Kadınlarda Cinsel İstek ve Uyarılma Bozukluğu

Kadınlarda Cinsel İstek ve Uyarılma Bozukluğu

Kadınlarda Cinsel İstek ve Uyarılma Bozukluğu

Cinsellik, sağlıklı yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Yaygın olarak rastlanan cinsel sorunlardan biri de cinsel isteksizlik ve uyarılma güçlüğüdür.İnsan yaşamında önemli bir haz ve doyum kaynağı olan cinsel yaşantılar, zaman zaman farklı etkenlerden dolayı sekteye uğramakta ve kişi, birtakım cinsel sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. 

Kadınlarda görülen cinsel isteksizlik ve uyarılma bozukluğu, içten ya da dıştan gelen cinsel uyaranlara yeterli ruhsal ve genital tepkinin verilmemesi ve cinsel etkinliği başlatma ya da partnerinin başlatma girişimi karşısında isteksiz davranılması olarak tanımlanabilir. Bu cinsel isteksizliğin nedeni ruhsal, fiziksel ya da fiziksel-ruhsal olabilir. Özellikle cinsellikte beden ve ruh bir bütündür ve kimi zaman cinsel sorunun nereden kaynaklandığına ilişkin kesin bir ayrım yapmak zordur. Yine de kişinin yaşadığı cinsel istek ve uyarılma bozukluğunun ruhsal bir nedenden kaynaklandığına karar verilebilmesi için uzman hekim muayenesine ihtiyaç duyulur. Tıbbi muayenenin ardından organik kökene bağlı bir etken söz konusu değilse cinsel istek ve uyarılma bozukluğuna neden olabilecek ruhsal süreçler araştırılır.

Ekonomik Sıkıntılar

Cinsel isteğin azalması ve uyarılmanın yeterli düzeyde gerçeklememesine birçok ruhsal etken neden olabilir. Bu etkenler kişinin aktüel yaşamıyla ilgili olabileceği gibi geçmiş dönem yaşantılarından da kaynaklanıyor olabilir. Çocukluk ve gençlik dönemindeki ebeveynler ile olan ilişki, cinselliğin bastırıldığı bir ailede büyümek, çocukluk çağı cinsel istismarı ve ilişkili travmalar, kadında cinsel istek ve uyarılmaya ilişkin sorunların yaşanmasında etkili olan geçmiş dönem ruhsal etkenler arasındadır, Diğer yandan partner ile yaşanan ilişkisel sorunlar, bir yakının kaybı, işten çıkarılma, taşınma ve uyum sorunları, ekonomik sıkıntılar gibi aktüel etkenler de cinsel istek ve uyarılmada bir kayba neden olabilir.

Özellikle depresyon gibi dış dünyaya karşı ilginin oldukça azaldığı ve kaybolduğu ruhsal sorunların eşlik etmesi, cinsel etkinliklere ilişkin istek ve uyarılmayı da azaltabilmektedir.

Cinsel istek ve uyarılma bozukluğu nedeniyle sunulacak olan ruhsal destek hizmetinin planlanmasında bu durumun cinselliğin aktif olduğu ilk dönemlerden itibaren mi yoksa belirli bir dönemde mi başladığının bilinmesi önemlidir. Diğer yandan cinsel istek ve uyarılmada yaşanan sorunların kadının mevcut partneriyle sınırlı olup olmadığı anlaşılmalıdır.

Her ne kadar cinsel sorunlara ilişkin tanısal birtakım kategoriler oluşturulsa da her insanın cinselliği özneldir. Bu nedenle yaşanan cinsel sorun da çok yönlü ve kişinin kendi ruhsal gerçekliği ekseninde değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme yapılırken cinselliğin yalnız davranışlardan oluşan, mekanik ve performansa dayalı bir etkinlik olmadığı; içinde sevgi, sıcaklık, hoşgörü, empati, saygı, heyecan ve keyif içeren bir paylaşım olduğu unutulmamalıdır.

Aykut Bora

Self Psikoloji Akademi