Belirsiz Kayıp Üzerine

Belirsiz Kayıp Üzerine

Belirsiz Kayıp Üzerine

Belirsiz kayıp, ilk kez Pauline Boss tarafından 1975 yılında tanımlanmıştır. Boss, belirsiz kayıp kavramını ailelerle yürüttüğü klinik çalışma ve gözlemlerle birlikte ortaya atmıştır. Boss, aile üyelerinden biri savaşta olan, çocuğu kaybolan ya evi terk eden, aile üyelerinden biri alzheimer gibi ruhsal bir hastalığa yakalanan ailelerle belirsiz kayıp süreçlerini çalışmıştır. Çalışmalarını onun belirsiz kayıp kavramına dayandıran diğer araştırmacılar ise belirsiz kayıp süreçlerini evlat edinme, boşanma, bağımlılık, otizm, düşük yapma, ölü doğan bebekler, hükümlüler ve göçmenler ekseninde ele almışlardır .

Belirsiz kayıpta bir aile üyesi fiziksel olarak yoktur; fakat ruhsal olarak varlığını sürdürüyordur ya da tam tersi geçerli olabilir. Bu belirsizlik, sağlıklı ruhsal gelişimin önünde bir engel olarak görülmüştür. Aile üyelerinin birinde görülen kronik seyirli fiziksel ya da ruhsal bir hastalık, kayıp bireyler, evlat edinme ve boşanma belirsiz kayıptan söz edilebilecek durumlardır.

Boss’a göre belirsizlik ve kaybın bir araya gelmesiyle oluşan durum bu süreci deneyimleyen kimselerin baş etme becerilerini zayıflatmaktadır. Boss, belirsizlik ve kayıp durumunu “orada ama değil” ya da “burada ama değil” kalıpları ile özetlemektedir. Belirsiz kayba ilişkin olarak kaybından söz edilen kişinin fiziksel, ruhsal ya da sembolik olarak yokluğundan söz eder .

Asker Aileleri ile Çalışmalar

Asker aileleri ile yürüttüğü çalışmalar ışığında belirsiz kayıp kavramını oluşturan Boss, belirsiz kaybın diğer görüngülerinden de söz etmiştir. Örneğin demansın da bir belirsiz kayıp olduğunu ifade etmiş ve belirsiz kaybı ikiye ayırmıştır. Birincisi kaybedilen kişi fiziksel olarak yoktur; fakat ruhsal varlığı devam etmektedir. Örneğin kaçırılma ve kaybolma bu tür bir belirsiz kaybın örnekleridir. Kişi fiziksel olarak yoktur; fakat ruhsal varlığı sürmektedir. Diğer bir deyişler fiziksel olarak yeniden var olma olasılığı söz konusudur. İkinci tür belirsiz kayıpta ise kişi fiziksel olarak mevcudiyetini sürdürüyordur; fakat ruhsal olarak bir kayıp söz konusudur. Demans, travmatik beyin incinmeleri, koma hali, akıl hastalıkları, depresyon, otizm ve bağımlılık; ikinci tür belirsiz kaybın örneklerindendir. Belirsiz kayba ilişkin çalışılan aileler birinci tür belirsiz kaybı, elveda demeden terk etmek, ikinci tür kaybı ise ayrılmadan elveda demek olarak tanımlamaktadır .

Kişinin fiziksel olarak mevcudiyeti söz konusu iken ruhsal bir yokluktan söz edilmesi Andre Green’in ölü anne kavramını çağrıştırmaktadır. Green, yaşamın ilk yılında annenin bebeğin nezdinde ruhsal olarak kaybından söz eder. Burada annenin fiziksel olarak hayatta olduğunu; fakat çocuğun gözünde ruhsal olarak öldüğünü vurgular. Green’e göre ölü anne, çoğunlukla yoğun bir depresyondadır ve anne çocuk ilişkisinde duygusal olarak yoktur. Çocuk bu yokluğun yasını tutar ve ilerleyen dönemlerdeki ilişkilerinde bu erken kayıp etki eder. Ölü anne kavramı, Boss’un tanımladığı ikinci tip belirsiz kaybın özellikleri ile örtüşmektedir .

