Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı

Kaygı, psikoloji yazınında kendisine sıklıkla yer bulan bir kavramdır. Gergin, huzursuz ve endişeli bir hissiyata karşılık gelmekle birlikte psikiyatrik bozuklukların sınıflandırılmasında farklı türev ve görünümleriyle birlikte bir psikopatoloji grubunu da niteler. Nesnesinin çoğunlukla belirsiz ve nispeten süreğen olmasıyla korkudan ayrılır ( sınav kaygısı ).

Sınav kaygısı ise sınanmaya ilişkin endişenin eşlik ettiği, kaygının spesifik bir görünümüdür ve klinik ortamlarda birçok çocuk, ergen ve genç yetişkinin terapötik yardım almak üzere başvurduğu ya yönlendirildiği bir ruhsal yaşantıdır.

Sınav kaygısında sınanan, sınava ilişkin duyduğu yoğun endişeden ötürü sahip olduğu potansiyeli performansa dönüştürmekte güçlük yaşar. Sınav öncesi ve esnasında var olan kaygı belirtileri, potansiyelin performansa dönüştürülmesi sürecinde ketleyendir.

Kalp atışlarının hızlanması, nefes alışverişinde düzensizlik, terleme, titreme, mide bulantısı, gerginlik, yoğun heyecan ve panik, dikkatsizlik, düşünsel olarak felaketleştirme, unutma ve umutsuzluk; sınav kaygısında sıklıkla görülen bedensel ve ruhsal belirtilerdir. Bu belirtilerin sınanan tarafından tolere edilemeyecek düzeyde yoğunlaşması, “başarısız” olma durumunu da beraberinde getirir. Başarısızlıkla neticelenen sınanmalar ise sınananın kaygı düzeyini arttırmakla birlikte yoğun bir çökkünlük ve umutsuzluğa da neden olur. Böylece sınanan, bedensel ve ruhsal olarak gittikçe felaketleşen bir döngüye doğru sürüklenir ve bununla baş etmek isteyenler kendi talebi, ebeveyni ya da öğretmenleri aracılığıyla terapötik yardım almak üzere bir uzmana başvurur.

Birçok ruhsal aksaklıkta olduğu üzere sınav kaygısı da bir sendrom olmaktan çok yalnız bir semptomdur. Diğer bir deyişle; sınava ilişkin yoğun endişe hali, ruhsal bir çatışmanın tezahürüdür. Sınav kaygısı nedeniyle başvuran kimselerin ruhsal işleyişleri göz önünde bulundurulduğunda genel olarak kaygılı bir ruhsallığa sahip oldukları da kolaylıkla fark edilir.

Sınava yüklenen anlam, sınananın kendisinin ya da ebeveyn ve öğretmenlerinin beklentileri, geçmiş başarısızlıklar, koşullu sevgi ve onay, karşılaştırılma ve rekabet, eğitim ve sınav sistemindeki sık görülen değişiklikler ve belirsizlik, sınav kaygısının yoğunlaşmasına neden olan kimi faktörlerdir. Bu faktörler, sınananın kaygılı ruhsal işleyişiyle bir araya gelince endişeye ilişkin klinik bir tablo çizer.    

Sınav kaygısının anlaşılmasında yalnız sınav ve bilişsel performansa odaklanılması, hem terapisti hem de sınananı kaygıya neden olan asıl ruhsal çatışmalardan uzaklaştırır ve çoğu zaman yapılan müdahalelere rağmen beklenen sonuca ulaşılma olasılığını zayıflatır. O nedenle sınav kaygısına ilişkin yürütülen terapötik çalışmada bakış, oldukça geniş tutulmalı ve yaşanan kaygı etraflıca analiz edilmelidir. Böylesi bir terapötik yaklaşım, zamana gereksinim duyar. O nedenle terapötik yardımın başlatılması sınava hazırlanma sürecinin erken dönemlerinde olmalıdır. Aksi halde hali hazırda performansa ilişkin kaygı duyan danışanın ve bu kaygıyı çözümlenmesi üzere kendisine başvurulan terapistin de bir performans kaygısı yaşaması kaçınılmazdır.

Terapötik yardım için yapılan başvurunun sınav sürecinin geç dönemine rastlaması durumunda ise kısa süreli ve çözüm odaklı psikoterapiler, sınananın kaygısını kontrol edebilmesi açısından işlevsel olabilir. Çocuk ile yürütülen terapötik süreçte ebeveynlere sunulacak danışmanlık da kaygının çözümlenmesi ve sağaltılması açısından destekleyicidir.

Son olarak aşağıda yer verilen önerilerin, bu süreçte herhangi bir nedenden ötürü terapötik yardım alamayan kimseler için kolaylaştırıcı olabileceği düşünülmektedir. Bu önerilerin uyarlanıp uygulanmasında ise her bireyin ruhsallığının öznel olduğu unutulmamalıdır.

Sınav öncesinde

  • Hazırlanılan sınavın süresi, soru sayısı, yanlış yanıtların doğru yanıtlara olan etkisi ve sınava ilişkin diğer teknik detaylar iyice öğrenilmelidir; çünkü bilinmeyenler kişiyi daha çok kaygılandırır.
  • Sınava hazırlanma sürecinde izlenen stratejinin doğruluğundan emin olunmalıdır. Çalışma programının düzenlenmesi, yetersiz olunan konu ve derslerin tespit ve telafi edilmesi önemlidir.
  • Sınavın neticesi ve bu neticeye ilişkin beklentiler gözden geçirilmeli, kişiyi motive edecek düzeyde; fakat gerçeğe yakın olmalıdır. İdeal ile gerçekte olan arasındaki farkın aşılamaz olduğu durumlar, ruhsal bir kırılmaya zemin hazırlar.
  • Sınanmaya atfedilen anlam gözden geçirilmeli, olası bir başarısızlık yalnız bir performans eksikliği olarak görülmeli ve bütün ruhsallıkla ilişkilendirilme melidir.
  • Hazırlanılan sınava ilişkin deneme sınavları aracılığıyla provalar yapılmalıdır. Bu provalar esnasında hissedilen duygular fark edilmeli ve bu duygular hakkında ebeveynler, öğretmenler ya da arkadaşlarla konuşulmalıdır.

Sınav esnasında

  • Başlangıçta hissedilen heyecan ve gerginliğin olağan olduğu kabul edilmelidir.
  • Sınav salonunda bulunan diğer adaylar izlenmemeli, sınanan yalnız kendi süreciyle ilgilenmelidir.
  • Süre, çok sık olmamakla birlikte, belirli aralıklarla kontrol edilmeli. yeteri kadar zaman ayrılmasına rağmen çözülemeyen sorular boş bırakılarak daha sonra dönülmek üzere işaretlenmelidir.
  • Herhangi bir sorunun boş bırakılması halinde optik formda herhangi bir kaymanın olmaması adına sonraki soruların doğru alana işaretlenmesine dikkat edilmelidir.
  • Yeteri kadar zaman kalması durumunda bütün soru ve yanıtlar kontrol edilmeli. sınav sonrasında bir kaygı yaşanmaması adına yanıtların doğru kodlandığından emin olunmalıdır.

Uzm. Psk. Dan. Aykut BORA