Psikoterapi Nasıl Bir Süreçtir

Psikoterapi Nasıl Bir Süreçtir

Psikoterapi Nasıl Bir Süreçtir

Ruhsal tedavi olarak tercüme edilse de psikoterapi, ruhsallığın tedavi edilmesinden öte bir anlam taşır. Psikoterapi, yalnızca ruhsallığa ilişkin belirtilerin “temizlenmesi” değil, bu belirtilerin ardında olanların çözümlenmesiyle ruhsal bir dönüşümün sağlanması sürecidir. Bu sürecin en temel gereksinimi ise zaman ve sabırdır.

“Size, bana öfkemi nasıl kontrol edeceğimi öğretmeniz için gelmiştim; fakat siz bana beni öfkelendirenleri gösterdiniz.”

Psikoterapide “iyileştiren” söz ve ilişkidir. Danışanın ağzından dökülenler, terapistçe toplanıp, toparlanıp, dönüştürülerek vakitlice sunulur. Ruhsallığın söz aracılığıyla işlendiği bu ilişki, bir çerçeveye sahiptir. Çerçeve, terapötik ilişkiyi diğerinden ayıran ve danışanın kendine ait bir alan oluşturmasını kolaylaştırandır. Süre, sıklık, ücret ve kimi sınırlar terapötik çerçeveye ilişkin önemli hususlardır.

Her bir psikoterapi seansı belirli bir süre ile sınırlıdır. Kimi ekollerde süreye ilişkin sınır, farklılık gösterse de her bir seans ortalama elli dakika sürer. Sürenin dolmasıyla birlikte terapist araya girer ve danışan bir engellenme ile karşı karşıya kalır. Birçok danışan için bu engellenme ile baş etmek güçtür. Süreyi işaret eden terapist, memesini bebeğinin ağzından çekerek onu hüsrana uğratan anneye dönüşür birden. Memenin ağızdan çıkmasıyla hüsrana uğrayan danışan, zamanla bu sürenin kendine ait olan alanın belirlenmesinde ne denli önemli olduğunu kavrar; çünkü sınır yalnız engelleyen değil koruyandır da.

Yürütülecek ruhsal çalışmanın sıklığı ortalama haftada bir seans olarak planlanırken yüz yüze ya da divanda sürdürülen psikanalitik çalışmada seanslar daha sıktır. Seyrek periyotlarla sürdürülen psikoterapi süreci, seanslar arasındaki bağlantı ve ruhsal çalışmanın süreğenliği açısından eksiktir. Kimi danışanlar, ekonomik ya da benzer diğer kaygılardan ötürü seans periyotlarını seyrek düzenlemek istese de optimal bir psikoterapi süreci için asgari düzeyde haftada bir seans sıklığı gereklidir.

Ücret ise çerçevenin en zorlayıcı unsurlarından biridir. Birçok danışan, seans ücreti belirlenirken ya da seans ücretini öderken zorlanır. Bu zorlanma şüphesiz birçok terapist için de geçerlidir. O nedenle kimi terapistler, seans ücretini elden almayı tercih etmezler. Utanma, sıkılma ve mahcubiyet bu anlara eşlik eden duygulardır. Bu duygular, psikoterapi sürecinde çözümlenmeye gereksinim duyar; çünkü para psikoterapide bir tür ilişki nesnesidir.

TERAPÖTİK İLİŞKİ

Terapötik ilişkiye dair sınırlar, danışan ve terapist arasındaki fiziksel ve ruhsal mesafeye işaret eder. Terapist, herhangi bir etnik, dini, siyasi ya da ideolojik bir topluluğun temsilcisi değildir, yansızdır. Bu yansızlık, danışanın eski nesne ilişkilerinin yeni basımlarını terapisti üzerinden yeniden işlemesini kolaylaştırır. Terapist, herhangi bir değer ya da anlayışı danışana dayatmaz. Buna kendi çözümleme ve yorumları da dahildir. Terapist, çözümleme ve yorumlarını danışan tarafından işlenmesi üzere onunla paylaşır ve hemen her yorumu bir olasılıkla ifade eder.  Danışan ve terapistin psikoterapi süreci dışında herhangi bir ilişki kurması da kabul edilemez.

Psikoterapi, metaforik olarak ruhsallığın kısık ateşte pişirilmesidir. O nedenle başlangıçta ifade edildiği gibi zamana ve sabra gereksinim duyar. Neticenin daha çabuk gerçekleşmesi adına ateşin arttırılması ruhsallığı yakma riskini de beraberinde getirir. Kimi danışanların psikoterapi süreçlerini başlatmadan evvel en çok merak ettikleri ne zaman “iyileşecekleridir”. Oysa insan ruhsallığındaki gerçek bir dönüşüm ve iyilik hali için sınırlı bir süre kestirmek kehanette bulunmaya benzer. Görünenin ardında nelerin olduğunun anlaşılması ve çözümlenmesi için zamana gereksinim söz konusudur. Karmaşık olanın çözümlenmesi ve anlaşılır kılınması ruhsal iyilik ve dönüşümü de beraberinde getirir. Oysa yalnız belirtiye odaklanmak ve ruhsal çalışma için kısıtlı bir zaman belirlemek, hem danışan hem de terapist için sınırlayıcıdır. Arzulanan ruhsal iyilik hali ve dönüşüm beklenenden daha kısa bir zaman diliminde gerçekleşebilir.

Ruhsal çalışmanın ne zaman sonlandırılacağı ise danışan ve terapistin ortak düşüncesiyle gerçekleşir. Kimi danışanlar ruhsal destek almak istedikleri konuların günlük yaşamdaki ağırlıklarının hafiflemesiyle birlikte süreci sonlandırmak isterken, kimi danışanlar ise ruhsallıkta derinleşmek üzere terapötik süreçlerini sürdürebilmektedir. Burada belirleyen, danışan ve terapistin ortak kararıdır; çünkü sonlandırma da işlenmeye gereksinim duyar. İşlenmeden sonlandırılmış terapi süreçleri düşük gebelikler gibidir. Ardında yarım kalmış, söylenmemiş bir yığın söz bırakır.

Uzm. Psk. Dan. Aykut BORA

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.