Belirsiz Kayıp Psikopatoloji

Boss, belirsiz kaybı bir psikopatoloji olarak nitelemekten kaçınır; fakat travmatik bir yaşantı olarak değerlendirir. Ona göre belirsiz kayıp neden olduğu ruhsal sonuçlar nedeniyle travmatiktir; çünkü kişiye acı verir ve baş etme becerilerini zayıflatır; fakat Travma Sonrası Stres Bozukluğu’ndan farklıdır. TSSB, travmaya verilen nispeten aktüel bir reaksiyondur. Örneğin yapılan çalışmalar perinatal kayıp yaşayan annelerde kaybın ardından depresif ve travmatik belirtiler gözlendiğini ifade etmiştir. Kaybın ardından yaşanan bu klinik tablo belirsiz kayba ilişkin gösterilen reaksiyonlar ile benzerlik arz etmektedir. Oysa belirsiz kayıptaki travmatik boyut daha süreğen ve kayıpta da olduğu üzere belirsizdir; çünkü kayba ilişkin herhangi bir toplumsal, kültürel ya da dini bir ritüel söz konusu değildir. Bu belirsizlik kişide bir umutsuzluğa neden olmakta, bu umutsuzluk hali ise kişide ruhsal çökkünlüğe yol açmaktadır. Umutsuzluğun yol açtığı ruhsal çökkünlük kişide değersizlik, çaresizlik, mutsuzluk, kararsızlık, eyleme geçememe ve suçluluk şeklinde kendini gösterebilmektedir. Umutsuzluğa ilişkin en önemli husus ise umutsuzluğun kişide intihara yönelik bir eğilime yol açabilmesidir. O nedenle belirsiz kayıp nedeniyle umutsuzluk ve ruhsal çökkünlük yaşayan kimselerin yaşantılarını anlamlandırma ve ruhsal/sosyal desteğe ihtiyaçları söz konusudur.  

Aile Üyeleri

Belirsiz kaybın söz konusu olduğu aile üyeleri bu durumdan fiziksel, bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak etkilenmektedir. Baş ve mide ağrıları, yorgunluk, uyku bölünmesi; ailelerin belirsiz kaybın ardından gösterdikleri fiziksel tepkilerdir. Kayba ilişkin yoğun zihinsel meşguliyet, unutkanlık, kayba ilişkin rüyalar görme ise belirsiz kaybın yarattığı bilişsel neticelerdir. Konuşkanlık, sessizlik, ağlama, aşırı hareketlilik ya da tam aksi hareketsizlik hali, destek arama, geri çekilme, kendisini izole etme ve bağımlılık gibi tepkiler ise belirsiz kaybın davranışsal neticeleri arasındadır. Son olarak belirsiz kayıp yaşayan kimselerde görülen duygusal tepkiler ise şöyle sıralanabilir: yalnızlık, özlem, kaygı, çökkünlük, korku, öfke ve ilgisizlik. Bu fiziksel, bilişsel, davranışsal ve duygusal tepkiler çoğunlukla olağan bir yas sürecinde gösterilen tepkiler ile benzerlik gösterir; fakat daha komplikedir. Yas sürecinin işlenmesi gereken ve olağan kabul edilen evreleri belirsiz kaybın ardından aynı sıra ve sürede devam etmeyebilir. Bu tepkiler daha uzun süre, daha yoğun ve daha çatışmalı olarak kişiyi etkisi altına alabilir.

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Betz, G., Thorngren, J. M. (2006) Ambiguous loss and the family grieving process, The Family Journal: Counseling and Therapy for Couples and Families, 14(4): 359-365

  2. Boss, P. (2004) Ambiguous loss research, theory and practice: reflection after 9/11, Journal of Marriage and Family, 66: 551-566.

  3. Boss, P. (2007) Ambiguous loss theory: chakkenges for scholar and practitioners, National Council on Family Relations. 56: 105-111.

  4. Boss, P. (2010) The trauma and complicated grief of ambiguous loss, Pastoral Psychol., 59: 137-145

  5. Huebner, A. J., Mancini, J. A., Wilcox, R. M., Grass, S. R., Grass, G. A. (2007) Prantal deployment and youth in military families: exploring uncertainty and ambiguous loss, National Council on Family Relations, 56: 112-122.

  6. Limni, P., Andre Green’in ölü anne kavramı üzerine, Çevrimiçi Erişim: http://www.psikeistanbul.org/etkinlik-detay/nws01/-/TRMKL/148/ Erişim Tarihi: 21.03.2016


Aykut BORA, MA, PhDc

Uzm. Psk. Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.