Postmodern Bağımlılıklar Ekseninde Teknoloji Bağımlılığı

Postmodern Bağımlılıklar Ekseninde Teknoloji Bağımlılığı

Postmodern Bağımlılıklar Ekseninde Teknoloji Bağımlılığı

BiPosrçok disiplinde olduğu üzere psikoloji ve psikiyatride de kavram ve yaklaşımlar güncelden etkilenebilmektedir. Kimi kavram ve yaklaşımlar zamanla popülarite ve geçerliğini kaybederken kimi kavram ve yaklaşımlar, bilim ve teknolojideki gelişme ve değişimlere paralel olarak farklı disiplinlerde kaçınılmaz olarak yer alabilmektedir. Teknoloji bağımlılığı da bu gelişme ve değişimlere bağlı olarak literatürde yerini alan, bilim insanları ve klinisyenlerin sıklıkla karşılaştığı bir olgu olarak karşımıza çıkmakta. [ pedagog ]

Genel tanımıyla bağımlılık, kişiye ortamda bulunmasıyla genel bir iyilik hali ve rahatlama hissettiren, yoksunluğunda ise bedensel ve ruhsal açıdan kompulsif (zorlayıcı) sonuçlar doğuran, canlı cansız her şeyle kişinin saplantılı ilişkisi olarak tanımlanabilir. Bu saplantılı ilişki, kişinin toplumsal ve mesleki işlevselliğini bozmaktadır. Alkol ve madde bağımlılıkları, alanda en sık karşılaşılan bağımlılık türü olmasına rağmen, genelde teknoloji bağımlılığı; özelde ise internet bağımlılığı son zamanlarda klinisyenlerin sıklıkla karşılaştığı bağımlılık türüdür. Yeni basımı henüz kullanılmaya başlayan DSM-V’ te (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) psikiyatrik bir bozukluk olarak yer verilmemesine rağmen birçok klinisyen internet bağımlılığı için tanı ölçütleri önermektedirler.

Farklı klinisyenler tarafından farklı yönlerine değinilerek önerilen tanı ölçütlerinin genel hatları şöyle çizilebilir:

1. İnternet kullanımına çok uzun sürelerin ayrılması.

2. İnternet kullanımının kontrol altına alınma çabalarının başarısızlıkla sonuçlanması.

3. İnternete ayrılan sürenin giderek artması ve artışa rağmen sürenin yetersiz gelmesi.

4. İnternet kullanımını azaltma ya da bırakma girişimlerinde ağır yoksunluk belirtileri gösterme.

5.  Yoğun internet kullanımının kişinin toplumsal ve mesleki işlevselliğini bozması.

Genel hatlarıyla birlikte belirlenen tanı ölçütlerine rağmen bazı klinisyenler, internet bağımlılığının varlığını belirlemek üzere detaylarla meşgul olunması yerine kişinin sanal ile realite arasında kurduğu dengenin irdelenmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Aynı klinisyenler, kişinin realiteden ve gerçek yaşantısından uzaklaşıp sanal ve dijital dünyada kaybolmasının, tanı ölçütlerini karşılayıp karşılamadığına bakılmaksızın müdahale gerektirdiğini ifade etmektedirler.

Bağımlılıkların ortaya çıkma süreci; “kullanım, yoksunluk, kompulsivite” yönündedir. İnternet bağımlılığında ise gelişim süreci; “kullanım, sorunlu kullanım, bağımlılık” yönündedir. İnternet bağımlılığında bağımlılıların fazlaca meşgul oldukları; “aşırı oyun, cinsel uğraşlar ve sosyal medya/mail kullanımıdır. İnternet bağımlılığında tedavi arayışları ve tedaviye başvurma genelde bağımlı kişinin ailesi ve yakınları tarafından gerçekleştirilmektedir. Teknoloji ve internet bağımlılığı olan kişiler, başlangıçta bunun bir sorun olmadığını söyler ve tedaviye karşı yoğun bir direnç gösterirler. Bir süre sonra bunun bir sorun olduğunu kabul eden pasif bir itaat dönemi yaşarlar ve tedavi için klinisyenlerle işbirliğine girerler. Medikal müdahaleler, bireysel/grup terapiler ve aile rehberliği sonucunda internet bağımlılığı ortadan kalkabilecek bir sorun olarak görülmektedir. Bilişsel-Davranışçı terapiler yardımıyla kişinin yoğun internet kullanımına dair düşünce, duygu ve davranış paternlerinde farkındalık ve değişim sağlanarak, kişinin sosyal yaşamı düzenlenerek, aile ve yakın çevresi süreç hakkında bilgilendirilerek ve sürece dahil edilerek internet bağımlılığının tedavisi sağlanmaktadır. Bununla birlikte medikal müdahale ve ilaç kullanımı sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.

