Eş Seçimi Konusunda Nelere Dikkat Edilmelidir

Eş Seçimi Konusunda Nelere Dikkat Edilmelidir

Eş Seçimi Konusunda Nelere Dikkat Edilmelidir

Eş seçimi insan hayatındaki en önemli kararlardan biridir.  Eş seçme kararıyla birey, bundan sonraki yaşamını nasıl ve kiminle sürdüreceğine, kimden çocuk sahibi olacağına, çocuğunu kimle birlikte yetiştireceğine de karar vermiş olmaktadır.

Eş seçimi kararının aşamaları şu şekilde tanımlanmaktadır:

  • Kişi öncelikle kendini çok iyi tanımalıdır.
  • Kişi evlenmeyi düşüneceği kişiyle ilgili özellikleri tanımlamalıdır.
  • Kişi evlenmeyi düşüneceği kişide olmasını ve olmamasını istediği özellikler ile karşısındaki kişinin bu özelliklere ne ölçüde sahip olup olmadığını değerlendirmelidir.

Eş seçiminde iki temel ilke vardır: Benzerlik ilkesi ve Bütünleme İlkesi

Benzerlik ilkesine göre;  sınırlı bir bireyler grubu içinde yaş, ırk, din, etnik köken, toplumsal sınıf, eğitim ve kişilik benzerliklerine dayanılarak seçim yapılır. Benzerlik ilkesi; benzerlerin birbirini çektiği gerçeği üzerine kurulmuştur.

Buna karşılık Bütünlenme ilkesi; eşlerin özellikle kişilik açısından farklı ve tamamlayıcı özellikleri nedeniyle seçildiğini savunur. Bu ilke karşıtların birbirini çektiği gerçeğine dayanmaktadır. Araştırmalar hangi ilkenin daha çok uygulandığını ortaya koyamamıştır. Ancak benzerlik ilkesinin daha geçerli olduğu yolunda izlenimler vardır. Bu ilkenin daha geçerli olması, böyle bir seçimin sosyo-ekonomik sınıf, din, eğitim gibi alanlarda daha az çatışmaya yol açması, özellikle evliliğin ilk yıllarında karşılıklı toplumsallaşma sürecinin daha kolay olması nedeniyle olabilir. Ayrıca ana baba isteği ve toplumsal baskı da benzerlik ilkesi doğrultusundadır. Psikolojik gelişim, cinsel çekim ve aşk etkenleri de evliliği çağrıştırır. Karşı cinsten, aşağı yukarı aynı yaşta, fiziksel çekiciliği olan herhangi birine karşı heyecansal uyanış aşk olarak yorumlanabilir. Evlilik kararı ise romantik bir aşka bağlı olarak alınmaz, mutlu ya da mutsuz sonuçlara katlanmayı içeren sevme kararına dayanılarak alınır.

eş seçimi

Kadın veya erkek eş seçme sürecinde farklı psikolojik ve fiziksel özelliklerden etkilenmektedirler. Eş seçme ile ilgili literatür incelendiğinde; kadınların potansiyel eşlerinin ekonomik ve sosyal kaynaklardan yararlanma gücüne, erkeklerin ise kadınların fiziksel çekiciliğine görece daha fazla önem verdikleri anlaşılmaktadır. Ancak, kadınlar ile erkeklerin her ikisi de zenginlik ve fiziksel çekiciliğe önem vermelerine karşın her cinsin bu kavramlara yükledikleri önem farklılık göstermektedir.

Eş seçiminde bireyin sahip olduğu inançlar da önemlidir. İnançlar, duyguları ve davranışları etkiler ve bu durum da ilişkideki doyum düzeyini belirler. Eş seçimiyle ilgili sınırlandırıcı inançlar; kişinin ne zaman kiminle evleneceğiyle ilgili seçimlerini, uygun bir eş bulma konusunda gösterilen çabaları, eş seçimiyle ilgili problemler için alternatif çözüm yollarını sınırlandıran ve engelleyen kişisel inançlar olarak ifade edilmiştir.

Evliliğe hazırlanma ve eş seçimiyle ilgili mitleri (gerçek olduğuna dair bir kanıt olmamasına rağmen, yaygın olarak kabul edilen inançlar) destekleyecek hiçbir bilimsel kanıt olmamasına rağmen, birçok insan bunlara inanır. “Sevgi yeterlidir”, “Birlikte yaşama bizi evliliğe hazırlar” ve “Evlenilecek muhteşem kişiyi bulana kadar evlenmemeliyim” gibi mitler bireyin kendini, eşini veya evlilik konusundaki kararlarını çok fazla sorgulamasına yol açtığından kişinin evlenmek için yanlış kişiyi seçmesine neden olabilmektedir.

