Erkeklerde Cinsel İstek Bozukluğu

Erkeklerde Cinsel İstek Bozukluğu

Erkeklerde Cinsel İstek Bozukluğu

Sağlıklı bir cinsel yaşam; istek, uyarılma, orgazm ve çözülme olarak tanımlanan dört evreden meydana gelir. Kadın ve erkek cinselliği arasındaki farkları anlamak üzere yürütülen çalışmalar, istek evresinin erkekler açısından daha önemli olduğunu bildirse de cinsel bir yakınlık kurmayı “istiyor” olmak her iki cinsiyet için de oldukça önemlidir. Bu çalışma kapsamında erkeklerde cinsel isteksizlik ele alınacaktır. 

Yaş ile birlikte daha çok tıbbi nedenlere bağlı olarak her iki cinsiyette de cinsel istekte bir azalma yaşanabilir. Yaşa bağlı olarak cinsel istekte meydana gelen azalma, çiftler tarafından tolere edilebilirken; genç ve orta yaş yetişkin çiftlerde cinsel ve ilişkisel sorunları da beraberinde getirebiliyor.

Cinsel isteksizlik, her zaman müdahale edilmesi gereken bir cinsel sorun olmayabilir. Geçici nedenlerden ötürü, tıbbi bir etken olmaksızın erkek ya da kadın, cinsel yakınlık kurmak istemeyebilir. Çoğu zaman bu geçici isteksizlik hali, eşin ya da partnerin anlayışlı tutumları sayesinde kendiliğinden ortadan kalkabiliyor. Azalmış cinsel isteğin, çiftin cinsel ve duygusal doyum sağlamalarının önüne geçmesi ve ilişkiyi tahrip etmesi halinde ise bir uzmana başvurulmalıdır. Profesyonel destek almak üzere başvuran danışanın öyküsü alınırken genel bir tıbbi durumun varlığından şüphe edilirse önce bir hekime yönlendirilir. Yapılan muayene sonrasında cinsel istekte meydana gelen azalmaya etken tıbbi bir durum söz konusu değilse süreç içerisinde etken olması muhtemel psikososyal faktörler araştırılır.

Birçok cinsel sorunun yaşanmasında etkili olan yanlış inanışlar, erkeklerde cinsel isteksizlik hususunda da varlığını gösteriyor. Cinsel etkinliğin daima erkek tarafından başlatılması gerektiğine, erkeğin cinsel etkinliğe her zaman hazır olduğuna dair inanışlar, erkek cinselliğine önemli bir toplumsal anlam yüklemektedir. Erkeklerde görülen cinsel sorunlarda önemli bir etken olan performans kaygısının yaşanmasında erkek cinselliğine atfedilen bu yanlış inanışların payı büyüktür. Oysa erkekler de kadınlar da farklı nedenlerden ötürü cinsel etkinlikte bulunmayı istemeyebilir ve buna daima hazır olmayabilirler.

Diğer cinsel işlev bozukluklarında olduğu gibi cinsel istek bozukluğunda da sorunun durumsal yani yalnız partnerle sınırlı ya da genellenmiş tüm partner ve uyaranlara karşı olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır. Özellikle uzun yıllar birlikte olan çiftlerde partnere duyarsızlaşma söz konusu olabiliyor. Uzun süren ve tekdüze bir cinsel yaşam, çiftlerin birbirlerine karşı hissettikleri cinsel ve duygusal yoğunluğu azaltabiliyor. Daha katı sınırlarda yaşanan, fantezilerin olmadığı ya da paylaşılmadığı, mekanik bir ritüel olarak gerçekleşen cinsel yaşam, cinsel isteğin ve ilişki sıklığının azalmasına neden olabiliyor.

Partneri Çekici Bulmama

Partnerin cinsel sorunları, partneri çekici bulmama, aldatma, cinsel sapkınlıklar, depresyon ve kaygı gibi psikiyatrik bozukluklar, yakınlık ve ilişkiye dair sorunlar, katı dini inanışlar; azalmış cinsel istekte etken olabilecek psikososyal faktörlerdendir. Azalmış cinsel isteğin başladığı zaman dilimi ve eşlik eden yaşantıların tespit edilmesi, yaşanan bu cinsel sorunun hangi faktörlerden ileri geldiğinin anlaşılmasını da kolaylaştırır.

Konuya dair kaleme alınanlarda ihmal edilen bir diğer etken ise cinsel yönelimdir. Gizli eşcinsellik olarak da tanımlanan, kişinin eşcinsel eğilimlerini bastırarak toplumsal baskılar nedeniyle evlenmesi sonrasında eşine karşı cinsel isteğinde azalma ve tamamen ortadan kalkma meydana gelebilir. Bu durumda cinsel işlev bozukluğundan söz etmek doğru olmayacaktır. Bu, kişinin cinsel yönelimi ve arzu nesnesi seçimiyle ilgilidir.

Birçok erkek tarafından kabul edilmeyen ya da hafife alınan erkeklerde cinsel isteksizlik, yaşadığı ilişkinin kalitesini düşürmekte ve partneriyle cinsel ve ilişkisel sorunlar yaşamasına neden olabilmektedir. Yardım alınmada geç kalınırsa bu durum, ereksiyon sorunları ve erken boşalma gibi diğer cinsel işlev bozukluklarının eşlik etmesiyle daha kompleks bir duruma dönüşme riski taşımaktadır.

Aykut Bora

Self Psikoloji Akademi