Tedavi sürecinde klinisyenler tarafından düşülmesi gereken muhtemel hatalar şöyle sıralanabilir:

1. İnternet bağımlılığının yalnızca psikolojik etkenlere bağlı olduğunun düşünülmesi ve medikal müdahalenin göz ardı edilmesi.

2. Kişinin bağımlılığından ötürü eleştirilmesi.

3. Sabırsız davranılması.

4. Bağımlının aile ve yakınlarının tedavi sürecine dahil edilmemesi.

5. İnternet bağımlılığı tedavisinin, internet kullanımının tamamen yasaklandığı bir yönteme dayalı olduğunun sanılması.

Çocuklar, yetişkinlerle birlikte teknoloji bağımlılığı konusunda hassasiyet gösterilen bir diğer popülasyondur. İnternet ve bilgisayar oyunları bağımlılığı, çocuklarda en sık rastlanan teknoloji bağımlılıkları arasında sayılabilir. Çocuklarda görülen teknoloji bağımlılıkları sosyalleşme ve arkadaş grupları arasında kabul görme motivasyonlarından ileri gelmektedir. Ebeveynler, eğitimciler ve kimi klinisyenler, özellikle şiddet içeren bilgisayar oyunlarının etkileri hususunda kaygılanmaktadır. Şiddet içeren oyunların çocukların saldırgan davranışları model almalarına yol açabileceğinden endişe etmektedirler. Diğer yandan kimi klinisyenler, haberlerin ve şiddet içeren web sitelerinin şiddet içeren bilgisayar oyunlarından daha tehlikeli olduğunu ileri sürmekteler. Bu savlarına dayanak olarak ise çocukların bilgisayar oyunlarının, haberlerden daha az gerçek olduklarının farkında olduklarını göstermekteler. Bu klinisyenler, şiddet içeren bilgisayar oyunlarını, çocukların saldırgan duygularını ifade etme araçları olarak görmektedirler. Bununla birlikte eğitici niteliğe sahip öğretici ve stratejik/analitik düşünmeyi gerektiren bilgisayar oyunlarının çocuğa farklı ilgi alanları tanıtabileceği ve mevcut yeteneklerini geliştirme imkanı sunabileceği ileri sürülmektedir. Özellikle çoklu oyuncularla online olarak oynanan oyunlarda çocukların liderlik, planlama ve problem çözme konularında kendilerini ifade etme ve geliştirmelerinin mümkün olduğu düşünülmektedir.

Teknoloji Bağımlılığı

Teknoloji bağımlılığı ve türevlerinin çocuk üzerinde olumlu etkileri ile birlikte yaratabileceği potansiyel tehlikelerin önüne geçilebilmesi adına bilgisayar ve diğer teknolojik cihazları çocuğun odasında bulunmaması ve kullanımlarının ebeveynlerin kontrolünde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Çocuklarda teknoloji ve türevlerine karşı bir mantık ve realite süzgecinin oluşturulması karşı karşıya kalınması muhtemel problemlerin önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte aileler çocuğun oynadığı oyunu, çocukla birlikte oynayarak olaylara onun penceresinden bakabilmelidir. Çocuğu oyun oynarken izlemek ve oyunu öğrenmeye çalışmak hem ebeveynin çocuğun teknoloji kullanımı üzerinde bir denetim sağlarken hem de çocuğun kendisini ifade etmesini kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak teknoloji, lehte ya da aleyhte taraf olunması gereken bir alan olmaktan ziyade kullanımının insan hayatını kolaylaştırması ve yaratabileceği tehlikelerin önüne geçilmesi gerektiği konularda düşünülmesi gereken bir alandır. Teknoloji ve türevlerine bağımlılık durumlarının gelişmesi halinde ise atılması gereken ilk adım, bir ruh sağlığı profesyonelinin kapısının çalınmasıdır. Prof. Dr. Kültegin ÖGEL’in de belirttiği gibi “Gidişi nostalji değil; doğal reaksiyon durduracaktır.”

NOT: Bu çalışmanın hazırlanmasında 26-27 Ekim 2013 tarihlerinde düzenlenen 2. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresine katılan Prof. Dr. Garry SMALL, Dr. Michael RICH, Prof. Dr. Tao Ran, Gerard JONES, Prof. Dr. Bengi SEMERCİ, Prof. Dr. Kültegin ÖGEL ve Dr. Cherly OLSON’un sunumlarından yararlanılmıştır.

Aykut Bora

Self Psikoloji Akademi