Yaşam ve Ölüm Dürtüleri Üzerine

Yaşam ve Ölüm Dürtüleri Üzerine

Yaşam ve Ölüm Dürtüleri Üzerine

Ülkemiz ve dünya için yorucu geçen bir seneyi geride bırakıp, yeni gelen ile henüz selamlaşmışken bireysel ve toplumsal belleklerimize yeni bir travma daha işlendi. Yıkıcı eylemler, bir kez daha yalnız yaşamlara değil umutlara ve güvene ilişkin duygulara da kast etti. Bu gibi eylemler, toplumu travmatize ve terörize eder; yaşam fonksiyonlarını zayıflatır. Maruz kalanları, tanık olanları ve etkilenenleri korkutur, sindirir, çökkünleştirir, endişelendirir ve saldırganlaştırır.

Bir türlü yatışmayan bu yıkıcılığı anlamakta ve dönüştürmekte psikanalitik bakışa ihtiyaç söz konusudur. Freud, önceleri insan ruhsallığına ilişkin ifadelerinde cinsel ve saldırgan iki temel dürtüden bahseder. Sonraları bu iki temel dürtünün anlam ve kapsamını genişleterek onları yaşam (eros) ve ölüm dürtüsü (thanatos) olarak ifadelendirir. Freud’un yaşadığı dönemde psikanalitik kuram ve pratikte yaşam dürtüsü daha geniş bir yer tutar. Yaşadığı dönemin koşulları, maruz kaldığı ve tehdit altında olduğu tehlikeler göz önünde bulundurulduğunda yaşam dürtüsünün kuramsallaşmasına daha çok alan açması oldukça anlaşılır; çünkü bu iki temel dürtü bilincin dışında bir yerlerde diyalektik olarak ilişkilenir. Eros, Thanatos’a; Thanatos da Eros’a karşı… İlerleyen senelerde Klein, ölüm dürtüsünü Freud’un bıraktığı yerden daha ileri bir zemine taşımak üzere ödünç alır.

Yıkıcılık Konusu

Yıkıcılığın, Birinci Dünya Savaşı sıralarında Freud ve Einstein arasındaki yazışmalara da konu olduğunu biliyoruz. Einstein, Freud’a yazdığı mektupta maruz kalınan ve tanık olunan şiddetin akıbetine ilişkin merakını ifade ederken Freud, insanlardaki bu saldırgan eğilimlerin bastırılmasının mümkün olmadığını söyler. Freud’un bu yanıtı, kimilerince kötümser bulunsa da aslında gerçeğin kendisini yansıtır; çünkü yıkıcı eğilimler, ilksel insanlardan bu güne, yalnız araçlarını değiştirerek, varlığını sürdürmüşlerdir. Günümüz “modern çağ” insanlarının eğilim ve eylemlerinde dahi yıkıcılığın en “çiğ” halini görmek mümkündür. Yıkıcılığın dönüştürülememiş, en çiğ haline rastlanan kimseler, kronolojik olarak bugünü paylaşmakla birlikte ruhsal gelişim kronolojisi açısından oldukça geridedirler.

Yıkıcı eğilimler, Freud’un da değindiği üzere, insan ruhsallığından asla sonsuza dek yok olmazlar; fakat ruhsal ve kültürel evrimleşme ile birlikte bu yıkıcılığın dönüştürülmesi mümkün hale gelir. Böylelikle yıkıcılık; söylemle, sanatla, sporla, edebiyatla ifade bulur. Süblimasyon (yüceltme) olarak adlandırılan ruhsal savunma düzeneği, yıkıcılığın dönüştürülmesini mümkün kılandır; fakat bu savunma ikincil düzeydir. Diğer bir deyişle ileridir ve ancak olgunlaşmış bir ruhsallıkta kullanılabilir. Oysa günümüzde paylaştığımız bu coğrafyada daha ziyade ilkel ve olgunlaşmamış ruhsallığa ait savunma düzeneklerinin kullanıldığını üzülerek fark ediyoruz. Yıkıcılığın zihinsel ve ruhsal alanda kalamayıp eyleme döküldüğü, toplumun iyi ve kötü olarak yarıldığı, kişi ve kurumların idealize edilip ardından değersizleştirildiği, ötekine perseküte olunup kötülük beklendiği ve bu nedenle o saldırmadan saldırıya geçildiği bir işleyişte olgunlaşmış bir ruhsallıktan söz etmek imkansız gibi görünüyor.

Bir Kızılderili atasözü, insanın iç dünyasında, birbirleriyle dövüşen iyi ve kötü iki köpekten bahseder. Kimin kazanacağı ise hangisinin daha çok besleneceğine bağlıdır. Tıpkı yaşam ve ölüm dürtüleri gibi…

Son günlerde mütemadiyen maruz kaldığımız ya da tanık olduğumuz, inanç ve fikir bağlamında ifade bulan yıkıcılık, içimizdeki “kötü” olanı beslerken diğerinin hayatta kalması Eros’un türevleriyle beslenebilmesine bağlıdır.

O nedenle;

daha fazla sevgi,

daha fazla aşk,

daha fazla anlayış,

daha fazla düşünce,

daha fazla bilim,

daha fazla sanat,

daha fazla spor,

ve bütün bunların daha fazla paylaşıldığı bir dünya dileği ve çabasıyla…

Aykut BORA, MA, PhDc
Uzm. Psk. Danışman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.