Boşanma Süreci | Boşanma Sürecinde Çocuk Ruhsallığı

Boşanma Süreci | Boşanma Sürecinde Çocuk Ruhsallığı

Boşanma Süreci | Boşanma Sürecinde Çocuk Ruhsallığı

Hemen her evlilik birliği, sonsuza dek sürmesi umuduyla kurulur; fakat süreç içerisinde kimi faktörlerden dolayı örselenir. Kimi evlilikler, kendi dinamikleri ya da profesyonel destek aracılığıyla bu örselenmeyi onarabilirken; kimi evlilikler bu örseleyici faktörler nedeniyle bir çözülme sürecine girip, sonlanabilmektedir. Boşanma, evlilik birliğinin eşlerden birinin ya da her ikisinin ortak talebi ile yasalar nezdinde sonlandırılmasıdır. Her boşanma süreci dinamiği özneldir ve kendi işleyişinde anlaşılmaya gereksinim duyar. Bu yasal sonlanma birçok ilişki için olağan bir seyirde gerçekleşse de birçok çift için süreç bu kadar kolay ilerlemez. Boşanma öncesi, süreci ve sonrasında eşler arasında yaşanan anlaşmazlıklar, her iki eş için de örseleyici olabilmektedir.

Boşanmanın ardından eski eşler için yeni yaşamlarına ilişkin bir adaptasyon süreci başlar. Kimileri bu adaptasyon sürecini kolaylıkla geçirirken kimileri için boşanma sonrası adaptasyon oldukça zorlayıcıdır. Bu adaptasyon sürecini zorlaştıran ruhsal, sosyal ve ekonomik birçok etkenden söz edilebilir. Çocuk sahibi olmak; boşanma süreci ve sonrasındaki adaptasyon açısından zorlayıcı olabilmektedir; çünkü ebeveynler kendi ruhsallıkları ile birlikte çocuk ya da çocukların ruhsallığını da göz önünde bulundurur. En azından “yeterince iyi ebeveynler” bunu önemserler.

Boşanma, kimi ilişkiler için doğru ve sağlıklı bir karar olsa da eşler ve varsa çocukları tarafından işlenmesine gereksinim duyulan bir kayıptır. Çocuğun bu kaybı nasıl algıladığı ve kayba vereceği tepki, çocuğun içinde bulunduğu ruhsal ve bilişsel gelişim dönemi ile yakından ilgilidir. Çocuğun algı ve tepkilerinin tek belirleyicileri elbette içerisinde bulundukları gelişim dönemleri değildir. Ebeveynlerin boşanma sürecini çocukla nasıl paylaştığı, çocuğun duygularına nasıl bir alan açtığı ve boşanmanın çözülmekte olan aile dinamiklerinde nasıl işlendiği, çocuğun boşanmaya ilişkin algı ve tepkilerinde belirleyicidir.

Peki, ebeveynler bu süreçte çocuklarının ruhsal işleyişleri açısından kolaylaştırıcı olabilmek adına neler yapmalıdır?

İlk olarak boşanma kararı, ebeveynlerin her ikisinin de katıldığı ve çocuğun kendisini güvende hissedeceği bir ortamda çocuk ile paylaşılmalıdır. Kimi ebeveynler bunun bir terapist tarafından seans odasında yapılmasını talep ederler. Bu, bir yandan o anın duygusal yoğunluğu karşısında gereksinim duyulan bir savunmadır. Oysa çocuk, bunu doğrudan ebeveynlerinden ve kendisini güvende hissettiği bir ortamda duymalıdır. Böylelikle ilk duygusal tepkilerini daha kolay ifade edebilir.

Boşanma kararı çocuk ile paylaşılırken ebeveynler birbirilerini suçlamaktan kaçınmalı, bu kararın çocukla değil kendi ilişkileri ile ilgili olduğunu vurgulamalıdır. Eş ilişkileri sona erse de çocuklarıyla kurdukları ebeveynlik ilişkisinin devam edeceğine ilişkin güven vermelidir.

