sorunlara neden olmaktadır.  [ Çift Terapisti]
  • Anne-babalar çocuğu karşı tarafa göndermekle tehdit etmemelidir. Çok zararlı olan bu tutum sonucunda, çocuk kendini yalnız hissederek, kendisine ve çevresine güvenini kaybedebilir. [ Çocuk Psikoloğu]Bunun yanı sıra çocuğun kötü özelliklerinin diğer ebeveyne benzetilmesi de çok sakıncalıdır.
  • Anne-babalar, çocuğa acıma duygusuyla ya da şımartacak biçimde yaklaşmamalıdırlar.  Çocuklar bu durumu isteklerini gerçekleştirmek için koz olarak kullanabilirler. Anne-babaların buna karşı dikkatli olmaları gerekmektedir. [ Özgüven Sorunu ]
  • Anne-babalar, çocuklarını haber taşıma aracı olarak görmemeli; birbirlerine iletecekleri mesajlar için asla çocuğu kullanmamalıdırlar. [ Pedagog ]

Yararlanılan Kaynaklar:

Guttman, J. (1993) Divorce in Psychological Perspective: Theory and Research. New Jersey: Lawrence Erlbaum Associates.

Yavuzer,  H. (2004) Çocuğu Tanımak ve Anlamak. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Uzm. Psk. Dan. Banu BEKÇİ AYTEKİN
Evlilik ve Çift Terapisti

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.