Eş seçimi ile ilgili araştırmaların sonuçları değerlendirildiğinde; eş seçiminde sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyin yüksek ya da düşük olmasının önemli olduğu, evlilik öncesi flört yapmanın, kişilerin yaşadığı çevreye göre özellik kazandığı ve eş seçiminin kişilerin kendileri tarafından yapılmasının daha uygun olması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca erkeklerin fiziksel özelliklere ve manevi değerlere; kızların ise evlilik ilişkisinin boyutuna önem verdiği saptanmıştır. Evlilik kelimesi denilince, önem sırasına göre; sorumluluk, yuva kurma ve arkadaşlık olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanında erkeklerin yemek yapma, bekaret, yuva arzusu ve güzelliği önemsediği, kızların ise zeki olma özelliğini istedikleri görülmektedir. Evlilik öncesi tanışmanın, evlilikte uyum konusunda önemli faktör olduğu da yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlar olarak değerlendirilmiştir.

Evliliklerdeki mutsuzluğun artışı ve onun ardından gelen olumsuz sonuçlar, başarısız evliliklerin nedenlerini incelemeyi zorunlu hale getirmiştir. Araştırmalar gerçekçi olmayan evlilik inançlarının, yakın ilişkilerdeki doyumu azaltma eğiliminde olduğunu göstermiştir. İnsanlar evlilik ilişkisine çok farklı beklentilerle ve inançlarla başlarlar. Gerçekçi olmayan evlilik beklentileri ve inançları evlilik ilişkisinde sorunlar yaşamasına neden olur.

es secimi

Eş seçimi konusunda bireylerin kabul ettikleri dokuz sınırlandırıcı inançtan bahsedilmektedir. Bunlar:

  • “Yalnız tek bir ideal eş vardır”: Bu inanca sahip kişi, dünyada evlenebileceği tek ve yalnızca bir doğru kişi olduğunu düşünür.
  • “Mükemmel eş”: Bu inanç evlenilecek mükemmel bir eş bulana kadar evlenmemeliyimi ifade eder.
  • “Mükemmel İlişki”: Bu inanç evlenmeden önce ilişkimizin devam edeceğini ispatlamalıyız şeklinde ifade edilir.
  • “Daha fazla gayret etmeliyim”: Bu inanç yeterince gayret sarfedersem evlenmek için seçtiğim kişiyle mutlu olabilirimi ifade eder.
  • “Sevgi yeterlidir”: Bu inançtaki bir kişi birisine aşık olmanın o kişiyle evlenmek için yeterli bir neden olduğunu düşünür. Evlilikte sevgi önemlidir, fakat tek başına yeterli değildir.
  • “Birlikte yaşamak”: Bu inanç kişinin evlenmeden önce evleneceği kişiyle birlikte yaşarsa, evlilikte mutlu olma şansını artırabileceğidir.
  • Tamamlayıcı olmayan”: Bu inançtaki bir kişi, kişisel özellikleri kendisinden farklı olan birisini evlenmek için seçmelidir düşüncesine sahiptir.
  • “Seçim yapmak kolay olmalı” mitinde bir eş seçmenin kolay olması gerektiğine ve eş seçiminin tesadüfen ve şans eseri olduğuna inanılır. Böyle bir kişi, evlenme amacıyla kişileri birbirine yaklaştıracak çeşitli sosyal ortamlara ve etkinliklere katılma ve hazırlık yapmayı düşünmek yerine, ilk görüşte aşık olmayı ve şans eseri bir yerlerde karşılaşmayı bekler.

 Mutlu ve sağlam bir evlilik iki ayrı kişinin birbirini bütünlemesiyle gerçekleşebilir. Eşlerin “bütüncül uyumu” olarak tanımladığı bu durum değişik boyutlarda karı kocanın karşılıklı iletişim ve etkileşimde uyum göstermesidir. Bu uyumun boyutları ise aşağıdaki belirtilen şekilde tanımlanmaktadır:

  • İnsan insana ilişki kurmada uyum,
  • Ruhsal yaşantıda uyum,
  • Topluluk içinde birlikte uyum,
  • Eşlerin varlık gösterimlerinde, karşılıklı tutum ve davranışlarında uyum,
  • Birbirlerini tamamlamada ve bütünleşmede uyum,
  • Cinsel davranışta uyum,

Eğer insanlar seçtikleri eşle yukarıda sayılan boyutlarda uyum gösterebileceklerse, eş seçiminde yerinde bir karar verildiği söylenilmektedir.

 Banu Bekçi Aytekin

Kaynakça:

  1. Ceylan, F.G.(1994). “Üniversite Öğrencilerinin Eş Seçimindeki Tercih ve Beklentileri. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi”, Cumhuriyet Üniversitesi.
  2. Farajzadeh, N.(2011). “Türk ve İranlı Üniversite Öğrencilerinin Eş Seçimi ile İlgili Görüşleri” Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi”, Gazi Üniversitesi.
  3. Güngör,H.C., Yılmaz M.,Çelik, S.B.(2011). “Romantizm ve Eş Seçimi Tutum Ölçeğinin Uyarlanması: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması”. Türk Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Dergisi,4(36),180-190.
  4. Yıldırım, İ. (2007). “Üniversite Öğrencilerinin Eş Seçme Kriterleri”. Türk Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Dergisi, 3(27),15-30.