Birçok çocuk, ebeveynlerinin yeniden bir araya gelmesini arzular. Bunun gerçekleşmesi için farklı yollar deneyebilen çocuklar; düşlerinde, düşlemlerinde ebeveynlerini yeniden bir araya getirir. Kimi ebeveynler, gelecekte yeniden bir araya gelebileceklerine ilişkin bir olasılık bırakırlar. Çocuğun daha az etkilenmesi için bırakılan bu olasılık, yerini bir bekleyiş ve belirsizliğe bırakır. Belirsizlik ise insan ruhsallığında kolaylıkla tolere edilemez. O nedenle ebeveynler; bunun kesin bir süreç olduğunu, ebeveynler olarak bir araya gelip birlikte vakit geçirseler de eş ilişkilerinin tamamen sonlandığını hissettirmelidir.

Boşanma, hem ebeveynler hem de çocuk için bir kayıp sürecidir. Ebeveynler, çocuğun kayba ilişkin verdiği yas tepkilerine alan açmalı; çökkünlük, kızgınlık, suçluluk ve benzer duygularını ifade etmelerine izin vermeli ve çocukların bu duygularını hafife almamalıdır.

Çocuklar boşanma nedenine ilişkin kendi gelişim dönemlerine paralel olarak asgari düzeyde bilgi sahibi olmalıdır. Çocukla boşanma nedenine ilişkin paylaşılan bilgiler filtre edilmeli, öğrendiğinde çocuğu travmatize edebilecek bilgiler paylaşılmamalıdır.

Çocuğun boşanma sonrasındaki yaşamına ilişkin belirsizlikler minimize edilmelidir. Çocuğun kimle birlikte yaşayacağı, diğer ebeveynle ne sıklıkta görüşeceği gibi konular belirli olmalıdır. Çocuğa ilişkin alınması gereken sorumluluklar ebeveynler arasında paylaşılmalıdır. Böylelikle çocuğun gereksinimlerinin belirsizlik nedeniyle ihmal edilmesi olasılığı azalır.

Boşanma Sürecinde Velayet

Boşanma sürecinde velayetin kimde olacağına ilişkin karar, çocuğun da tercihi göz önünde bulundurularak mahkemenin inisiyatifine bırakılmalıdır. Eşler velayet için çatışmamalı, çocuğu zorlanacağı bir seçim yapma durumunda bırakmamalıdır.

Birçok ebeveyn çocuklarını sona eren ilişkilerinde birbirlerinden mahrum etmek suretiyle bir yaptırım aracı olarak kullanılabilmektedir. Oysa bu durumda mahrum bırakılan ve cezalandırılan eski eş değil, ihmal edilen çocuğun diğer ebeveyne olan gereksinimidir. (Boşanma Süreci)

Eşler diğer eşin boşanma sonrasındaki yaşamına saygı duymalı ve kendi ile öteki arasındaki sınırı korumalıdır. Çocuk aracılığıyla diğer eşin boşanma sonrası yaşamına ilişkin bilgi ve haber sağlamaya çalışmak çocuk açısından örseleyicidir.

Ebeveynler, boşanma süreci ve sonrasına ilişkin çocuklarının ruhsallığını önemsemeli; fakat boşanma nedeniyle çocukta kısa ya da uzun vadede ruhsal sorunların görüleceğine ilişkin kaygılarını kontrol etmelidir. Ebeveynlerin bu süreçte çocuk için yeterince kolaylaştırıcı olmaları, ayrılığa ilişkin duygularına ve bu duyguların işlenmesine alan açmaları durumunda çocuklar, bu süreci ağır ruhsal örselenmeler yaşamadan atlatabilmektedir.

Çocuğun Yas Süreci

Son olarak boşanma sürecinde çocuğun yas sürecine ilişkin geçici tepkilerinin, yerini süreğen yaşantılara dönüşen davranış sorunlarına bırakması halinde ise ebeveynler çocukla birlikte bir terapiste başvurmalı ve her iki ebeveyn de psikoterapi sürecinde eşit sorumluluk almalıdır.

Uzm. Psk. Dan. Aykut BORA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir