Darbe Toplumsal Travma ve İyileşme

Darbe Toplumsal Travma ve İyileşme

Darbe Toplumsal Travma ve İyileşme

Geçtiğimiz günlerde, toplumsal bellek ve bilinç dışımızda oldukça yoğun ve yıkıcı çağrışımları olan bir darbe girişimine maruz kaldık. Girişilen ve amacına ulaşamayan bu darbe, yalnız ülkenin politik işleyişinde değil; aynı zamanda bireysel ve toplumsal ruhsal işleyişler üzerinde de örseleyici oldu. Birçok kimse yaralandı veya yaşamını yitirdi. O gece yaşananların neticeleri elbette yalnız fiziksel değildi. Yaşananlar, yalnız beden bütünlüğünü değil; aynı zamanda benlik bütünlüğünü de tehdit eden türden yaşantılardı. Hayatta kalanlar ve tanıklık edenler ruhsal bir travma ile de karşı karşıyaydı.

Ruhsal travma; en genel anlamı ile bir canlının bedensel ve ruhsal bütünlüğünün, olağandışı bir yaşantı ile tehdit altında olması ya da böyle bir tehdide tanıklık etmesi, bu tehdit nedeni ile savunma ve baş etme becerilerinin zayıflaması ya da hiç işlememesi sonucunda meydana gelen ruhsal tahribattır. Bu yönüyle travmatik yaşantı; olağan akışı bozan, çoğunlukla beklenmeyen, örseleyici, güven duygusunu sarsan, savunma ve baş etme becerilerini ketleyen bir uyarandır. Travmatik yaşantıların kısa ya da uzun vadede ruhsal işleyişte birtakım bozulmalara neden olması da kuvvetli bir ihtimaldir. İnsan eli ile kasten gerçekleştirilen travmatik yaşantılar, diğerlerine oranla insan ruh sağlığı üzerinde daha yıkıcı neticelere yol açmaktadır. Darbe de insan eli ile ve kasten gerçekleştirilen bir travmatik yaşantıdır ve yarattığı tahribat ile yalnız bireysel değil toplumsal da bir travmadır.

Travmatik yaşantılar; korku, panik, endişe, öfke, sinme, saldırganlaşma, kontrolü yitirme, güvensizlik ve çaresizlik gibi duygulara neden olur. Bu duygular, ruhsal bütünlük ve organizasyonu da bozar. Kısa vadede görülen bu tepkiler, kolaylaştırıcı diğer ruhsal faktörlerle bir araya gelince; klinik dilde depresyon, kaygı bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, uyku bozuklukları ve dissosiyatif bozukluklar gibi ifadelendirilen ruhsal bozukluklara yol açabilir. Toplumsal travma boyutunda düşünüldüğünde ise travma sonrası bireylerde meydana gelen bu ruhsal bozulmaların, toplumsal işleyişte de birtakım bozulmalara neden olması kuvvetli bir ihtimaldir. Bu yönüyle toplumsal travmaların neticeleri bireysel ve toplumsaldır, yaşananlar yalnız bireysel değil toplumsal belleğe de işlenir.

darbe toplumsal travma

Darbe gibi yıkıcı yaşantılar, toplumu travmatize ve terörize eder. Travmatize kimseler, birçok travmatik yaşantıya karşı geliştirilen ve ilkel bir savunma olan bölmeyi kullanır. Diğer bir deyişle dünyayı iyiler ve kötüler olarak ayırır. Kendisinin de içinde olduğu iyiler ile özdeşim kurarken, kötülerden korkar ve onlara karşı öfkeli ve tetiktedir. Dış dünyaya karşı güven duygusu sarsılmıştır ve bulunduğu ortamı tekinsiz kabul eder. Düşünce süreçlerinde bozulma meydana gelir, muhakeme yetisi zayıflar. Çoğunlukla olağan düşünemez, hissedemez ve davranamaz. Bu travmatize ve terörize hal, hayatta kalanların ikincil travmaların nesnesi ya da öznesi olma ihtimalini arttırır.

Oysa geçtiğimiz günlerde maruz kalınan darbe girişimi ve sonrasında hemen herkesin ortak bir duruş ve mücadele sergilemesi, bu toplumsal travmatik yaşantının yıkıcı ruhsal etkileri karşısında onarıcı bir etki yaratmıştır. Travmalara yönelik gerçekleştirilen akut ruhsal müdahalelerde ilk 72 saat oldukça önemlidir; çünkü akut stres bozukluğunun belirtileri ilk olarak bu zaman diliminde kendisini gösterir. O nedenle darbe girişimine karşı bu ortak savunma ve baş etme; travmanın yıkıcı etkileri karşısında kısa vadede önleyici, uzun vadede ise iyileştirici olmuştur. Sonraki günlerde olağan koşullarda farklı seslere sahip ideolojik oluşumların ortak bir ses ile birlikte olmaları da güven duygusu ve ortamını yeniden oluşturmuştur. Travmatize birey ve toplumların en çok gereksinim duydukları şey de budur.

Yaşanan toplumsal travma sonrasındaki bu bütünleştirici, kapsayan ve güven veren gelişmeler, beraberinde travmaya ilişkin önemli bir kavramı da akıllara getirmektedir: travma sonrası büyüme.

Travma sonrası büyüme, travma literatüründe son zamanlarda üzerinde durulan önemli bir kavramdır. Travmatik yaşantıların yıkıcı etkileri olduğu varsayımına karşılık Tedeschi ve Calhoun, kimi travmatik yaşantılar sonrasında olumlu dönüşümlerin yaşanmasının mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Geçtiğimiz günlerde hep birlikte maruz kaldığımız ve tanıklık ettiğimiz bu toplumsal travma sonrasında yaşananlar da toplumumuz açısından bir “travma sonrası büyümedir”. Bu darbe girişimi; toplumsal belleğimize ve bilinç dışımıza yıkıcılığı ile olduğu kadar, bütünleştiriciliği ile de işlenecektir.

Bu toplumsal travma, bizlere farklı seslerimize rağmen aynı piyanonun farklı tuşları olduğumuzu hatırlatmıştır. Bu bütünleştirici ve güven veren halin olağan yaşam koşullarında da sürmesi dileğiyle.

Aykut Bora

Self Psikoloji Akademi